Sahiplerinden uzaklaştırılan

Sahiplerinden uzaklaştırılan 'saray': Feshane

Türkiye sınırları içindeki ilk fabrika olan Feshane, yapılan restorasyon ile tarihinden koparıldı. "Feshane Festival Sarayı" adı altında alışveriş merkezi haline dönüştürülen 161 yıllık fabrikada, eskiye dair tek şey duvardaki bir kaç işçi fotoğrafı sadece...

Sahiplerinden uzaklaştırılan 'saray': Feshane
Rojda İldan
Osmanlı İmparatorluğu'nun bilinen ilk fabrikası olan Defterdar Feshanesi, artık tarihinden uzak günler yaşıyor. Tezgahlarında kadın ve erkek işçilerin yan yana, dirsek dirseğe çalıştığı, Osmanlı'ya yurt dışında kaliteli ürünleriyle ödüller kazandıran Feshane'nin binasında şimdi, binanın asıl sahiplerinin, emekçilerin bakmakla yetinmek zorunda olduğu ürünler satılıyor.
Kimliği yok eden restorasyon
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1986 yılında üretime son verilerek kendisine devredilen Feshane binasında yaptığı restorasyon çalışmalarıyla binayı 'fabrika' kimliğinden sıyırdı. Feshane Mensucat A.Ş. "Feshane Sarayı" oluverdi, belediyenin dokunuşuyla.
Fabrikanın kazandırdığı ödüllerle, yapının çelik konstürüksiyonlu ilk yapı örneklerinden biri olmasıyla tanıtım kataloglarında övünen İstanbul Büyükşehir Belediyesi fabrikayı düzenlerken içinde emekçilerinin olduğu tarihine sadık kalmadı.
Haliç'in eteklerinin 8000 metrekaresini kaplayan Feshane'nin yüzyıllık emekçi tarihi belediyenin "restorasyon" adı altında bir dokunuşuyla tarihe gömüldü.
Bir kaç fotoğraf kaldı
Binanın bir fabrika olduğu ve içinde emekçilerin olduğu sadece koridordaki bir kaç fotoğraftan anlaşılılabiliyor artık. Girişteki koridorun iki duvarına asılan fotoğraflarda çalışan işçiler, buhar makinası, fes çeşitleri, Erat çuhasının vergel dairesi, fabrikanın kuruluş çalışmaları, yapılan kumaşlarla ve feslerle kazanılan ödüller, Hatice Sultan Sarayı'ndan görüntüler, fabrikanın son günlerive en çok da restorasyon çalışmaları ve Feshane'nin yeni hali, yani 'Saray' hali bulunuyor.
Kadınlar vitrinlerden bakıyor
Büyükşehir Belediyesi'nin adını değiştirip, restore ettiği ve ziyarete açtığı Feshane Sarayı'nın ziyaretçileri gözlemlediğimiz kadarıyla çoğunlukla ev kadınları ve çocuklar. Bunun nedeni, Feshane Sarayı'na kazandırılan yeni kimlik. Feshane Sarayı, tarihten bir kesit görmek isteyenlerin gidip gezecekleri bir yer olmaktan çıkmış, el işi örmelerin, antikaların satıldığı bir alışveriş merkezine dönüşmüş. Feshane'nin içinde, el dokuması kilimlerin satıldığı Kahveli Çarşı, şekercinin, ismekçilerin olduğu, basmaların satıldığı El Sanatları Çarşısı, menüsünde Osmanlı yemekleri olan Bezm-i Sefa Lokantası, çeşitli kermeslerin yapıldığı Sadabad Salonu ve çeşitli konser ve toplantıların gerçekleştirildiği 2. Mahmut Salonu var.
Fiyatlar ateş pahası
Çarşıların içindeki sokaklara Osmanlıda'ki ünlü zanaatkarların isimleri verilmiş, tabelalarda da bu kişilerin kısa özgeçmişleri var. Bir udinin sürekli olarak ud çaldığı El Sanatları Çarşı'sının ve diğer çarşıların ortak özelliği ise aynı. Çarşıdaki bütün mağazalarda fiyatlar ateş pahası. Bu yüzden de ziyaretçi kadınlar genelde vitrinden bakmak zorunda kalıyorlar.
Çocuk parkı da paralı
Feshane Sarayı'nın bir zamanlar işçilerin nefes almak, dinlenmek amacıyla çıktığı bahçesi de Büyükşehir Belediyesi'nce yeniden düzenlenmiş. Bahçede "Feshane Dünyası Çocuk Parkı" ve bir çay bahçesi var. Çevre bölgelerdeki okullarda okuyan çocukların öğretmenleri eşliğinde topluca geldikleri parkın fiyatları içerideki dükkanların fiyatlarından farklı olmasa da çocuklar için park eğlenceli. Çocuk Parkı'nda bir jeton 750 bin lira. Su oyunlarına katılmak isteyen çocuklarsa dört jeton almak, yani 2.5 milyon ödemek zorunda.
Yüzyılı aşkın bir süre binaya ev sahipliği yapan sınıfın tarihinden uzaklaştırılmış olan bu saray, bugünkü özellikleriyle "ev sahibi sınıf"ın bugünkü temsilcilerinin bütçelerine de hitap etmiyor.
www.evrensel.net