Felakette başrol hırsızlar koalisyonunun

Felakette başrol hırsızlar koalisyonunun

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 17 Ağustos, 12 Kasım 1999'da Marmara'da meydana gelen depremlerle ilgili olarak...

Felakette başrol hırsızlar koalisyonunun
TMMOB Genel Başkanı Yavuz Önen, hazırladıkları "17Ağustos 1999, 12 Kasım 1999 Doğu Marmara Depremleri ve Türkiye Gerçeği" başlıklı raporu, TMMOB'de düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.
TMMOB olarak bugüne kadar kamusal topraklar üzerinde rantın nasıl paylaşıldığı eleştirisini yaptıklarını, yaşananlardan ders çıkarılması, daha fazla acı çekilmemesi için önerilerini sunduklarını kaydeden Önen, sel felaketlerinden de örnekler vererek, toprak politikalarının değiştirilmesi; toprak mülkiyeti ile ilgili yeni düzenlemeler yapılması; genel, bölgesel, mahalli planlamaların yapılması; deprem bölgelerinin planlarının yeniden gözden geçirilmesi önerilerini sundu.
Devletin, deprem riski bitmiş gibi hareket ettiğini, Marmara bölgesi ve İstanbul birinci deprem bölgesi değilmiş gibi davrandığını belirten Önen, yanlış yerlerde kalıcı konutlar ve yerleşim alanları açıldığına ve bunun için verimli tarım alanlarına girildiğine dikkat çekti. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın Yapı Denetim Kuruluşları adı altında kamusal denetim yolunu özel kuruluşlara açtığını, amacın rant bölüşümü olduğunu kaydeden Önen, davalar açacaklarını da söyledi.
Zemin koşulları önemli
TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Şanver İsmailoğlu da kısa sunuşunda, depremin büyüklüğünü zemin koşulları ve yapı özelliklerine bağladı. İsmailoğlu bölgede deprem olacağının 20 yıldır bilinmesine, sürekli gündeme getirilmesine karşın önlem alınmamasına da dikkat çekti.
TMMOB 2'inci Başkanı Celal Beşiktepe ise coğrafi bilgi sistemi'nde bilgi ve belgeler ışığında hazırladıkları rapor hakkında bilgi verdi. Yalova ve Avcılar'ı pilot bölge olarak alıp çalışma yaptıklarını hatırlatarak, araştırmalarından örnekler aktaran Beşiktepe, Bayındırlık Bakanlığı'nın, hasar gören kentlerde yapıları tek tek ele alıp, o yapıların mahallede, kentte nasıl bir bütünlük oluşturduğunu gözden kaçırdığını, o nedenle de halkın çaresizlik içinde, kaderine bırakıldığını söyledi.
'Gerçekler gizleniyor'
Yetkililerin kamuoyuna gerçekleri söylememekle Marmara ve İstanbul'u olası bir depreme karşı riske attığına dikkat çeken Beşiktepe, "Gerçek tablo gözden kaçırılmaktadır. Bilimsel çalışma yoktur, binaların gerçek durumları bilinmiyor" dedi. Bayındırlık Bakanlığı'nın kalıcı konut ve prefabrikler için açtığı yerlerin heyelan, bağ ve meyve bahçeleri, tarım alanları olduğuna vurgu yapan Beşiktepe, sistem ve mekanizmanın olaya parçacı anlayışla, 'çözdüm' mantığıyla yaklaştığını, oysa bütün olarak görmek gerektiğini söyledi.
Türkiye'de günde 400 bin konut üretilmesine karşın halkın yüzde 45'inin konut sahibi olamadığı gerçeğini de dile getiren Beşiktepe, Dünya Bankası'nın araştırmasında deprem bölgesinde halkın yüzde 72'sinin yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip olduğunu belgelediğini söyledi. Marmara'da fiziki depremin, GAP'ta ise sosyal depremin yaşandığını vurgulayan Beşiktepe, ABD-İsrail tarım tekellerine açılan GAP'taki peşkeşe son verilmesi, OHAL uygulamasının kaldırılması, koruculuğun tasfiye edilerek, Marmara ve İstanbul'daki Kürt vatandaşlar için tersine bir göçün başlatılmasını istedi.
www.evrensel.net