SSK

SSK'ya yatırım şart

Ülke nüfusunun yüzde 52'sine hizmet veren SSK, adım adım tasfiye ediliyor. Kurum, IMF'nin belirlediği dışa bağımlı politikalarla içten içe çökertiliyor.

SSK'ya yatırım şart
Özlem Dinler
Sağlığın hızla devlet güvencesinden çıkartılıp, alınıp satılabilir bir meta haline getirilmeye çalışıldığı Türkiye'de, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) da yavaş yavaş tasfiye ediliyor. Ülke nüfusunun yüzde 52'sinin bağlı bulunduğu SSK'nın halkın taleplerini karşılaması için yatırım yapılmaya ihtiyacı olduğunu vurgulayan sağlıkçılar, var olan politikalardan vazgeçip ulusal bir sağlık politikasına ihtiyaç olduğunu söylüyor. İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Yücel, SSK'ların sorunlarını; Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şube yöneticilerinden Rabia Tuncer de çalışanların ve hastaların sorunlarını gazetemize anlattı.
SSK tasfiye ediliyor
SSK'nın sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük sosyal güvenlik kuruluşlarından biri olduğunu söyleyen Yücel, bu kurumun yıllardır Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası politikalarına göre şekillendirildiğini vurguladı. Sağlığın serbest piyasa koşullarına bırakılarak alınıp satılan bir meta haline getirildiğini belirten Yücel, sosyal devletin temel gereğinin sağlıkta, eğitimde ve sosyal güvenlikte hakların korunması ve geliştirilmesi olduğuna dikkat çekti. Yücel, 1980'li yıllardan bu yana uygulanan politikalarla SSK'yı çökertmenin amaçlandığını ifade ederek, bütçeden sosyal yardımlara ayrılan payın kısıldığını hatırlattı. "SSK'nın fonları, gelirleri toplanan primleri, özel sektöre sermayeye kaynak olarak aktarılmaktadır" diyen Yücel, SSK'nın içinde bulunduğu ekonomik krizin sorumlusunun SSK'lılar ya da SSK çalışanları olmadığını ifade ederek, "Krizin sebebi dışa bağımlı politikalardır" görüşünü dile getirdi.
Özelleştirmenin kendi işkollarına 15 yıldır kadrolu eleman almamakla, sözleşmeli personel ve taşeron çalıştırmakla yansıdığını belirten SSK Okmeydanı Süt Çocuk Bölümü'nde çalışan Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şube Yöneticisi Hemşire Rabia Tuncer ise, Sağlık Bakanlığı'na bağlı kuruluşlarda da vakıf temelinde bir çalıştırmanın söz konusu olduğunu ifade etti.
Halk kandırılıyor
SSK polikliniklerindeki yığılmalara da değinen Dr. Rıfat Yücel, zaman zaman ortaya çıkan kötü hekimlik uygulamalarının, abartılarak ve kullanılarak tüm halkın etki altında bırakılmaya çalışıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti: "İnsanlara, 'Bundan daha kötüsü olmaz, lanet olsun böyle SSK'ya, böyle SSK olacağına batsın özelleşsin' dedirtmeye çalışıyorlar. Medyayı da kullanarak bu amaçlarına ulaşmak istiyorlar. Kurum çökertilirken de bazı sihirli sözcükler kullanılıyor; 'özerklik', 'yeniden yönetim', 'demokratik SSK' gibi. Halkın bu söylemlere kesinlikle inanmaması gerekiyor. Özerklik, devletin, sosyal yardımlar için bütçeden kaynak ayırma zorunluluğundan kurtulmak için ortaya attığı bir bahanedir."
Yatırım yapılmalı
SSK'nın kendi koşulları içerisinde en ucuz sağlık hizmeti veren, olanaklarını en akıllı şekilde kullanan sosyal güvenlik kuruluşu olduğunu belirten İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Yücel, devletin sağlığa ayırdığı bütçenin az olmasına karşın bu kaynakları akıllı bir şekilde kullanamayan yönetim tarzında ısrar edildiğine dikkat çekiyor. Yücel, SSK'nın çökertilmesinin ardından Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'un da bitirileceğini ifade ederek, bu gelişmelerin ardından emeği ile geçinen toplumun büyük bir kısmının tedavi olanaklarının ellerinden alınacağının altını çiziyor. Yücel, SSK'daki sorunların, "çökert ve kurtul" politikaları yerine, "düzelt ve hizmet ver" politikasıyla ve IMF reçetelerinin yırtılıp atılmasıyla çözüleceğini söylüyor.
Gönüllü çalışma çözüm değil
Yücel, "Sağlık çalışanlarının gerçek karşılığı verilmeli ve her biri sosyal güvenlik kapsamına alınmalı" diyerek, kurumun doktor sıkıntısının giderilmesi için bekledikleri 17 bin kadronun bir an önce gönderilmesi gerektiğini anlatıyor. Büyük hastanelerdeki uzun kuyrukların ve hasta yığılmalarının önlenmesi için yeni dispanserlerin açılması gerektiğini vurgulayan Yücel, hasta yığılmalarını önlemek için uygulanan "gönüllü çalışma sistemi"'nin çözüm olmadığını, bunun Anayasa'ya ve hekimliğe haykırı olduğunu ifade ediyor.
