Bergamalılar yaşama haklarını

   savunacak

Bergamalılar yaşama haklarını savunacak
Bergama köylülerinin on yıldan fazla süredir verdikleri mücadeleyle faaliyeti durdurulan Eurogold'un faaliyete geçmesi için Başbakanlık'ın ilgili bakanlıklara gönderdiği genelge, hukukçular, Bergamalılar ve çevreciler tarafından tepkiyle karşılandı. Yaşama haklarını sonuna kadar savunacaklarını belirten Bergamalılar, en doğal haklarını ellerinden alanlara karşı meşru müdafaalarını sürdüreceklerini ifade ettiler.
"Yabancı sermaye yatırımı olması nedeniyle durdurulması halinde, gerek Tahkim Yasası ve gerekse ülkeye girecek sermaye yatırımlarında yaratacağı tereddütler"in dile getirildiği Başbakanlık genelgesinin yasal olmadığını belirten hukukçular ise, hiçbir kurumun yüksek mahkeme kararını yok sayamayacağını vurguladılar. Cumhurbaşkanı Nejdet Sezer'e bu hukuksuzluk karşısında ne düşündüklerini soran bir faks çeken ve aynı zamanda İzmir ve Eskişehir valilikleri ile Bergama ve Sivrihisar kaymakamlarına "Kanunsuz emre uymayınız" ibareli bir dilekçe ile başvuran Çevre Hareketi avukatları, çok yakın zamanda Başbakan'la görüşeceklerini açıkladılar.
İzmir Vali Vekili Ramazan Urgancıoğlu, Bergama'daki siyanürlü altın ayrıştırma yönteminin kullanılacağı madenle ilgili kendilerine yeni bir emir gelmediğini ileri sürdü. Başbakanlık'tan ilgili bakanlıklara yazı gönderildiğini öğrendiklerini belirten Urgancıoğlu, şöyle konuştu: "Başbakanlık'tan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre, Orman ve Sağlık bakanlıklarına yazı yazılmış, İzmir Valiliği'ne değil. Eğer valiliğe bir yazı gelirse, gelen yazının niteliğine bağlı işlem yapılacak. Emir açık ve net olursa tabii yerine getirilecek."
Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın ise, Başbakanlık'ın böyle bir genelge yayınlama hakkının kesinlikle olmadığını, çünkü kesinleşmiş bir yüksek mahkeme kararı olduğunu ve bu mahkeme kararına göre, Anayasa'ya aykırı ve de hiçbir kamu yararı bulunmadığı için Eurogold'un bu ülkeden gitmesi gerektiğini belirtti. Eurogold'u göndermek yerine mahkeme kararını geçersiz hale getirmeye çalışan genelgelerin tamamıyla yasadışı olduğunu ifade eden Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu genelgeyle açıklanan gerekçeler, İngiliz şirketi tarafından hazırlanan risk analizi raporlarını kendisine baz alan TÜBİTAK'ın, "Mevcut koşullarda, alınan yeni önlemlerle madenin çevreye zarar vermeyeceği" şeklindeki raporuna dayanmaktadır. Karanlık bir şirketin verilerine dayanılarak raporlar hazırlanması son derece ürkütücüdür. Bilimsel çalışması ve aynı zamanda milli olması gereken bir kurumun çokuluslu şirketler yararına bilimi ayaklar altına alması ülke adına çok daha fazla ürkütücüdür."
Ülkenin geldiği durum
Çokuluslu şirketlerin yerli işbirlikçilerinin siyasi karar mekanizmalarının en tepe noktasına kadar yanaştıklarına değinen Taşkın, ülke toprakları ve kaynaklarının böylesine pervasızca özel şirketlere peşkeş çekilmesinin ülkenin geldiği durumun bir göstergesi olduğunu söyledi. Durumu emperyalist boyunduruğun yansıması olarak değerlendiren Taşkın, Eurogold'un yakında başbakanı direkt belirleyecek duruma geleceğini kaydetti.
Bergamalıların yaşama haklarının, çevreleri, toprakları ve yaşam alanları zehirlenerek yok edildiğini belirten Taşkın; yasal hakları dalaverelerle, Osmanlı oyunlarıyla elinden alınmak üzere olan Bergamalıların meşru müdafaa haklarını kullanacaklarını kaydetti.
Gerekirse 10 yıl daha
Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü Oktay Konyar ise, devletin yurttaşına meydan okuduğunu, bunun son derece yanlış ve sakıncalı bir olay olduğunu söyleyerek, ama yargı kararlarını uygulamanın sadece hükümetin görevi olmadığını, bu görevi yurttaşların da yerine getirebileceğini ifade etti. Henüz kaybetmiş olmadıklarını ve direnmeye devam edeceklerinin altını çizen Konyar, "Direnme hakkımızı kullanacağız. Emperyalizme teslim olmayı, onların işbirlikçilerine ödün vermeyi içimize sindiremiyoruz. On yıldır direniyoruz, gerekirse bir on yıl daha direnmeye devam edeceğiz" dedi.
Çevre Hareketi avukatlarından Senih Özay ise, Bergama'da ve Sivrihisar'da köylüler hem sivil itaatsizlikler hem de hukuk mücadelesi vererek bir mahkeme kararı elde ettiklerini, Danıştay'ın da bu kararı onayladığını söyleyerek, Anayasa'nın 138. maddesine göre, herkesin bu mahkeme kararına uymak zorunda olduğunu vurguladı. Süleyman Demirel'in siyanürcü firmalara büyük bir aşkla yardım etmeyi hesap ettiğini ve TÜBİTAK isimli bir bilimsel kuruluşa giderek, 'Gidin hele bir bakın, belki durum değişmiştir' dediğini, bunun sonucunda da 11 tane profesörün yönlendirilmeye bağlı olarak rapor hazırladıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı'nın da bu raporu Başbakan'a yolladığını ve Başbakanlık'ın da ilgili bakanlıklara yönlendirilmeyle hazırlanan raporlara göre yazı gönderdiğini söyleyen Özay, "Hukuka, mahkeme kararına karşı hile olan bu karar üzerine biz Çevre Hareketi avukatları olarak toplandık. 'Başbakan'ın bu kararı yok niteliğindedir' kararına vardık. Şimdi Başbakan'ın belki müsteşar muavininin imzaladığı belgeden haberi olmayabilir. Bu yüzden Ecevit'e gideceğiz. Bu kararın yok sayılıyor diyeceğiz. Olur ya belki haberi yoktur! Sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e 'Hukukçusunuz, sizin bilmeniz gerekir, bu kararın yok sayıldığını' diyen bir yazı yolladık" dedi.
www.evrensel.net