Işık hızı aşıldı!

Işık hızı aşıldı!

Işık hızı, bir başka deyişle "evrensel hız sınırı" aşıldı. Bilim adamı Lijun Wang, laboratuvar koşullarında ışık hızını 300 kat aştığını duyurdu. İtalyan bilim adamları da, normal koşullarda ışık hızını yüzde 25 artırmayı başardıklarını açıkladılar.

Işık hızı aşıldı!
Işığın bir vakum içindeki hızı olan saniyede 300 bin kilometre, bugüne dek evrensel hız sınırı olarak bilinirdi. Teoriye göre, hiçbir şey bu hızı aşamaz, aksi takdirde Einstein'in görelilik teorisi çöker ve teorik fizik boşlukta kalırdı. Ancak geçtiğimiz günlerde yapılan iki deney, bu görüşün ne kadar hatalı olabileceğini gösterdi. ABD'li bir bilimci, bilinen fizik kurallarını altüst eden bir gelişmede, laboratuvar koşullarında ışık hızının, bilinen sınırı olan saniyede 300 bin kilometreyi 300 kat aştığını açıkladı. Bilim tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılan bu deneylerin ardından görelilik teorisinin "çökmediği", ancak yeniden ele alınmasının gerekeceği belirtiliyor.
Girmeden önce çıktı
Gerçekleştirilen deneyde, özel olarak hazırlanmış sezyum gazının bulunduğu saydam bir ortama giren ışık, vakum hızının 300 katına ulaştı. Bu olağanüstü hız nedeniyle uzay-zaman eğrisinde meydana gelen değişiklik, ışık demetinin, ortama girmesinden önce çıkmasına neden oldu. Bu şaşırtıcı olgu, gelecekteki bir olayın önceden görülmesi olarak değerlendirildi. Ancak Einstein'in teorisi kurtuldu, çünkü bu olay geçmişe dönüp onu değiştirmek için kullanılamayacak.
Princeton'daki NEC Araştırma Enstitüsü'nden Lijun Wang tarafından yapılan deney ile ilgili bir makale, halen Nature dergisinin yayın kurulunda inceleniyor. Makalesi hakkında ayrıntı vermeyen Dr. Wang, "Işık demetleri gerçekten de C'den (ışık hızı) daha hızlı hareket ettirilebiliyor. Bunun nedeni, ışığın, örneğin bir tuğla gibi bir nesne değil özel bir nesne olması" dedi. Işık, kütlesi olmayan bir dalga olarak tanımlanıyor. Işık hızından hızlı hareket eden şey ışık değil de bir tuğla olsaydı, uzay-zaman eğrisindeki gerilme tüm evren için "felaket" anlamına gelecek sonuçlara yol açabilirdi.
Deneyin ayrıntıları
Wang'ın deneyindeki özel ortamın, bugüne dek lazer ışığını hızlandırmak değil güçlendirmek için kullanıldığı belirtiliyor. Bu sistemde, ortama gönderilen ışık demeti sezyum atomlarını harekete geçiriyor ve ardından gönderilen ikinci demet, bu hareketin doğurduğu enerjiyi emerek ortamdan daha güçlü bir biçimde çıkıyor. Bu güçlenmenin şartı, ikinci demetin belli bir dalgaboyuna ayarlanması. Dr. Wang, farklı bir dalgaboyu seçmesi sayesinde, sezyum atomlarının ışık demetini değiştirmeden hızlandırmasını sağladı.
'İnanılmaz bir durum'
Deneyin ikinci önemli noktası da, sezyum içinden sadece belli tipte bir dalganın yayılabilmesi. Dalga paketlerinden oluşan dalga ışık sinyallerinin normalde iki temel hızı var: Işık dalgalarının tepe ve dip noktalarındaki hızı ve içine toplandıkları paketin hızı. Bir paket -veya atış- katrilyonlarca küçük tepe ve dip noktalar içerebiliyor. Normal havada iki hız birbirinin aynı, ancak sezyum içinde sadece farklı olmakla kalmıyor, bir araya gelerek oluşturdukları dalga ve atışlar, farklı yönlerde hareket edebiliyorlar.
Bu olguyu sosyal yaşamda şuna benzetmek mümkün: Bir otoyoldaki trafik içindeki tüm otomobiller ileri doğru gitmektedirler, ama trafiğin kendisi geriye doğru hareket etmektedir! Test sonuçlarını inceleyen Berkeley Üniversitesi fizik profesörü Raymond Chiao, deney verilerinin "inanılmaz bir duruma işaret ettiğini" söyledi.
İkinci deney
Deneyin ardından bilim ve özellikle fizik dünyasında hararetli bir tartışma başgösterirken, konuyla ilgili olarak yapılan ikinci deneyin de, en az ilki kadar önemli olduğu belirtiliyor. İtalyan bilimciler Daniela Mugnai, Anedio Ranfagni ve Rocco Ruggeri tarafından yapılan deneyde ışık, özel bir ortamda değil havada, mikrodalgalar olarak ışık hızından yüzde 25 daha hızlı hareket ettirildi.
Deneyleri gerçekleştirenler de dahil olmak üzere tüm bilimciler, bu yöntemle geçmişe gidip olayları değiştirmenin mümkün olmadığında birleşiyor.
www.evrensel.net