Mezarlığa göç!

İstanbul'un ortasında, kötü yaşam koşulları ve parasızlık nedeniyle çocuklar birer birer ölüyor. Kürt göçmenlerin gelip yerleştiği, elektriği olmayan, suyu akmayan ve içinden kanalizasyon geçen bu mahallenin ismi Ayazma.

Mezarlığa göç!
Hacer Yücel - Muzaffer Özkurt
Bir mahallenin niye bir çocuk mezarlığına ihtiyacı olur? Neden her yıl onlarca çocuk çeşitli hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirir?..
İstanbul'un göbeğinde bir mahalle Ayazma. Ayazma, elektriği olmayan, suyu akmayan ve ortasından kanalizasyon geçen bir mahalle. Kürt göçmenlerin gelip yerleştiği bu mahallede, bir de çocuk mezarlığı var. Yüzlerce çocuğun büyüyemeden toprağa gömüldüğü bu mezarlık mahallenin hemen girişinde. İki küçük tahta arası 35-40 cm'lik mezarlarla dolu mezarlık, Ayazma'nın nasıl bir yer olduğunun, insanların burada nasıl bir yaşam savaşı verdiğinin en çarpıcı kanıtı. Sağlık ocağı, işi, sosyal güvencesi olmayan, evinin önünden lağım akan, elektriği, suyu olmayan, insanların pislik içinde yaşamak zorunda olduğu ve evinden, köyünden sürgün edinlerin gelip yerleştiği bir mekân Ayazma.
Yoksulluğun kıyısında olan bu insanların gelir getiren bir işleri olmadığı gibi mahallelerinde sağlık ocağı da yok. Sigortalı değiller, özel hastaneye de gidemiyorlar. Çocuklarının 'geleceği' için geldikleri İstanbul'un Ayazma'sında açlık, yoksulluk, kirlilik çocuklarını alıyor ellerinden. Hasta çocuklarını hastaneye götüremez olmuşlar. Çünkü gittikleri hastanenin kapısından paraları olmadığından geri çevriliyorlar. Sonra da çocuk mezarlığı oluşuyor, gün gün büyüyen.
Kaynağı zorunlu göç
Erzurumlu genç bir anne, "Paramız yok, doktora gidemiyoruz. Babamın ayaklarında çıkan yaralar sulanıyor. Ona bakamıyoruz. Sigortalı değiliz, özel de çok pahalı, doktara gidemiyoruz. Allah'a sığınıyoruz" diyor!
Sakine Ekinci, Ağrı'dan göç etmiş. "Birtakım sorunlar" yaşadıklarını anlatıyor. Adı konulmaktan bile çekinilen "bu sorunlar", onların göç etmesine neden olmuş. Çocuğunun iki gündür hasta olduğunu söyleyen Ekinci, kızının vücüdunda yaralar oluşmaya başladığını anlatıyor, endişe dolu sözlerle. Çocuklarının gün boyu pis suların içinde olduğunu anlatan Ekinci, bu soruna bir an önce çözüm bulunmasını istiyor. Ekinci, kaynının oğlunun yüzünde ve boğazında yaralar çıktığını ve doktorun bu durumun mikroptan kaynaklandığını söylediğini belirtiyor.
'Yaşasaydı 13 yaşında olacaktı'
Erhan Ergül, 16 yaşında bir çocuk. Babası inşaatlarda çalışıyor, 'ekmek parası'nı bu tür işlerden kazanıyor Erhan'ın. İnşaatların yasaklanması sonrası, evin tek geçim kaynağı Erhan olmuş. Ayakkabı fabrikasında sayacı olarak çalışan Erhan, ailesinden söz açılmışken bir de daha küçükken ölen kardeşinden bahsediyor ve "O hastalıktan öldü. Yaşasaydı şimdi 13 yaşında olacaktı" diyor.
Dere hastalık saçıyor
Ayazma'nın ortasından geçen dere, çocukların oyun alanı. Şahin Tepesi Konutları'nın ve Başak Konutları'nın lağımı, kereste fabrikası ve yeni açılan bir fabrikanın kimyasal atıkları... Bunların hepsi bu dereye akıyor. Dere de Ayazma'ya. İnsanlar özellikle yaz aylarında burunlarını kapatarak dolaşmak zorunda kalıyorlar. Dereden akan pisliğin kokusu tüm Ayazma'yı sarıyor. Koku aynı zamanda hastalıkların da habercisi. Ayazmalı çocuklar da genelde buradan kapıyor hastalıkları. İshal, kanlı ishal, kusmalar, yaralar ve çeşitli enfeksiyonların büyük çoğunluğunun kaynağı bu dere. Suyu akmayan Ayazma'nın çeşmelerine yazılan "Bu su içilmez" yazısının sebebi de aynı dere. Ya ölümler? Onların nedeni de mi dere?
Sosyal güvence yok
Çocukların gün boyu pis lağım sularının içinde oynadığını söyleyen aileler, çocuklarının sık sık hastalandığını belirtiyorlar. Gecenin bir yarısı ya da günün herhangi bir saatinde rahatsızlanan çocuklarını SSK'lı olmadıkları ve mahallelerinde sağlık ocağı olmadığı için özel hastaneye götürmek zorunda kaldıklarını, ama paraları olmadığı için çoğu zaman sadece özel hastanenin kapısına kadar gidebildiklerini anlatıyorlar.
Geçinebilmek için ailedeki hemen herkesin çalışmak zorunda kaldığı Ayazma'da, yalnız çocuklar değil, doğum yapacak olan kadınlar da hastalıklar sonucu yaşamını yitiriyor. Köylerindeyken hastaneye yetiştiremedikleri için kaybettikleri çocuklarını, eşlerini; İstanbul'da da parasızlıktan ve sosyal güvencesizlikten kaybediyorlar.
Ayazmalı bir annenin şu sözleri mahallede yaşanan gerçeğin özeti: "Çocuğum hasta. Bir haftadır hastaneye götüremiyorum. Param olsa bir an beklemez çocuğumu hemen hastaneye götürürüm."
www.evrensel.net