Tuncer ise, "SSK'lardaki gönüllülük adı altında zorla uzatılmış mesai, kuyrukların bitimine hizmet etmeyecektir, tam tersine yine SSK'lardaki hakların gaspını getirecektir. Ücret ve prim olarak ödenen kaynağın, var olan ek ödemenin çalışanlara verilmesi gerekirken, onun bir bölümü bu fazla çalışmaya sunuluyor. Bu hak gaspıdır" diyor.
Yeni sağlık sistemi uygulanmalı
Basamaklandırılmış sağlık sisteminin önemine dikkat çeken Dr. Rıfat Yücel, böylece birçok sorunun da çözüme kavuşacağına dikkat çekiyor. Yücel, dikkat çektiği sistemi ise şöyle anlatıyor: "Bu sistemde hastalar önce kendi mahallesindeki, köyündeki, fabrikasındaki işyeri hekimliğine ya da sağlık ocağına gidecek. Oradan gerek görülürse devlet hastanesine veya SSK'ya sevk edilecek. Tedavi bu hastanelerde yapılamıyorsa, hasta, fakülte hastanesine götürülecek. Fazla çalışmayla, günübirlik politikalarla sağlık sistemindeki sorunlar çözülmez. Ulusal bir sağlık sistemi gerekiyor. Sağlık sisteminin oluşturulmasında, denetlenmesinde meslek örgütlerinin, sendikaların rolünün artırılması gerekiyor."
Eşit işe eşit ücret
SES Şişli Şube yöneticilerinden Rabia Tuncer, SSK'da eşit işe eşit ücret talebini sunarken sözlerini şöyle sürdürüyor: "Hizmetlisinden doktoruna kadar statü faklılıkları var. Bunların bütünselliği yokken, bir de buna ek olarak, işkolunda, memur statüsünde, işçi statüsünde çalışan insan grubu var. Her iki kesimin sendikası var, ama biri toplusözleşme yapabilen işçi statüsündeki Sağlık-İş, diğeri kamu emekçilerinin yıllardır vermiş olduğu sendikal mucadelenin ürünü SES."
Hafta sonu, gece nöbetleri ve resmi tatillerde ek ücret alamadıklarını belirten Tuncer, kurumların demokratikleştirilip işçi ve emekçilere hizmet verilmesini, seçilme ve seçebilme haklarının tanınmasını istiyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Zarakolu: Yeni Gündem
   'demokratikleşme sürecine' bir katkı
Yayın hayatına önceki gün başlayan 2000'de Yeni Gündem gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ragıp Zarakolu, "Türkiye'deki demokratikleşme sürecine" katkı sunmayı amaçladıklarını söyledi.
Özgür Bakış gazetesinin kapanmasının ardından çıkan 2000'de Yeni Gündem gazetesinin tanıtım kokteyline gazetenin yönetimi ve yazarları, "Demokrasi Hareketi" girişimcileri, HADEP Genel Başkanı Ahmet Turan Demir, HADEP eski Genel Başkanı Murat Bozlak, HADEP'li belediye başkanlarıyla birlikte, gazeteciler, kitle örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile gazetemiz yöneticileri katıldı.
Hilton Oteli Altın Kubbeli Salon'da önceki gece gerçekleşen kokteylde konuşan gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ragıp Zarakolu, "Proje kapsayıcı bir proje. Türkiye'deki demokratikleşme ve reformlar sürecine katkıda bulunmayı amaçlayan bir proje" dedi. "Proje, Türkiye'nin tarihten gelen çok kültürlü mirasına sahip çıkan bir proje. Sessizlerin sesi olmaya çalışan bir proje, aynı zamanda da çok derin tarihi kökleri var" diyen Zarakolu, Türkiye'nin çok direngen bir özgür basın geleneğine sahip olduğunu söyledi. Zarakolu konuşmasını Abdülhamit'in sansürlerine karşı çıkmakla mücadeleye başlayan özgür basının, 90'lı yıllarda bir karanlık içinde görevini yerine getirmeye çalıştığını söyleyerek bitirdi. Zarakolu'nun ardından konuşan Mihri Belli ise, "Bu gazetenin işlevi toplumsal muhalefetin Kürt kesimiyle Türk kesimi arasında birliği sağlamak ve legalitede ağırlığını koymayı sağlamak olmalı" diye konuştu. Gazete yazarlarından Işık Yurtçu, Varlık Özmenek, Mehmed Uzun, Mıgirdiç Margosyan'ın da konuştuğu kokteylde, katledilen Özgür Gündem Gazetesi Muhabiri Ferhat Tepe'nin annesi de katılımcılara seslenirken, "Şimdiye kadar Ülkede Gündem, Yeni Ülke, Özgür Gündem, Yeni Politika, onların hepsi bedel ödedi, inşallah daha fazla bedel ödemesinler, bedel ödemek istemiyoruz" dedi. Kokteylde dağıtılan dosyada ise 2000'de Yeni Gündem gazetesinin hedef okur profili, gazetenin yayına başlamadaki amaçları ve gazete sayfalarının içerikleri yer aldı.
www.evrensel.net