Fotoğraf: AA

1. 5 m 2 yeşil...

"Dünyanın akciğerleri" denir ormanlar için. Büyükkentlerin yoğun günlük yaşamı ve kirli atmosferi içinde daha bir önem kazanır bu akciğerler. İstanbul'un yeşil alanları ise gün geçtikçe küçülüyor, rant kapısı haline getiriliyor.

1. 5 m 2 yeşil...
Muzaffer Özkurt
Haftasonu dinlenmek için bir yeşil alan aramak İstanbul gibi büyükkentlerde yaşayanlar için bir eziyet haline geldi. Hafta boyu "ekmek parası" için ter döken insanlar, hiç değilse bir gün haftanın yorgunluğunu atmak için yeşil alanlar arıyorlar kendilerine. Özellikle de sıcak yaz aylarında daha bir yakıcı oluyor bu sorun. Ancak plansız kentleşme ve yerel yönetimlerin halkın bu ihtiyacını gündemine almaması, aksine mevcut yeşil alanları dahi "rant alanları" haline getirmesi söz konusu. İmar planlarında "yeşil alan" olarak görünen yerler, kâr getirsin diye dükkan ve çaybahçelerine kiralanıyor.
İstanbul'daki yeşil alanların durumuna iişkin görüştüğümüz Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Turgut, İstanbul başta olmak üzere bütün metropollerde yeşil alan oranının yasaların öngördüğü standartların altında olduğunu söylüyor. Üstelik de, Türkiye'deki yasaların öngördüğü oran, diğer ülkelerdeki oranların kat kat altında iken.
İmar kararlarında park, bahçe ve gençleri spor yapabileceği alanların gösterildiğini belirten Turgut, bu imar kararlarının hayata geçirelemediğini söylüyor. Yasalara göre kişi başına 10 metrekare yeşil alan düşmesi gerekirken, bu rakamın İstanbul'da birbuçuk metrekare olduğunu vurgulayan Turgut, "Bu rakam gelişmiş ülkelerde ve özellikle eski Doğu Bloku kentlerinde daha fazla. Onların kişi başı düşen yeşil alanı bizim kanunlarımızda bulunan rakamın üç katı" diyor. Turgut, İstanbul'da yeşil alan yaratabilmek için dolgu alanlar yaratıldığını ifade ediyor.
Yeşil alan yaratılmalı
"Kentteki arsa bedelleri belli. Belediyelerin buraları yeşil alana dönüştürmeleri imkansız gibi. Bir de özel mülkiyete ait yerler var ki buraların bir şekilde belediyeye kazandırılması gerekiyor" diyen Turgut, yapılan imar tadilatları sonrası bu alanların imara açıldığını söylüyor. Turgut, belediyenin görevinin bu tür alanların kamuya kazandırmak olduğunun altını çizerek, şöyle devam ediyor: "Diğer önemli faktörde imar kanunun öngördüğü koşullar dahilinde yeşil alan olarak görünen yerleri eğer kamulaştırma ile olmuyorsa takas ve diğer belli başlı yöntemlerle belediyeye kazanmak. Bu anlamda belediyelerin belirli eksiklikleri var." İstanbul'un içerisinde yeşil alana katacak arsa kalmadığına dikkat çeken Turgut, bundan sonra İstanbul etrafında bulunan gelişim alanlarına bakmak gerektiğini ve burada bulunan belde belediyelerini bir disiplin altına almak gerektiğini dile getiriyor.
Parklar paralı oldu
Bir çok parkın ve yeşil alanın belediye tarafından kiralanarak ticari işletmeler haline getirildiğini kaydeden Turgut, "Parklar büyük parklarsa belli ihtiyaçları karşılayacak çay bahçesi gibi bölümleri yapmak gerekir. Bu aktivitenin gereğidir. Ancak belediyeler 'Biz parklara bakamıyoruz, tinerci yuvası oluyor' gerekçelerine sığınarak kiraya veriyorlar. Sonuçta, yeşil alanlar büfe çay bahçesi gibi alanlar haline gelip paralı kullanım alanları haline geliyor" diyor. Belediyelerin dışarıdan ya da başka yerlerden aldığı borçlarla maddi çıkmaz haline geldiğini belirterek, "Bu durum nedeniyle belediyeler herşeye gelir getirici nesneler olarak bakıyorlar" diyor. Bu tür hizmetlerin kent hizmeti olduğunu ve bedelini kentlilerin vergileriyle ödediklerini söyleyen Turgut, şöyle devam ediyor: "Bunlar beleldiyelerin vermesi gereken hizmetlerdir. Bunun dışına çıkılması yasal da, doğru da değildir."
www.evrensel.net