Metallica mahkeme koridorlarında!

Metallica mahkeme koridorlarında!

Metallica topluluğu, bugün 'yeşile boyanmış koridorlarda' adalet arıyor, ancak kendi adına değil, müzik parçalarını internet üzerinden 'bedavaya' paylaşan dinleyicilerin köpürttüğü müzik endüstrisinin patronları adına.

Metallica mahkeme koridorlarında!
James Brewer - World Socialist
Müzik endüstrisinin dev tekelleri, heavy metal grubu Metallica'nın davulcusu Lars Ulrich şahsında kendilerine yeni bir sözcü bulmuş görünüyorlar. Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği (RIAA), geçtiğimiz yıl aralık ayında, bilgisayar kullanıcılarının internet yoluyla müzik dosyası değiş-tokuşu yapmasına olanak sağlayan yazılımı önlemek için Californialı şirket Napster'a karşı dava açmıştı.
Geçtiğimiz ay soruna taraf olan Metallica, Napster ve bazı büyük üniversiteler aleyhine yeni bir dava açtı. Suçlama, örgütlü suça karşı 1989'da çıkarılan bir yasayı ihlal etmek.
Metallica ayrıca, Güney California, Yale ve Indiana üniversitelerini de dava ediyor. Grup, Napster yazılımını kullanan üniversite öğrencilerinin, "Herkes yapıyor diyerek dükkân yağmalayan çapulcuların ahlaki özelliklerini gösterdiğini" yazan bir açıklama yayınladı. Napster'in kullanıcılarının çoğu, mp3 dosyalarını yüklemek için kampus ağ sunucularından yararlanan üniversite öğrencileri.
Mp3 nedir?
Mp3 (MPEG Katman 3), CD'lerdeki dijital müziği onikide bir oranına kadar sıkıştırabilen bir dosya formatı. 2-3 dakikalık bir parça, bu yöntemle 30 megabyte yerine 2.5 megabyte gibi bir alana sığdırılabiliyor. Bu da, internet üzerinde müzik dosyası değişimini oldukça pratik bir hale getirdi. Mp3 müziği öyle popüler ki, ABD'deki bazı üniversiteler öğrencilerinin bu dosyaları transfer etmesini yasakladı; çünkü bu kadar yaygın veri kopyalaması, ağ sistemlerini tıkamıştı.
Napster ise, kullanıcıları birbirine bağlayarak, karşılıklı mp3 dosyalarının incelenmesini ve istenen dosyanın istenen bilgisayara transfer edilmesini sağlayan, sunucu-tabanlı bir yazılım. Programın oldukça küçük olan "alıcı yazılım" parçasını bilgisayara kuran kullanıcı, ağa bağlanıp aynı anda bağlı olan herkesle mp3 dosyalarını paylaşabiliyor.
RIAA'nın tarihi, tüketicilerin müzik kopyalamasını sağlayan yeni teknolojilerin ortaya çıkışına karşı durmanın tarihi gibi. İlk akla gelen çarpışma, DAT (Dijital Audio Teyp) üzerineydi. Ve müzik endüstrisi, müzik CD'lerinin yasadışı kopyalanmasını sağlayacağını öne sürdükleri DAT'ların tüketici piyasasına girişini önlemeyi başardı.
RIAA, Napster'e karşı yaptığı açıklamalarda birkaç tanınmış sanatçının adını da geçiriyor, ama bu desteğin fazla olduğu söylenemez. Bazı sanatçılar, "yaptıklarının maddi bir karşılığı olması gerektiğini" söylüyorlar. Metallica'nın tartışmaya getirdiği sertlik, tam da RIAA'nın gereksindiği şey. Metallica davasından doğan açık tehlikelerden biri, mahkemeleri, öğrencilerin internet alışkanlıklarını denetlemeye sevk etmeye çalışması. Grubun avukatı şöyle diyor: "Amacımız, şimdilik öğrencileri kovalamak değil. Ama bunu yapmak teknolojik olarak mümkün olursa ve biz de final sınavlarına çalışacaklarına binlerce dosya indirmekle uğraşan insanlar olduğunu bulgularsak bu insanların peşine düşeriz."
