Tarihe karşı suç işleniyor

Tarihe karşı suç işleniyor

Birecik Barajı'nın kurulması ile birlikte Belkıs Harabeleri olarak bilinen Zeugma yani tarih, her gün 20 santim sular altında kalıyor. Kamuoyunun duyarlılığı sayesinde gündeme gelen Zeugma'nın kurtarılması, şimdiye kadar tarihi görmezden gelen yetkililer yüzünden birkaç aya sığdırılmaya çalışılıyor.

Tarihe karşı suç işleniyor
"Belkıs Harabeleri" olarak bilinen Zeugma, Halfeti ve Hasankeyf... Bu üç bölge, barındırdıkları tarih ve doğal değerler ile birlikte sular altında kalıyor. Şimdiye kadar bu soruna duyarsız kalan devlet yetkilileri, kamuoyunda oluşan duyarlılık üzerine, tarihi eserleri kurtarma çabasını birkaç aya sığdırmaya çalışıyor. Baraj gölündeki su her gün 20 santim yükseliyor çünkü.
Kurtarma çalışmaları nedeniyle erteleme bir yana, bölgeyi sular altında bırakacak olan Birecik Barajı'nın çevreye ve tarihe vereceği zarara değip değmeyeceği de tartışma konusu. Birçok tarihi eseri ve kenti sular altında bırakacak olan baraj, aynı zamanda bu şehirlerde oturan insanların geçim kaynağı olan meyvelikleri ve fıstık ağaçlarını da yok ediyor. İstimlak edilmesi ile boşaltma kararı çıkartılan bu yerleşim yerlerindeki insanlar emek verip yetiştirdikleri ağaçları kesmek, yıllarca içinde yaşadıkları evleri de yıkmak zorunda kalıyor.
Fıstık üreticilerinin hiç değilse bu yıllık ürünlerini almalarına dahi izin verilmiyor. İstimlak bedeli olarak ise, ağaç başına sadece 50 milyon lira veriliyor. Üstelik buradan göçmek zorunda kalan insanları tek tip evlerden oluşan çorak bir bölgeye yerleştiriyorlar.
Zeugma ve Hasankeyf kurtarılmalı
TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu'nun "GAP'ta Uygarlık Sınavı" adıyla düzenlediği forumda, Zeugma ve Hasankeyf'in geleceği tartışıldı. Oda Genel Başkanı Oktay Ekinci, Arkeolog Nezih Başgelen, Gaziantep Üniversitesi'nden Dr. Rıfat Ergeç ile ilgili uzmanların katıldığı forumun ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, Zeugma ve Hasankeyf'te yaşananların "tarihi eserlerin yok edilmesi suçu" olduğu belirtilerek, Zeugma'daki kurtarma kazıları için arkeologlara yeterli süre ve ekipman sağlanması, Ilısu barajlarının yeniden projelendirilmesi istendi.
Mezarlar taşınıyor
Bu bölgede uzun yıllar araştırma yapan Arkeolog Nezih Başgelen'in bölgeye ilişkin gözlemleri de, Zeugma'daki tarihin insafsız bir biçimde yok edildiği yönünde. Özellikle bu yok oluşu fotoğraflarla belgelediklerini ifade eden Başgelen, bu yok oluşun tarihi, ağaçları, insanların yaşamına dair ne varsa hepsini ve hayvanları kapsadığını belirtiyor. Bu bölgedeki insanların fıstık ağaçlarıyla geçindiğini belirten Başgelen, bir ağacın en az 20 yıl sonra ürün vermeye başladığına ve ömrünün ancak 150 sene olduğuna dikkat çekiyor.
Her biri tarihi değere sahip olan evleri ise insanların kendilerinin yıkmak zorunda kaldıklarını anlatan Başgelen, bu evlerde bulunan kabartmaların ve tarihi dokunun sular altında kalacağını söylüyor. Yıllarca yaşadıkları bölgeden göçmek zorunda kalan bölge halkının mezarlarını da beraberlerinde götürdüklerini anlatan Başgelen, mezarların açıldığını ve ölülerin buradan alınarak su altında kalmayan yerlere gömüldüğünü belirtiyor.
Muhatap bulunamıyor
Yıllarca, bölgede kamu hizmeti veren Arkeolog Rıfat Ergeç de, burada bir kültür mirasının bulunduğunu ve bunun kurtarılması gerektiğini söylüyor. Batılı ülkelerin yıllarca burada bulunan tarihi ülke dışına kaçırdığına dikkat çeken Ergeç, bu mirasın kurtarılması için harekete geçtiklerini, ancak yap-işlet-devret modeli nedeniyle karşlıklı konuşabilecekleri bir muhatap bulamadıklarını belirtiyor. Önemli olanın bölgede bilimsel bir çalışmanın başlatılması olduğunu anlatan Ergeç, devletin bölgedeki tarihin kurtarılması için proje istediğini ve harekete geçme taahhüdünde bulunduğunu kaydediyor.
Suç işleniyor
Arkeolog Besim Çeçener, hukuki olarak tarihi eserlere dokunulamayacağını ve buna dokunan devlet dahi olsa suç işlemiş olduğunu belirtiyor. İdare mahkemelerinin yaptığı değişikliklerle belirli yerleri tarihi eser olmaktan çıkarttığını ifade eden Çeçener, bunun yasalara aykırı olduğunu söylüyor. Tarihi bölgelerin devlet tarafından istimlak edilebileceğini sözlerine ekleyen Çeçener, "İstimlak edebilir, ancak bunu yok etmek için yapamaz. İstimlak sonrası yok eden devlet dahi olsa suç işlemiş olur" diyor.
www.evrensel.net