'Herkese sınavsız üniversite'

1 milyon 414 bin 872 adayın ter dökeceği pek de adil sayılmayan bir sınava, ÖSS'ye beş gün kaldı.

'Herkese sınavsız üniversite'
Suzan Aykaç
Bir buçuk milyona yakın öğrencinin ter dökeceği üniversite sınavına bir haftadan az bir zaman kaldı. 18 Haziran'da yapılacak sınav sonucunda, meslek yüksekokullarına 112 bin 900, üniversitelerin lisans programlarına 166 bin 838, özel yetenek sınavı ile alan programlara 13 bin 615 olmak üzere, toplam 293 bin 353 kişi alınacak. Geriye kalanlar, hayallerini ve umutlarını, ertesi yıla erteleyecek. Geçen yıl ilk defa uygulanan yeni sınav sisteminin getirdiği adaletsizliğe yönelik tepkiler devam ederken, öğrenciler Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı (AOBP) uygulamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söylüyorlar. Sistemin nasıl uygulandığını bile anlayamayan çok sayıda öğrenci geçen sene, sınavı kazanan arkadaşlarının birçoğundan yüksek puan almasına rağmen, açıkta kaldı. Öğrencilerin birçoğu da sınav sonuçları açıklandıktan sonra bile neler döndüğünü anlamadı.
Parası olan avantajlı
Üç yıldır sürekli çalışmasına karşın sınavı bir türlü kazanamayan Yalçın Yavuz da bu öğrencilerden biri. Üç yıldır dershaneye giderek sınava hazırlandığını anlatan Yavuz, yüksek bir puan almasına rağmen diploma notunun düşük olması yüzünden bir okula yerleştirilemediğini söylüyor. Yavuz, sınav sisteminin öğrencilerin önünü tıkadığını dile getirerek, bu sınav sisteminin, parası olmayanların okuma hakkını elinden aldığına dikkat çekiyor. Yavuz, bütün bunların devletin kendi anayasasında belirttiği eşitlik ilkesine aykırı olduğunu da sözlerine ekliyor.
Yavuz, kendisinin bir kredili sistem kurbanı olduğunu ifade ederek, şöyle konuşuyor: "O zamanlar kredili sistemden anladığım tek şey derse girmesem de geçeceğimdi. Ben de ülkemiz koşullarında birçok gencin yaptığı gibi derse girmemeyi tercih ettim. Bütün bu yaşananlar, devlet okullarında verilen eğitimden çok genel olarak eğitim sistemden kaynaklı. Şimdi, tek sınav sistemiyle birlikte bir de AOBP uygulaması geldi."
Dershane öğrencisi Hande Sertoğlu, sınav sistemini eşitsiz ve kötü bulduğunu belirterek, paralı insanlarla aynı kategoriye sokulduklarını ve bundan rahatsızlık duyduğunu ifade ediyor. Eşit bir sınav sistemi istediğini söyleyen Sertoğlu, sınav sisteminin değişmesini değil, sınavın tamamen ortadan kalkmasını ve üniversiteye sınavsız girilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Dershane öğrencisi Aleks Dağlı da, sınav sistemi değişirse daha beter bir şey yaparlar diye korktuğunu ifade ederek, değişmesini bile isteyemediğini belirtiyor. Üniversiteye girişin Avrupa'daki gibi hiç sınav olmadan ve lisedeki başarılarla olması gerektiğini dile getiren Dağlı, diploma notuyla istediği üniversiteye girebilmeyi istediğini söylüyor.
Teknik liseler ve sözelcilerin işi zorlaşıyor
Can Cihan Savaşan, teknik lise öğrencisi. Üniversite sınavında teknik liselere yapılan haksızlığa karşı çıktığını belirtiyor. Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'ne girmek istediğini söyleyen Savaşan, bütün soruları yapsa bile bu bölümü kazanamayacağını belirterek, tek aşamalı sınav sisteminin iyi olduğuna, fakat haksızlıklar nedeniyle sınavın eşitsiz koşullarda gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor. Savaşan, tek isteğinin AOBP'nin kalkması olduğunu da sözlerine ekliyor.
'Üniversiteye giriş sınavsız olmalı'
Dershane öğrencisi Mete Kıyma ise sınava sözelden hazırlandığını dile getirerek, sözel alanın sürekli daraltıldığını ve kendileri için üniversiteye girişin giderek zorlaştırıldığını belirtiyor. Kıyma da sınav sisteminin kalkmasını ve üniversiteye girişin sınavsız olmasını istiyor.
