Türkiye'de sistemli ve

   sisteme dair bir olgu; işkence

Türkiye'de sistemli ve
   sisteme dair bir olgu; işkence
Hortum Süleyman lakaplı polis memuru Süleyman Akbulut'un bir travestiyi döverken çekilen görüntülerinin bir televizyon kanalında yayınlanması işkenceyi bir kez daha gündeme getirdi. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde 4 yıl önce meydana gelen ve medyaya yansıyan dayak olayına ilişkin kendilerince idari, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı'nca da adli soruşturma başlatıldığını söyleyen İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, bu görüntüler basına yansıtılmadan önce kendilerine ulaştırılması halinde de olayın üzerine yine aynı şiddetle gidebileceklerini iddia etti. Özdemir açıklamasında konunun 'ferdi' bir olay olduğunu ileri sürerek, olayı "Tüm Emniyet'e mal etmenin, teşkilata büyük zarar vereceğini, polisin başarılarının yok sayılıp, yıpratılmasını doğru bulmadığını" savundu. Özdemir açıklamasında, Komiser Süleyman Akbulut'un görev yerinin, 'soruşturmanın selameti açısından' değiştirildiğini ve daha pasif bir göreve atandığını da söyledi.
Hortum Süleyman'lar çok fazla
Karakolda işkencenin Özdemir'in açıklamasında ferdi bir olay gibi gösterilmesi büyük tepki topladı. Lambda Eşcinseller Grubu'nun dün yaptığı açıklamada toplumdan işkenceyi, zorbalığı, şiddeti ve ayrımcılığı temizlemek için sistemin tümüyle çekinmeden sorgulanması gerektiğini belirtilerek "Ne yazık ki 'Hortum Süleyman' örnekleri çok fazla" dendi. Hortum Süleyman'ların yıllarca düzen karşıtlarına, ayrımcılığa uğrayanlara, azınlıklara, farklılıklara, yeniliklere, ilericilere ve demokratlara düşman olduğunu söyleyen Grup, eşcinsellerin, travestilerin ve transseksüellerin yaşamlarının her döneminde Hortum Süleyman'lar için potansiyel suçlu olduklarını ifade etti. Mağdur olarak girdikleri kapıdan her zaman suçlu ve işkence görmüş olarak çıktıklarını da kaydeden Grup, "İşkenceleri yapanlar devletin memurlarıydı. Yine ne yazık ki bunlara göz yumanlar da en az bu memurlar kadar sorumluydu. Bir kısım savcılar, doktorlar ve diğer ilgililer bu vahşete tanıklık ettiler, bazen yardımcı oldular. Onlar da Hortum Süleyman kadar suçludurlar" dedi.
İşkencenin sistematiği kantılandı
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kiraz Biçici de, 'Hortum Süleyman' lakaplı Süleyman Akbulut'un bu işi yıllardır yaptığını ve bilinen bir isim olduğunu söyledi. Akbulut'un işkenceyi sadece travestilere değil birçok kişiye yaptığını söyleyen Biçici, "İşkence Türkiye'de sistemli ve sisteme dair bir şey" dedi. Biçici, işkencecilerin farklı yerlerde farklı isimlerle anıldıklarını da kaydederek, "Şu anda soruşturma açıldı ama haklarında bu yüzden soruşturma açılan, davası olan birçok polis örneğinden de biliyoruz ki bu kişiler korunuyor. Metin Göktepe örneğinde olduğu gibi. İşkencenin Türkiye'de sistemli olduğu ve uygulandığı kanıtlanmış bir şey" şeklinde konuştu.
'Yeni öğrenmiş gibi!'
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Mert Er Karagülle ise işkencenin sadece birtakım görevliler tarafından yapıldığını iddia edip, yoğunlaşan işkence iddialarını göz ardı ederek çözüme ulaşılmayacağını söyledi.
Karagülle, Türkiye'de işkencenin varlığının ve kapsamının gerek TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun raporuyla gerek CNN Türk'te yayınlanan görüntülerle gerekse de yargıya yansıyan ama sonuç alınamayan işkence dosyalarıyla ortaya çıktığını belirtti. Bunlara rağmen siyasi iktidarın ve sorumluların bir yandan işkenceyi görmezden gelirken diğer yandan işkencenin münferit olduğu söyleminde bulunduklarını kaydeden Karagülle, işkenceyi tespit eden doktorlar, avukatlar veya gazeteciler hakkında soruşturma yapıldığını hatırlattı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün açıklamasını 'vakayı yeni öğrenmiş gibi' diyerek değerlendiren Karagülle, CMUK için kararokola giden tüm avukatların, Beyoğlu'nda gözaltına alınan veya alınma riski olan herkesin ve emniyet birimlerinin basında adı geçen kişinin 'Hortum Süleyman' olarak anıldığını bildiklerini ifade etti.
Soruşturmalar sonuçlandırılmalı
Açıklamasında Süleyman Akbulut teşhir edilene kadar hakkında hiçbir işlem yapılmamasına dikkat çeken Karagülle, soruşturma açıklamasının samimi olup olmadığının önümüzdeki süreçte görüleceğini kaydetti. Kendisinin soruşturmaya ilişkin tahminini anlamak için Metin Göktepe, Süleyman Yeter soruşturmalarına ve kamuoyuna mal olmayan soruşturmalara bakmanın yeterli olacağını kaydeden Karagülle, "Bırakın sanığı, bir avukata kötü muamele yapılmasına ilişkin sonuçlanmış bir soruşturma yok. Gerekli yaptırımlar olmadığı için bu tür uygulamalar devam etmektedir. İşkence ve kötü muamele uygulamalarını emniyette bizim kadar iyi biliyor ama önleme iradesi yok, önleme iradesi ancak sonuç alınan soruşturmalarla ortaya konulabilir" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Gönüllü çalışma'ya karşı işbırakma
SSK hastanelerinde uygulamaya konulan 'gönüllü çalışma' SES üyeleri tarafından iş bırakılarak protesto edildi. 16.00-19.00 saatleri arasında personelin çalışmaya devam etmesi karşılığında ek ücret almasını kapsıyor. SES Şişli Şubesi tarafından dün Okmeydanı SSK Hastanesi bahçesinde yapılan basın açıklamasında uygulamanın yeni hak gaspları getirdiği ve 'gönüllü' değil 'zorunlu' çalışma dayattığı vurgulandı. Zaten çalışanların birikimleri olan ek ödemelerin içinden gönüllü çalışma uygulamasının finanse edildiği belirtilen açıklamada uygulamanın birçok sağlık emekçisine yönelik sürgün etme çabasına kılıf olarak da kullanıldığı belirtildi. 'Gönüllü çalışma' ile yasaların da ihlal edildiği belirtilen açıklamada, "Bu uygulama, sağlık hizmetlerinde yaşanan tıkanıklığı hiçbir şekilde çözmeyecek ve sorunları daha da artıracak, iş barışını bozacaktır. Ve şimdiden bütün bu olumsuz durumlar görülmeye başlanmıştır" denildi.
Sağlık emekçileri eylemin ardından Okmeydanı Hastanesi ameliyathanesinde 'gönüllü çalışma'ya karşı iş bıraktı. Hastane yönetimiyle görüşmek isteyen emekçiler yanıt alamadıkları için işbırakma eylemini bugün de sürdürecekler.
www.evrensel.net