YÖK, vakıf üniversitelerine bonkör

YÖK, vakıf üniversitelerine bonkör

Devlet üniversitelerindeki eksikliklerin giderilmesi taleplerine parasızlık gerekçesiyle duyarsız kalan YÖK...

YÖK, vakıf üniversitelerine bonkör
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 11 vakıf üniversitesine toplam 15 trilyon 588 milyar 471 milyon lira devlet yardımı yapılabileceğine karar verdi. YÖK, Fatih Üniversitesi'ne ise devlet yardımı yapılmamasını kararlaştırdı.
Alınan bilgiye göre, YÖK, vakıf üniversitelerine 2000 mali yılında yapılacak devlet yardımına ilişkin, bazı üniversitelerden gelen yazıları inceledi. YÖK, incelemeler sonucunda, Bilkent, Başkent, Beykent, Koç, Yeditepe, Işık, Atılım, Çağ, Çankaya, İstanbul Kültür ve Maltepe üniversitelerine, toplam 15 trilyon 588 milyar 471 milyon lira devlet yardımı yapılmasını öngördü.
Devlet yardımı yapılacak vakıf üniversitelerinin eğitim-öğretimlerini sürdürüp sürdürmediğine, kayıtlı öğrenci sayısına, burslu okutulan öğrenci sayısına, ÖSS'de sayısal alanda en yüksek puan alan ilk 2000 adayın ilgili üniversiteye yerleşip yerleşmediğine, öğretim elemanı sayısına ve "öğretim üyesi başına düşen bilimsel yayın oranları" sıralamasındaki yerine bakılıyor.
Ayrıca, ilgili üniversitenin bütçesi, personel, yatırım ve cari giderleri incelenerek, bir öğrencinin üniversiteye cari maliyeti hesaplanıyor. Bu incelemeler sonucu, üniversiteye yapılacak yardım oranı belirleniyor.
Yardım miktarları
Bu çerçevede, YÖK'ün devlet yardımı yapılmasını kararlaştırdığı üniversiteler ile yapılacak azami yardım miktarları şöyle:
Bilkent Üniversitesi: 5 trilyon 657 milyar lira,
Başkent Üniversitesi: 1 trilyon 931 milyar lira,
Beykent Üniversitesi: 475 milyar 578 milyon lira,
Koç Üniversitesi: 603 milyar 891 milyon lira,
Yeditepe Üniversitesi: 3 trilyon 435 milyar lira,
Işık Üniversitesi: 615 milyar 357 milyon lira,
Atılım Üniversitesi: 363 milyar 645 milyon lira,
Çağ Üniversitesi: 329 milyar lira,
Çankaya Üniversitesi: 1 trilyon 93 milyar lira,
İstanbul Kültür Üniversitesi: 661 milyar lira,
Maltepe Üniversitesi: 424 milyar lira.
YÖK, vakıf üniversiteleri arasında yer alan Fatih Üniversitesi'ne ise devlet yardımı yapılmamasını kararlaştırdı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, Fatih Üniversitesi'nin, YÖK'ün yardım için gerekli gördüğü koşullara sahip olmadığı vurgulanarak bu üniversiteye yardım yapılmamasına karar verildiği bildirildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Köylüler yardım bekliyor
Sultan Özer - Engin Sezgi
Çankırı'nın Elden, Buğuören, Kısaç köylerinde evleri yıkılan, hayvanlarını kaybeden depremzede köylüler, devletten, bugüne kadar ödedikleri vergilerin karşılığını bekliyorlar. "Vergiyi bugünler için ödüyoruz. Kötü günlerimizde devlet yanımızda olsun diye..." serzenişlerini dile getiren köylüler, yıkılan evlerini göstererek, kendilerinin olanaklarının olmadığını belirtip, onarım için devletten yardım bekliyorlar.
Depremden en çok etkilenen yer, Çankırı'nın Orta ilçesine bağlı Elden köyü olmuş. Köyün bütün evleri oturulamaz duruma gelirken, en lüks yapıları olan umumi tuvalet ve cami bile girilemez durumda.
'Sesimiz olacaksınız'
Yaklaşık 100 hanelik bir köy Elden. 45'inde insanların oturduğunu söyleyen köylüler, depremle bütün evlerin yerle bir olduğunu, dıştan "iyi" görünen evlerin de içten yıkıldığını anlatıyorlar. Köylerde yaşamın erken başlaması can kaybını önlemiş önlemesine ya, canlarını kurtaran köylüler bu kez yıkıntı halindeki evlerinin derdine düşmüşler. Evlerini yeniden nasıl yapacaklarını düşünen köylüler, Kızılay çadırlarının depremin ikinci günü geldiğini ve aynı gün öğlen ve akşam iki öğün yemek verildiğini söylüyorlar. Geçim kaynağı hayvancılık olan Elden köyünde oturanlar daha çok yaşlı insanlar.
