Yüce Divan manevraları

Mesut Yılmaz, kendisinin SEKA ve GSM soruşturma komisyonlarında MHP'lilerin oylarıyla Yüce Divan'a gönderilmesine, iki ortağına da yüklenerek yanıt verdi.

Yüce Divan manevraları
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, kendisinin SEKA ve GSM soruşturma komisyonlarında MHP'lilerin oylarıyla Yüce Divan'a gönderilmesine, iki ortağına da yüklenerek yanıt verdi.
ANAP Başkanlık Divanı, Genel Başkan Mesut Yılmaz'ın başkanlığında TBMM'de toplandı.
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Yüce Divan'a sevk edilmesi kararı çıkan iki komisyonun soruşturduğu olaylarda, kendisinin Bakanlar Kurulu'ndan ayrı tek başına attığı bir imza olmadığını söyleyerek, "Bakanlar Kurulu kararına imza atanlardan yalnız Mesut Yılmaz'ı veya yanında bir bakanı sorumlu gibi ortaya koymak, tamamıyla siyasi bir tuzaktır" dedi.
Yılmaz, daha sonra toplanan partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, soruşturma komisyonları ve alınan kararlara değindi. "Hükümetin kuruluşunda da, sonrasında da ortaklarımızdan aklanma talebimiz olmadı. Bugün de böyle bir talebimiz yoktur" diyen Yılmaz, "Herkes kirli, ben temizim" şeklindeki bir politika için birilerini karalamanın kirli bir yol olduğunu belirtti.
'Suç sayılacak fiil ya da kamu zararı yok'
Yılmaz, kendisi hakkında Yüce Divan'a sevk kararı verilen iki dosyada da suç sayılacak herhangi bir fiil ve kamu zararının söz konusu olmadığını savunarak, her ikisinde de başbakan olarak tek başına yaptığı bir iş ya da tek olarak imza attığı bir evrak bulunmadığını kaydetti. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ortada, tüm bakanlar tarafından imzalanmış kararlar vardır. Soruşturma sonucunda kalkıp denilse ki, 'Başbakan olarak siz şu fiilinizle Bakanlar Kurulu'nu yanılttınız, şu işleminizle kurulun iradesini fesada uğrattınız... Komisyon olarak bunu delilleriyle birlikte ortaya koyuyoruz...' Böyle bir durumda bir gün dahi durmaz, milletvekilliği dahil bütün görevlerimden istifa ederim. Ancak böyle yapılmayıp, suç sayılan fiille hakkında soruşturma yürütülen kişi arasındaki illiyet bağı bile kurulmaya çalışılmazsa, ortada hukuk ve vicdan dışı bir tasarruf var demektir. Soruşturma komisyonlarında Bakanlar Kurulu kararlarına imza atmaktan ibaret fiiller için, o imza sahiplerinden bir veya ikisinin seçilerek Yüce Divan'a sevk kararı alınması büyük bir hukuk ayıbıdır."
'Başta Ecevit olmak üzere...'
Yüce Divan'a sevk kararı verilen iki soruşturmaya konu olan olayda da, dönemin başbakanı olarak kendisinin verdiği ayrı bir talimat, yaptığı bireysel bir işlem olmadığını, yalnız ve yalnız alınan Bakanlar Kurulu kararı bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, şunları kaydetti: "Bakanlar Kurulu kararlarının altında da başta Sayın Ecevit olmak üzere, tüm bakanların imzası vardır. Dolayısıyla, geçmişten beri birlikteliğimiz devam eden ortağımızın da soruşturma konusu yapılan müşterek siyasal kararları, öncelikle hukuk açısından savunmasını bekliyoruz. Açıktır ki, Bakanlar Kurulu kararına imza atanlardan yalnız Mesut Yılmaz'ı veya yanında bir bakanı sorumlu gibi ortaya koymak, tamamıyla siyasi bir tezgâhtır. Bu siyasal tezgâhı CHP, DYP ve FP kurmuştur. Şimdi de anlaşılmaz bir şekilde bazı milletvekilleri de bu tezgâha düşmüşlerdir. Eğer Bakanlar Kurulu kararları ile suç işlendiği gibi hukuk mantığına aykırı bir iddianın sahibiyseniz, tüm Bakanlar Kurulu'nu Yüce Divan'a sevk etmeniz gerekir. Şayet her iki Bakanlar Kurulu kararıyla da suç işlendiği iddiasının sahibiyseniz, o zaman söz konusu kararlara imza atan bakanların yarısından fazlasının oluşturduğu bir kabinede bulunmayı hangi ahlaki gerekçeyle izah ettiğinizi de ortaya koymalısınız. Şimdi kabinenin başta Başbakan olmak üzere, yarısından fazlasının o Bakanlar Kurulu kararlarında imzasının olduğu gerçeğini göz ardı etmek, hukuki bakımdan da ahlaki bakımdan da tutarlı bir davranış değildir."
ANAP'a yapılan saldırının Türk siyasetine yapılmış olduğunu öne süren Yılmaz, "ANAP'a yapılan bu saldırıların altında kalacak değiliz" dedi.
Çiller yargıya sığındı (!)
Örtülü Ödenek'ten Parsadan'a usulsüz olarak para vermekle ilgili soruşturma kapsamında ağırlıklı olarak DSP ve MHP'nin oylarıyla Yüce Divan'a sevkine karar verilen DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, aklanmanın parmakla olmayacağını, Türk adaletinin en yüksek mahkemelerinde aklandıklarını savundu. Çiller, "Parsadan" soruşturması ile ilgili olarak yargının "kasıt olmadığına" ilişkin kararı bulunduğunu hatırlatarak, korkularının olmadığını, ancak yargının tahrip edilmesinden endişe duyduklarını dile getirdi. Çiller, "O hukuk, adalet herkese lazım" diye konuştu.
Ecevit: 'Biz kendi işimize bakmalıyız'
DSP grubunun dünkü toplantısının ana konusu da hükümette gerilimi artıran Yüce Divan'la ilgili gelişmelerdi. Ecevit, partisinin grup toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, MHP'nin, Meclis soruşturmalarıyla ilgili ne yapmak istediğini anlayamadığını söyledi. Ecevit, gerilimin bir siyasal bunalıma ve istikrarsızlığa neden olmaması dileğinde bulunarak, "Bu arada biz DSP olarak kendi işimize bakmalıyız. Başta gelen işimiz de gerileyen bölücü terörün ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kalkınmasına hız kazandırmaktır" diye konuştu.
Kutan: 'Kayıkçı kavgası'
FP Genel Başkanı Recai Kutan da partisinin grup toplantısında, MHP ile ANAP arasında yaşanan gerginliği "kayıkçı kavgasına" benzettiklerini söyleyerek, "Herkes biliyor ki bu üç partinin bu hükümeti oluşturma iradesi ellerinde olmadığı gibi bu hükümeti bozma iradesi de onların ellerinde değildir" dedi.
www.evrensel.net