Gün doğmadan kuyruktalar...

Emekliler, alacakları 100 milyon liralık maaş için her ay aynı derdi yaşıyor. Ya geceden battaniyeye sarılıp banka önünde yatıyorlar ya da çoğunun yaptığı gibi gün doğmadan yollara düşüp, kuyruğa giriyorlar.

Gün doğmadan kuyruktalar...
Erol Teslim
Sabahın erken saatlerinde oluşmaya başlıyor, emekli kuyrukları. Hepsi yıllarca emek vermiş, alın teri dökmüş. "Bu binaları hep biz yaptık, işçiler yaptı" diyor, kuyruktakilerden biri. Ama bu hakları olanın çok azını bile "insan" gibi almalarına yetmiyor. "Köpeklerin hakkını bile arayan var, bizim hakkımızı arayan yok" yakınmaları bu yüzden.
Bankada mesainin başlamasına iki saat kala Vakıfbank Basmane Şubesi önünde görüştüğümüz işçi emeklileri, banka önüne geceden gelenlerin bile olduğunu söylüyor. En büyük korkuları sıcakların başlaması. Emekli kuyruğunda ölümler, en fazla sıcak yaz günlerinde oluyor çünkü.
Geceden battaniyeye sarılıp beklemelerinin ya da sabah daha horozlar ötmeden yollara düşmelerinin nedeni bu. Saatler ilerledikçe sıcak daha da artıyor, yaşlı ve yorgun bünyeleri, kalpleri sıcağa dayanamıyor.
Çocuğa para verir gibi...
Kuyruktakı işçi emeklisi Mahsut Öztürk, aylık alma süreçleri için "rezalet" tanımlaması kullanıyor. 100 milyon liralık maaşlarının ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu söyleyen Öztürk, "Saatlerce bekliyoruz. Bu milletin sonunu düşünsünler, bugün bu parayı alamazsam, elektrik faturasını yatıramayacağım" diyor. "100 milyon lira neye yetecek?" diye soran Fehmi Ergun ise şöyle devam ediyor: "Çocuğa para verir gibi zam veriliyor. Milletvekillerine gelince milyarlar dökülüyor" diyor.
Emekli işçi Halit Karakoç da, emekli maaşını zamanında alamadığı için faturaları sürekli olarak cezalı yatırmak zorunda kalmalarından yakınıyor. "Devlet bunu bilmiyor mu? Tabii ki biliyor, ama işine gelmiyor" diyen Karakoç, emekli aylığı beklerken ölen emeklileri gazetelerin yazdığını, televizyonların gösterdiğini söylüyor.
Kendileri milyarlar alıyor
"Bize 100 milyon, kendilerine milyarlar" diye söze başlayan emekli işçi Mustafa Erdinç de, bu paranın ancak yaşlı bir karıkocaya yeteceğini belirtip, "Çoluk çocuğu olanın Allah yardımcısı olsun" diyor. Erdinç, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Benim içkim yok, kumarım yok zar zor geçiniyorum. Hükümet kendi kararını almış, 'Enflasyonu düşüreceğiz, pahalılığı kaldıracağız' diyor. Emekliye gelince de sırtlarını dönüyorlar. Bize verdikleri ortada onlar önce enflasyonu düşürsünler, verdikleri sözleri tutsunlar".
Herkesin emeklilerin halini bildiğini söyleyen İbrahim Karasakal da, bankaların ayda bir iki gün erken mesaiye başlamasını istiyor. "Bu insanları burada bekletmeye kimsenin hakkı yok. Zaten Türkiye'de insanın köpek kadar haysiyeti yok" diyen Karasakal, köpeklerin de hakkını arayanların olduğunu, ama emeklilerin hakkını kimsenin aramadığını belirtiyor.
www.evrensel.net