Elmas, kan ve yalanlar...

BM askerlerinin vurduğu bir adam kaldırım üzerinde son nefesini veriyor. İnsanlar kopmuş uzuvları ellerinde yürüyor. Bir adamın kafası kazığa oturtulmuş. İngiltere menşeli "salkım bombaları" ile öldürülmüş çocuklar çürümüş yatıyor.

Elmas, kan ve yalanlar...
Fiachra Gibbons - The Guardian'dan çeviren: Tunç Şenel
"Göreceğiniz sahneler bazı izleyicileri rahatsız edebilir" alışılmış uyarısını, acı veren bir hırs olmaksızın bir daha duyabilecek miyiz? Sierra Leone ile ilgili bağırsak buran bir dokümanterde, İngiltere'nin ve Birleşmiş Milletler'in ikiyüzlülüğü sokaklardaki barbarlık kadar midenizi bulandırıyor.
Fransız Yönetmen Philippe Diaz, Sierra Leone'ye açlık karşıtı bir grup ile gittiğinde, ısrarla kıtlık ile politikanın birçok zaman nasıl birbirine geçtiğini anlatan "biraz iyiliksever bir film" yapmak istediğini, "dünyayı değiştirmek ile ilgili bir film yapmak niyetinde" olmadığını, ancak "birden öyle olduğunu" söylüyor: "Birleşmiş Milletler (BM) tarafından daha da beter hale getirilen berbat bir durum ile karşılaştık. Bize demokrasi ile barbarlık arasındaki bir savaş, elmas açı asiler sivilleri kesiyor olarak takdim ediliyordu. Durum böyle değildi. Gördüklerimize inanması gerçekten zordu."
BM cinayette rol alıyor
Filmin başında BM - Nijeryalı Ecomog askerleri tarafından destekli ve onlarla devriye gezen bir devlet milisinin başkent Freetown sokaklarında rastgele bir cinayeti ile başlıyor. Dünyanın bu bölümünde Birleşmiş Milletler için biçilen görevi birazdan keşfediyoruz. Sadece soğukkanlı cinayete müsaade etmekle kalmıyor, etkin olarak yer alıyor da. Sivil şort ve beyaz fanila giymiş ve siz onun paniklemesini hissedebiliyorsunuz. Milis, voodoo cadısı ile Davy Crockett arası bir meleze benziyor. Kemerindeki pala ve neredeyse kaldırılmış tüfeğini görüyorsunuz. Her şey bir saniyede bitiyor. Tuhaf giysi, devlet yanlısı garip bir dini ordu olan ve kurşunlardan onları koruduğuna inandıkları bir ön merasimden geçen Kamajor'ların üniforması.
Menzil dışı demeçler
Filmin devamında hükümet darbesini menzil dışından demeç veren birinden görüyoruz. Bir Nijeryalı silah, Birleşmiş Milletler'in buyruğu olarak insanlık görevini yaparak, zavallı bir adamı ihtimal sefaletten kurtarıyor. Beyinler Hollywood'da toprağa böyle akmıyor. Tahmin edebileceğinizden daha pis ve kararsız, sanki birisi pelteyi yere dökmüş. Bu bir film değil yine de, şoka sokan gerçek. Onlar kibar ve tanınmış Birleşmiş Milletler'in kadın ve erkekleri, son zamanlarda geri çağrılan beyaz sömürgeci kıyafeti içinde atılgan İngiliz Yüksek Komiseri Peter Penfold ve gerçekten çok korkmuş samimiyetsiz asi propagandacılar.
Yönetmen Diaz'ın filmi Sierra Leone'nin dokuz yıl içinde nasıl bir kan gölündeki anarşiye ve umutsuzluğa düştüğünü anlatmakta, olağan gösterişli ani saldırı hareketleri yoluyla değil, ancak ürkütücü, hâlâ konuşan röportajlarla.
Başkent nere, karar kimin?
Sierra Leone topraklarında korku ve açlık anlamına gelen, Londra ve New York'ta alınan kararlar, denenmiş huzurla alınmakta. Çok kısa zamanda İngiltere ve BM'nin dışında büyük bir şeyin olamayacağı anlaşılmıştır. İngiltere'nin özellikle ve uluslararası topluluğun genelde, küçük kalıbına uymayan, o yılın büyük global demokratikleşme baskısı sebebiyle bir barış antlaşmasını dört yıl önce nasıl mahvettiğini, yönetmen Philippe Diaz bizleri en acımasız biçimde buyuruculuğun sonuçlarıyla yüzleştirdiğinde görebildik. Ecomog / BM askerleri tarafından vurulmuş bir adam kaldırım üzerinde son nefesini veriyor, tanınmayacak şekilde yanmış bir ceset canlıymışçasına seğiriyor, kesilmiş insanlar kopmuş uzuvlarını taşıyarak yürüyor, öldüresiye dövülmüş bir adamın kafası sonra da penisi bir kazığa oturtulmuş.
İngiliz menşeli bombalar
İngiltere'nin verdiği açıklanan, ancak kanıtlanamayan ve Ecomog jetlerince atılan salkım bombalarıyla öldürülmüş çocuklar ev harabelerinde çürümüş yatıyor. Bu sahneler, daha önce Sierra Leone devleti namına çalışan, ancak onların hareketleri ile bağdaşamayacağını anlayarak onlarla çalışmayı bırakan Sorious Samura adında bir kameraman tarafından çekilmiş. BM'nin, Sierra Leone'lilerin kendi aralarında barış yapma son hayallerini de kesip attığı ve 70 bin insanın öldüğü küçük bir kırıntıya ait.
Sorious işi bıraktıktan sonra Londra'ya gitti. Diaz, "asistanı Michele'nin teybi ilk çalıştırdığında hastalandığını" söylüyor ve ekliyor: "İnsanların bunu görmesine izin veremeyeceğimi, ancak daha sonra görmeleri gerektiğini düşündüm."
Afrika'da bir yerde, Cannes'in tepelerinde küçük bir sinemada Yeni Dünya Düzeni'ni izlediğimde, etkisi çok çekiciydi. Seyirciler arasında hiç kimse bir dakika için bile kıpırdamadı. Sonra herkes konuşmak istedi. Görüşme 120 dakikalık filmden daha uzun sürdü. Yönetmen Diaz kadar kimse endişelenmedi, acı çekme sahnelerini aşırı hissetmedi ve yurttaşları kendilerini beğenmiş hissetmesin diye, "Afrika'daki gerçek kötü adam yeni sömürgeci Fransa'dır" diye işaret etmedi.
Bize neden anlatılmadı?
Diaz, bu ilk kuşkulu ve daha sonra ateşli reaksiyona alışmıştır: "Her zaman en iyisini düşünmek istiyoruz, eğer BM ilgili ise tamamdır ve bizler her şeyi unutabiliriz. Ancak bazen, Sierra Leone'de olduğu gibi, problemlerin gerçekten başladığı zaman..."
Ancak bir kadın Diaz'ın bir açıklama yapmadan gitmesine izin vermeye niyetli değil: "Bu nasıl olabiliyor? Birleşmiş Milletler bunu nasıl yapar? Gazeteciler bizlere bu gerçeklerden neden bahsetmediler?"

Johannesburg / Güney Afrika,
26 Mayıs 2000

www.evrensel.net