Yusuf Gökçek de köy sakinlerinden. Evlerine yakın bir yerde kurdukları çadırda komşularıyla yan yana kalıyorlar. "Devletten bir an evvel yardım gelmesini bekliyoruz" diyor Gökçek ve "Yağmur yağışta kepaze olmadan" evlerine kavuşmak istediklerini söylüyor. "Siz bizim sesimiz olacaksınız" diyen Gökçek, seslerini duyuramadıklarından yakınıyor. Bir başka köylü, sorunları sıralıyor: "Elektrikler yok, sular bulanık akıyor, su ihtiyacımız var. En önemlisi de banyo ve tuvalet ihtiyacı." Eski bakanların, milletvekillerinin ziyaretlerine gittiğini, ancak yetkili kimsenin gelip de "Ne durumdasınız" diye sormadığını söyleyen köylüler, "Niye getirdik biz onları?" diye soruyorlar! "Dayanışma Gönüllüleri Derneği"nden bir grup da köyde incelemelerde bulunuyor. Grup sözcülerinden Başaran Aksu ile Serdar Bal, köyün bütünüyle yeniden yapılanması gerektiğini belirtiyorlar. Köyün taşınacak başka arazisinin olmadığının söylendiğini kaydeden Dayanışma Gönüllüleri, dere yatağı üzerinde olan köyün, zemin etüdü de yapılarak devlet tarafından yeniden kurulması, hayatın kolaylaştırılması gerektiğini söylüyorlar.
Bu kez cana gelmedi
Buğuören köyü de depremin en çok vurduğu köylerden biri. Henüz belde olmuş köyde evlerini kaybeden yaşlı İzzet Durak ile eşi Rahime Durak, yardım olarak gelen bir çadırı evlerinin bahçesine kurmuşlar. "Cana gelmedi" diye şanslı sayıyorlar kendilerini ya bir yandan da ihtiyaçlarını gidermek için devletten yardım bekliyorlar. Hayvanlarından kayıpları olmadığını, ancak onları da koyacak yerlerinin kalmadığını söylüyor yaşlı köylüler.
100 hanelik köyün sadece 5 evi oturulabilir durumda. Köylülerin hepsi çadırlarda kalıyor. Şu ana kadar devletin sadece çadır verdiğini, onun dışında herhangi bir yardım gelmediğini söylüyor köylüler. "Şu anda herkes kendisini zor geçindiriyor. Devlet ne verirse ona bakıyoruz. Zaten devlete bu kötü günlerimiz için vergi vermiyor muyuz" diyorlar. Depremin en ağır kaybının kendi köyleri ve Elden olduğunu söyleyen köylüler, ancak en az ilginin de buralara gösterildiğinden şikâyetçiler.
Valiye tepki
Kendi köyü olduğu için ziyarete gelen Kayseri eski valisi, şimdilerin Merkez Valisi Mevlüt Çetinkaya'nın "Devletimiz elinden gelen yardımı yapıyor. Köylülerin bütün ihtiyaçları karşılanıyor. Zaten devletimiz deprem konusunda tecrübelendi" sözlerine tepki gösteren Kadir Yalçın isimli bir köylü; "Devlet bu depremde gerekli ilgiyi göstermiyor. 'Devletimiz tecrübelendi' gibi laflar genel laflar. Hâlâ en acil ihtiyaçlarımız bile giderilmedi. Tuvalet ihtiyacı en acil sorun. Gıda ihtiyacını sivil insanların yardımlarıyla karşılamaya çalışıyoruz" diyor. Diğer köylüler de, "Devletin verdiği bir çadır, onların da çoğu delik, içinden kedi leşleri çıkıyor" şikâyetlerini dile getiriyorlar. Sıcak yemek istediklerini, elektriklerin olmadığını söyleyen köylüler, devletin, "Boş ver, nasılsa ölen yok" anlayışıyla yaklaştığı değerlendirmesini yapıyorlar.
Kızılay'dan yemek dağıtanların, 'Sizden bize talep gelmedi' sözlerine de kızan köylüler, "Böyle bir talebin gelmesi şart mı? Evi barkı yıkılan, deprem yaşayan insanların sıcak yemeğe ihtiyacı olacağını devlet düşünmüyor mu?" diye soruyorlar. Orta ve Çerkeş'te çok fazla yıkım olmadığı halde devlet yetkililerinin oraları öne çıkarmasını da eleştiriyor köylüler ve "Burada her şeye ihtiyacımız var" diye yardım isteklerini tekrarlıyorlar.
Depremden Kısaç köyü de, diğerleri kadar olmasa da, etkilenmiş. Özlü kasabasına ise çok hasar olmasına rağmen henüz bir devlet eli uzanmamış.
Yetkililer abartmış
Orta ilçesinde yetkililerin abarttığı kadar yıkıntı yok. Evleri çatladığı için insanlar girmeye korktuklarını söylüyorlar. Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde çadırlarda kalan depremzede kadınlar, kendilerinden çok köylüleri düşünüyorlar. "Biz burda çadırlarda kalıyoruz iyi kötü. İki öğün yemek de var, ama köylere doğru dürüst bir yardım gitmedi" diye yakınan kadınlar, Özlü kasabasına tek bir yetkilinin bile gitmediğini söylüyorlar. "İlgilenen yok" diye özetliyorlar köylerin durumunu.
Çadırlarda elektrik yok, mum yakılmasına da yangın tehlikesi nedeniyle izin verilmiyor. Okulun bahçesinin aydınlatması ise son derece yetersiz. Elektriksizlik köylerde de yaşanıyor. Elden'de de, Buğuören'de de elektrik yok. Ne zaman elektrik verileceği ise cevapsız kalan sorulardan biri. 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde aciz kalan devlet, küçük bir alanda olmasına rağmen Çankırı depreminde de çadır göndermek dışında bir şey yapamadı, gönderilen çadırlar da ya geç gitti ya da içinde oturulamayacak durumda. Depremzede köylüler ise vergi ödedikleri devletin ne zaman yardımlarına koşacağını soruyorlar.
www.evrensel.net