Yüce Divan örtüsü

Hükümetin son iki haftasının görünür yüzüne "Yüce Divan krizi" damgasını vurdu. Bu süreçte, restleşen partilerin hükümet olarak IMF programını kol kola uygulamaya devam etmesi gözden kaçmıyor.

Yüce Divan örtüsü
Hükümeti oluşturan partiler, IMF politikalarıyla perişan ettikleri emekçi kesimlerin tepkilerini Yüce Divan manevralarıyla gölgelemeye ve geçiştirmeye çalışıyor. Sosyal güvenliğin tasfiyesinden, dışa bağımlılığı derinleştiren tahkimin yasalaştırmasına, sefalet ücretlerine kadar IMF yanlısı ve emekçi karşıtı uygulamalarla bir yılını geride bırakan hükümet, benzer yeni politikaları yürürlüğe koyarken, işçi ve emekçilerden gelen tepkiyle yaşadığı sıkıntıyı, "temiz siyaset" için Yüce Divan manevraları görüntüsü altında atlatmaya çalışıyor. Bugüne kadar MGK'nın desteğini almış olmanın rahatlığıyla hareket eden ortaklar, otamatiğe bağladıkları halk karşıtı politikaların yarattığı yıpranma nedeniyle artık bu desteğin de yıpranmayı uzun vadede engelleyemeyeceğini gördükleri için "partisel çıkarlarını" öne koyuyorlar.
MHP topu ortağına atıyor
IMF'nin programına uygun olarak açıklanan buğday taban fiyatı maliyetlerini bile karşılamayan üreticilerden büyük oranda oy alan MHP, ANAP'ı Yüce Divan yönünde sıkıştırarak üreticilerin ve halkın tepkisini bu partiye yönlendirmeye çalışıyor. Kırsal bölgelerden yoğun oy alan diğer ortak DSP ise, gerek MHP'ye "istikrarı bozma" diyerek, gerekse her iki ortağına da hükümeti tehlikeye atmamaları çağrısı yaparak kritik dönemi puan toplayarak aşmaya çalışıyor.
TİS ve grevler hükümeti sıkıştırıyor
IMF'nin belirlediği en çok yüzde 25 zammı bütün toplusözleşmelerde dayatan hükümet, bu amacına ulaşmak ve işçilere karşı kararlılığını göstermek için grev yasaklamaktan bile çekinmedi. Süren ve birçoğu grev aşamasına da gelen toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri sürecine önümüzdeki dönemde metal sektörü ve kamu işçilerinin de eklenmesiyle daha riskli günleri yaşayan hükümet ortakları, toplu işsözleşmelerinde dayattıkları IMF oranı ile yüzbinlerce emekçinin tepkisiyle de yüz yüze.
Enerji emekçileri işbıraktı
Koalisyonda kriz görüntüsünün oluştuğu bu dönemde, hükümet birçok iş yaptı. Bunlardan en önemlilerinden birisi enerji alanında yaşananlardı. Enerjide Türkiye'nin dışa bağımlılığını derinleştiren IMF patentli politikaları adım adım hayata geçiren hükümet, kendi iç bunalımını yaşarken Mavi Akım'ı parlamentodan geçirdi. Hükümetin tutumunu protesto eden enerji emekçileri de 31 Mayıs ve 7 Haziran'da ülke genelinde işbırakma eylemi gerçekleştirdi.
MHP'ye kadro rüşveti
Kamuoyundan gelen baskılar nedeniyle bugüne kadar, hedeflediği düzeyde kadrolaşmayı başaramayan MHP, hükümeti zorladığı bu süreçte, hükümetin sağlık alanında 37 bin personel atamayı kararlaştırması da, Sağlık Bakanılğı'nı elinde bulunduran MHP'ye verilen bir "rüşvet" olarak da değerlendiriliyor.
Bugüne kadar başta Bergamalıların mücadelesi ve kamuoyu tepkisi nedeniyle, "tahkim"i yasalaştırdığı halde, yabancı sermayeye verdiği söze uygun olarak devreye sokmakta güçlük çeken hükümetin yayınladığı son genelge de, emekçilerle hükümeti karşı karşıya getiren diğer gelişme. "Yabancı sermayeyi ürkütmemek" gerekçesiyle siyanürcü şirket Eurogold'un Danıştay kararıyla durdurulan faaliyetine izin veren hükümet, Bergama köylülerinin, kitle örgütü, sendika ve parlamento dışındaki partilerin baskısı ile karşı karşıya. Bu konuda çıkarılan Başbakanlık genelgesinin Bergama dışında Eskişehir Kaymaz'da da uygulanması talimatı verildi.
www.evrensel.net