Fotoğraf: Evrensel

'Doğulu'nun 'Batı'daki dramı

Diyarbakır'dan, Antep'ten Batı'ya, İzmir'e geldiler; tarlalarda çalışmak için. Ahırda kaldıkları, günde 10 saat çalıştıkları 20 günün ardından, ellerine dönüş parası bile geçmedi. "Bu ayrımcılık neden?" diye soruyorlar...

'Doğulu'nun 'Batı'daki dramı
Erol Teslim
"Hayvan gibi muamele gördük" diyor, yirmi gün bir ahırda yaşayıp, gün boyu tarlada ter döken Kürt ırgatlar. Sonra da 62 yevmiye karşılığı eline 51 milyon tutuşturulan Şehmuz Karan gibi kovulmuşlar. "İnsanlar dürüst değil, insanlık adına birşey kalmamış" diyorlar, Doğulu oldukları için ezildiklerini, ayrımcılık yapıldığını anlatıyorlar, bir karpuz parasına 10 saat çalıştıklarını söylüyorlar. Yaşadıkları kötü günlerin ardından geldikleri yere, Diyarbakır'a, Antep'e dönerken söyledikleri; "Biz utanmıyoruz, devlet utansın" oluyor.
Onlarla geri dönüş yolunda, İzmir'in Menemen ilçesindeki tren istasyonunda konuştuk. Genç, yaşlı, çoluk çocuk, ekmek parası için düşülen yolculuğun, erken gelen finalinde... 20 gün olmuş Batı'ya geleli, kimi Antep'ten, kimi Diyarbakır'dan. Gelişe aracılık eden ağaların, dayıların, çavuşların kendilerini sürükle aşağıladığını anlatıyorlar. Bir kısmı parasını hiç alamamış, bir kısmının eline çalışılan her gün giderek azalan paraları yevmiye diye sıkıştırmışlar. "Bir domates bir ekmek, 20 gün sadece bunu yedik" diyorlar.
Bu ayrım neden?
Şehmuz Karan beş çocuk babası, Diyarbakır'dan gelmiş. İki çocuğu ortaokula devam ediyor, diğer ikisi de ortaokul terk, en küçükleri okula gitmiyor. İlk başladıkları işte üç buçuk milyon lira yevmiye verdiklerini, daha sonra geçen senenin fiyatı olan iki milyon yediyüzelli bin liranın bile altında, iki milyon yüzellibin lira verdiklerini anlatıyor. Çavuşlar, dayıbaşları, ağaların bir olup amelenin kanını emdiğini söyleyen Karan, "Ağalar bize verdikleri sözde durmadılar. 62 yevmiyeye karşılık, sadece 51 milyon lira aldım. Diyarbakır'da seyyar satıcılık yapıyordum bununla geçiniyordum. Buranın insanları dürüst değil, insanlık adına birşey kalmamış. Güneydoğunun insanları eziliyor, kimliğimizden dolayı bu ezikliği yaşıyoruz" diyor.
Biz değil, devlet utansın!
Uğradıkları haksızlıklara rağmen haklarını arayamadıklarını belirten Karan, "Ankara'ya gidecek paramız yok ki, adaletin olup olmadığını büyüklere soralım. Bunlar ırk ayrımı yapıyor, Türk - Kürt kardeştir. Bu ayrım neden?" diye soruyor.
Antep'te milli piyango bileti satan Mehmet Yıldız da, çoluk çocuk demeden eşyalarını toplayarak tutmuş Menemen'in yolunu. "Geçinemediğimiz için 1200 kilometre katedip buralara geldik, gelmez olaydık" diyen Yıldız, elleri boş dönmek zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Günde on saat çalıştıklarını, ama bir karpuz parası kadar yevmiye alabildiklerini söyleyen Yıldız, "Bir kişinin akşama kadar çalıştığı, karın doyurmuyor. Biz utanmıyoruz, devlet utansın" diyor.
Dönüş parası yok
20 kişiyle geldikleri Antep'e dönebilmek için yol parası bulamadıklarını anlatan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Tren istasyonuna kendimizi zor attık. Yüksek makamlardan bizim hakkımızın araştırılmasını istiyoruz. Devlet bir kuruluş vermiş buralara, neredeyse bizim hakkımızı araştırsın. Bize iki buçuk milyon verdiler, üç öğün boğazımız üstümüzde. Bu parayı ne yapalım? Bakanlık, hükümet, devlet var ise de, yok ise de hakkımızın araştırılmasını istiyoruz".
www.evrensel.net