Programlar önlensin
Metallica, 300 bin isimden oluşan bir listeyi Napster'e verdi ve bu kişilerin programı kullanmasının önlenmesini talep etti. Davulcu Lars Ulrich ise, bir şovmen edasıyla, 335.425 kullanıcının kimlik numarasını içeren 60 bin sayfa içeren 13 kutuyu basına gösterdi. Napster avukatı Lawrence Pulgrum ise, şirketin isimlerin inceleneceğini ve grubun haklı bulunması durumunda, bu kişilerin programı kullanmasının önleneceğini açıkladı. Napster, mahkeme bir kararı çıkarmadan, bir iyi niyet jesti olarak 300 bin Metallica dinleyicisini listesinden çıkardı.
RIAA, müziklerini çalan "korsanlara" karşı sanatçıların haklarını savunduğunu iddia ediyor. Peki bu doğru mu? Bu sektörün kuruluşundan bu yana telif yasaları, müzik şirketlerinin, sanatçılardan yapıtlarını çalarak dev kârlar elde etmesini sağladı. Sanatçılar ise, ya buna boyun eğmek zorunda kaldılar, ya da "başarılı bir müzisyen" olmak için profesyonel temsilciler tutmak zorunda kaldılar. Para, en başından beri müzik sektörüne egemen oldu.
Sektörün devleri (BMG, Sony, Universal, Warner), bir kitle pazarı yarattı, yönetti ve egemen oldu. Kayıtlı müzik ve sesin her yönünün yaratımı ve tüketimini denetlemek için uğraştılar. Hiç değişmeyen lafları ise, "telif hakları". Sanat eserini paraya çeviren araç bu. Ama teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, şirketler artık sadece sanatçılar ve eserlerini denetlemekle yetinmiyor. Şirketler, ürünlerinin sürekli dağıtımı üzerindeki tekellerini korumak için tam piyasa hakimiyeti aracılığıyla tüketicilere teknolojik yoksulluk dayatıyorlar.
Gündeme gelen yeni programlar, müzik patronlarını daha da saldırganlaştıracak. Gnutella, Napster'a benziyor, ama onun gibi merkezi bir sunucuya ihtiyaç duymuyor. Merkezi olmadığı için, yok edilmesi de mümkün olmayacak. Teknoloji hızlandıkça, telif hakkı mücadelesi de şiddetleniyor. Bu mücadele sadece müzik sektörüne özgü de değil; film, yazılım, kitap ve "yeni medya" sektörlerinde eski ve yeni bir dizi teknolojiyle yayını kapsıyor. Her gün medyada telif hakları üzerine bir haber yayınlanıyor ve gündemi takip etmek giderek güçleşiyor. Örneğin, bu yazı yazılırken rap müzisyeni Dr. Dre Napster'e karşı dava açtı (Onun da avukatının Metallica ile aynı olması tesadüf olmasa gerek).
Dinleyici kitlesine katınılmalı
Müzisyenler, diğer alanlardaki sanatçılar gibi eserleri sayesinde kitlelerle bağ kurmaya çalışırlar. Birçok sanatçı sıradan insanların gündelik dertleri ve mutluluklarına samimi bir ilgi gösterir. Buna karşılık olarak ise, müzik de bizim hayatımızın temel ihtiyaçlarından biridir. Müzik bizi birbirimize bağlar. Bir dinleyici kitlesi yakalamak isteyen müzisyenlerin, eğer bir fırsat elde edebilecek kadar şanslı iseler, bugün haklarını teslim ederek plak şirketleri ile sözleşme imzalamaları gerekiyor. Çünkü müzik de, diğer pek çok sanat türü gibi, sermayenin sinsi hakimiyeti tarafından metalaştırılmış durumda. Müzisyenler, dürüst, sağlıklı ve anlamlı ürünler vermek için para kültürünün yozlaştırıcı etkisine karşı mücadele etmek zorunda. Halkla iyi ilişkiler kurmak isteyen müzisyenler dinleyicileri suçlamaya çalışan girişimlere değil, dinleyici kitlesine katılmalı.
www.evrensel.net