Patent ithal ilacı artırdı

Türkiye'nin son 20 yılda dışardan yaptığı ihtalat 7 milyar 994 milyon dolar civarında olduğunu ve bunun son iki yılda 10 milyar dolar civarına çıktığını söyleyen İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Erkan Önsel, "Türkiye hızla ithal ilaç ülkesi haline geliyor ve dış bağımlılığı artıyor.

Patent ithal ilacı artırdı
Özlem Dinler
Kanun hükmünde kararname ile 1 Ocak 1999'da Türkiye'ye alınan ilaçta patent uygulaması ihtal ilaçta patlama yarattı. Konuya ilişkin olarak görüştüğümüz İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Erkan Önsel, patent uygulamasının kabulünden sonra meydana gelen gelişmeleri değerlendirdi.
İlaçta patent uygulamasının kabulünden sonra meydana gelen gelişmeleri inceleme fırsatı bulabildiniz mi?
Erkan Önsel - Türkiye'nin son 20 yılda dışardan yaptığı ihtalat 7 milyar 994 milyon dolar civarında. Bunun son iki yılıyla birlikte yaklaşık 10 milyar dolar civarında dış alım var. Türkiye'nin ihracatı ise, 1 milyar 183 milyon 925 bin 140 dolar civarında. Bu rakamlar gösteriyor ki, Türkiye hızla giderek ithal ilaç ülkesi haline geliyor ve dış bağımlılığı artıyor. Bu durum 1 Ocak 1999'dan sonra katlanarak büyüyor. 2000 yılının birinci dönemi ihtal ilaç oranı yüzde 22. Bu yükseliş ulusal ilaç sanayiinde yabancı patentçilerin büyümesi anlamına geliyor. Yunanistan ve İtalya'nın patentten önceki durumlarıyla, patenti kabul ettikten sonraki durumları kıyaslandığında, ulusal ilaç sanayi çok düşük orana indi. Nerdeyse tasfiye oldu denebilir. İlaçta patent uygulamasından sonra Türkiye'de ihtal ilaçta bir patlama olduğunu görüyoruz. Bunun önü alınmazsa bu daha hızla devam edecek, bunun Türkiye'ye bir maliyeti olacak çünkü; ilaçta yüzde 70'lere varan oranın alıcısı devlettir. Türkiye'nin ihtal ilaca ödediği marklar ve dolarlar oluk gibi dışarıya akacak.
Türkiye ilaç pazarı nasıl? Yabancı firmaların ağırlığı ne oranda? Kaç firma pazarı kontrol ediyor?
Üretilen ilaç sayısı 1995'te 811 milyon kutu, 1996'da 841 milyon kutu, 1997'de 885 milyon kutu, 1998'de 923 kutu, 1999'da 1 milyar 100 milyon kutu. 1999'da Türkiye ilaç pazarı 2,5 milyar dolar olarak açıklanıyor. Ülkemizde, toplam olarak 3618 yerli ilaç, 1304 ihtal ilaç bulunuyor.
Daha düşük fiyatlı ilaçlarla da tedavinin mümkün olduğu durumlarda ilaç tercihi neye göre yapılıyor?
Bazı ilaçlar değişik firmalar tarafından çıkarılıyor. Bunlar aynı ilaç. Bunların piyasada fiyat farklılıkları söz konusu. Bu hekim olayına bağlı. Hekimin reçeteye yazdığı ilaç neyse o ilaç tedaviye sunuluyor. Ama o ilaçtan bulunmazsa o ilacın muadili olan ilaç veriliyor. Bunda esas belirleyici olan hekimlerin tutumudur. Bir hekim tedavide sonuç aldığı ilacı reçeteye yazıyor, biz eczacılar o ilacı veriyoruz ama o ilaç elimizde yoksa, muadil olarak elimizde bu ilaç var diye hekime soruyoruz. Uygun derse onu veriyoruz.
İlaçlara ruhsat verme işlemini anlatır mısınız? Bazı ilaçlara ruhsatların yeterince araştırma yapılmadan verildiği söyleniyor.
İlaçlarda ruhsat verme yetkisi Sağlık Bakanlığı'nındır. Sağlık Bakanlığı iki sene önce bazı vitaminler ve mamalar için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan ruhsat almaya başladı. O zaman biz bu duruma karşı çıktık. Sağlık Bakanı'nı göreve çağırdık. Bu ciddi bir konudur diye. Bunlar Sağlık Bakanlığı'nın elinde olmalıdır. Çünkü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın ruhsat vermeyle ilgili teknik altyapısı olmalı. Sağlık Bakanlığı'nda var.