Nihan Başar da dershane öğrencisi ve üniversiteye girişin sınavsız olması gerektiğini söyleyenlerden. "Bence herkes isteğine ve yeteneğine göre üniversiteye girmeli" diye konuşuyor.
Dershane öğrencisi Sevgi Akgün, "Bu sistemle bizden sınavı kazanmamızı nasıl beklerler" diyerek kızgınlığını ifade ediyor. Okullarda verilen eğitimin düzeltilmesi gerektiğini söyleyen Akgün, "Sınav olmamalı ve herkes istediği üniversiteye girebilmeli" diyor.
Sonuçlar temmuzda
ÖSS sınav sonucunun temmuz ayının son haftasında açıklanması bekleniyor. Adaylar yurt tercihlerini de ÖSS tercih formunun arka sayfasında belirtilen yere yazacaklar. Tercihlerin yazılabilmesi için bir de Yurt-Kur başvuru formu dağıtılacak. Adaylar, bir yükseköğretim programına yerleştikleri takdirde yurt isteyip istemediklerini tercih formunda ayrılan yere yazarak kodlayacaklar. ÖSS'yi kazanan adaylar, tercih formlarını 2-11 Ağustos 2000 tarihleri arasında lise ve dengi okul müdürlükleri veya ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerine teslim edecekler. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bir işkence yöntemi: Gözaltında tecavüz
Hacer Yücel
Cinsel taciz ve tecavüze maruz kalan kadınlar toplumsal baskı nedeniyle yaşadıklarını anlatamazken, devletler son dönemlerde kadını susturmanın bir yöntemi olarak bu insanlık suçunu karakollara soktu. Özellikle iç savaşın, toplumsal muhalefetin olduğu ülkelerde ve ülkeler arası savaşlarda kadın ve erkek çeşitli şiddet olaylarına maruz kalıyor. Bu şiddetin en başta gelenlerinden biri ise cinsel taciz ve tecavüz...
Gerek yasal düzenlemelerin yetersizliği gerekse devlet politikasının buna izin vermesi sonucu kadınların yasal yollardan yaptıkları başvurular sonuçsuz kalıyor. Dünyada 193 ülkenin sadece 27'sinde cinsel tacizle ilgili yasal düzenleme bulunuyor. Yaşadıkları olaylar sonucu psikolojileri altüst olan kadınlar insanlardan kaçarak evlerine sığınırken, bazıları da intihara başvuruyor. Türkiye'de uğradıkları cinsel taciz ve tecavüz nedeniyle dava açanların sayısı 113 iken, bu dosyalardan 49'u savcılıkta bekletiliyor. 23'ü AHİM'de görülen davaların ise yalnızca birinde Türkiye aleyhine sonuç çıkmış durumda.
Ancak, yetersiz de olsa açılan davalara ve bu konuda sürdürülen mücadeleye karşın, özellikle gözaltında tecavüz, bir boyun eğdirme, silikleştirme ve kişilik parçalanması yöntemi olarak yaygın olarak devam ediyor.
Tecavüz vakaları artıyor
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF)'nun yaptığı araştırmalara göre, dünyada her 5 kadından 1'i tecavüze uğruyor ve savaş ülkelerinde bu rakamın daha da arttığı görülüyor. Yapılan araştırmada dikkati çeken diğer bir konuda, 193 ülkenin sadece 27'sinde cinsel tacize karşı ceza uygulanıyor olması. Yalnızca Türkiye örneği bile durumun ciddiyetini gösteriyor.
Öte yandan, savaş ortamında cinsel taciz ve tecavüze uğrayan kadınların bulundukları ortamdan kaçıp kurtulmak için gittikleri ülkede kendilerini kabul ettirmeleri ve bunun sonrasında tedavi görmeleri de çok zor. Çünkü devletler bu durumdaki kişilerin tedavisi için bütçe ayırmıyor. Tedavileri çeşitli kuruluşlar tarafından üstlenilen kadınların fazlalığı karşısında tedavi merkezleri talebe cevap veremiyor. Tecavüz sonrasında hamile kalan kadınlar ise hem toplum tarafından dışlanıyor hem de çocuğu yetimhanelere mahkûm ediliyor. Çeşitli ülkelerde araştırmalar yapan ve bu konuda raporlar hazırlayan Dr. Jonathan Esher, Sosyolog Rüdiger Midas ve Sosyal Psikolog Naciye Perktaş'la cinsel taciz, tecavüz ve ilticada tecavüzün yeri hakkında konuştuk.
www.evrensel.net