Devlet hastaneleri ve SSK hastanelerinin ilaç politikası nasıl?
Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)'nun eskiden ilaç politikası daha tutarlıydı. Bugünse, SSK'nın ilaç hizmetleri tutarlı olamaz çünkü SSK'nın çalıştırdığı eczacı sayısı çok düşüktür. Çalıştırdığı eczacı sayısıyla ilaç hizmeti veremez. Hatta bazı yerlerde ecnazesiz ilaç hizmeti sunmaya çalışıyor, bu yasadışı bir durumdur. Eczacıların olmadığı yerde ilaç hizmeti sunulmaz. SSK ihaleler açıyor ve öyle ilaç alıyor. SSK'nın ilacı halka sunma organizyonu çok bozuk. SSK tasviye edilsin, özelleştirilsin diye bunu yapıyorlar. SSK, Bağ-Kur yatırım yapılırsa düzeltilebilir.
Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sağlık Bakanı'nın, ilaca ve eczacılara yönelik rasyonel kararlarına henüz rastlamadık. Bir tek Emekli Sandığı ve sigortalıların eczanelerden ilaç alırken yüzde 10 ve yüzde 20 katılım paylarının ödemeleri meselesi var. Bakan maaşlardan keseceğiz dedi. Biz bunu kendilerine basın yoluyla desteklediğimizi söyledik. Çünkü bu, soygunu durdurmanın yoludur. Sağlık karneleri belli ellerde toplanıyor. Bazı eczacılar, doktorlar, çalışan personel, kendi aralarında çeteleşerek, bu karnelerden büyük miktarlarda ilaç yazdırıyorlar. Bunu kendi aralarında bölüşerek büyük soygunlar yapıyorlar.
İzmir Eczacılar Odası Başkanı Levent Kamacık geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapmıştı. Reçetesiz ilaç satışının Türkiye'de hızla yayıldığını söylemişti. İlaç satışının herhangi bir prosedüre bağlanmadan serbestçe yapılmasının sakıncaları nelerdir? Buna karşı ne gibi önlemler alınması gerekiyor?
İlacın kullanımı bilimsel yöntem olarak önce hekim teşhisi ve hekimin reçeteye ilacı yazması daha sonra reçetenin eczacı danışmanlığında hastaya sunumudur. Bunlara dışardan müdahale edilemez. İlacın halka ve hastaya sunumu bu şekilde olmalıdır. İlaç eczacı danışmanlığında verilebilir ama reçeteli ve reçetesiz ayrımı yıllardır devam ediyor. Yani ilaçların bir bölümü reçeteli, bir bölümü reçetesiz. Bu ayrımı Sağlık Bakanı yapıyor zaten. Bunun amacı ilacı eczane dışında pazarlayabilmektir. İlacı bu konuda ticari bir meta olarak görürseniz ve eczane dışanda pazarlamaya başlarsanız ağır sonuçlar ortaya çıkar. İnsan hayatıdır söz konusu olan. Biz ilacı hastalarımıza önerirken, yaşını, cinsiyetini sorarız, hastayla ilgili özellikleri sorarız ve bir eczacı olarak nasıl kullanması gerektiği konusunda uyarılar yaparız. İlaçta şu an reçeteli reçetesiz ayrımı yapılsa bile, mutlaka, eczaneler kanalıyla, eczacı önerisiyle halka sunulmalıdır, doğrusu budur.
İstanbul'da kaç eczane var? Sayı yeterli mi ya da fazla mı?
4200'e yakın eczacı var. Bu fazla. Özellikle hastane karşılarında yan yana açılan eczaneler var. bunun önü alınmalıdır ve artık, bir takip getirilmelidir. Biz bunu eczacılık eğitimiyle ilgili programımızda anlattık ve devam ediyoruz. Çünkü eczacı takibi getirilmezse, bu işin sonuna gelinmiştir. Türkiye'nin ihtiyacı olan eczacılar fakültelerden zaten sürekli mezun oluyor. Fakat mezun olan arkadaşlarımızın büyük bölümü, işsiz durumda. O bakımdan Türkiye'nin nüfusuna göre oranı yapılabilir. Eczane sayısı metrekareye göre tesbit edilebilir. Biz bütün bunları 6197 sayılı yasamızda ortaya koyduk. Yapılacak değişiklikte takip getirilmesi konusunda görüşlerimizi bildirdik.
www.evrensel.net