Adli tıpta, adli tıpçı için

Adli tıpta, adli tıpçı için

   polisiye araştırma

Adli tıpta, adli tıpçı için
   polisiye araştırma
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın 13 Nisan 2000'de Milliyet gazetesinde yayımlanan röportajı üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 'araştırma' başlattı. İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi'nin inceleyerek objektif olmadığına ve hukuka aykırı talepler içerdiğine karar verdiği ve adli tıp uzmanlarının cevaplandırdığı sorularla Adli Tıp Kurumu'nun iddialar ile ilgili gerçekçi ve hukuka uygun çözümler üretmek yerine gerçekleri yansıtmayacak ve Fincancı'yı ithama, kendisini kurum içinde yalnız bırakmaya yönelik bir çalışma içerisine girdiği söyleniyor.
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile yapılan ve Milliyet gazetesinde "Rapor Namlunun Ucunda!" başlığıyla yayımlanan röportaj Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nı harekete geçirdi.
Fincancı'nın raporlarını baskı altında hazırladıklarını belirttiği ve "Şiddete maruz kalan hastaları muayene ederken güvenlik görevlisi silahını masaya koyup raporu yazmanızı istiyor. Raporu beğenmezse yırtıp atıyor" dediği röportaj Adli Tıp Kurumu'nun objektif bulunmayan bir araştırma başlatmasına neden oldu.
Fincancı neler demişti?
Fincancı Milliyet gazetesinde yayınlanan röportajında güvenlik görevlilerinin de muayene odasına girmesinin hasta ve hekim arasındaki iletişimi etkilediğini ve rahatsız ettiğini belirtmiş, "Hasta birlikte emniyete gideceği polisin yanında 'Bana kötü davrandılar, dövdüler' diyemiyor. Raporu yazarken başımızda bekleyen polis, silahını masanın üzerine bırakarak gözdağı veriyor. Onun istediği gibi rapor yazmazsanız yırtıp atabiliyor. Ya da hastayı başka doktora götürebiliyor" demişti. Baskılarla mücadele etmeye çalışan hekimlerin sürülüp, devlet memuru olan adli tıp uzmanlarının çok zor şartlarda çalıştığını röportajında belirten Fincancı, sürekli şiddete tanık olan adli tıp uzmanlarının ruh ve beden rahatsızlıklarının arttığını ifade etmiş, ekonomik rahatlığı olmayan uzmanların para kazanmak için rüşvet aldıklarını ve Adli Tıp Kurumu'nda yeterli incelemelerin yapılmadığını açıklamıştı.
Kurumun soruları
Fincancı'nın röportajında belirttikleri üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Ş. Bilge Kırangil İstanbul'daki Adli Tıp Kurumu çalışanlarına yanıtlanmak üzere sorular yolladı. İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırma Merkezi'nin objektif olmadığı düşündüğü ve adli tıp çalışanlarıınn cevaplamasını istediği bu sorularda polisin baskı yapıp yapmadığı, yaptıysa uzman doktorun ilgililere şikâyet edip etmediği, hastanın muayene olurken polisten çekinip çekinmediği, polis baskılarıyla mücadele etmeye çalışan doktorların görev yerinden sürülme davranışıyla karışılaşıp karşılaşmadığı ve ekonomik sıkıntıların adli tıp uzmanlarının rüşvet almalarına yol açıp açmadığı sorularına cevap isteniyor.
İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi'nde çalışan avukatlar bu araştırma üzerine 21 Mayıs 2000'de Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e başvuruda bulunarak araştırma formunun objektif olmadığını, gerçekleri yansıtmadığını ve hukuka aykırı talepler içerdiğini düşündüklerini söylediler. Türk'e yolladıkları dilekçede "Bu araştırma sonucunda varılacak sonuçların, insan hakları hukuku ve hukuk araştırmaları alanında çalışmalar yapan Merkezimiz adına kabul edilemez olduğunu bildirmek istiyoruz" ifadesini kullanan Merkez çalışanları Fincancı'nın röportajında adli hekimlerin karşılaştıkları zorlukları ve bu konuya duyduğu hassasiyeti dile getirdiğini de belirttiler. Adli Tıp Kurumu'nun bu iddialar ile ilgili gerçekçi ve hukuka uygun çözümler üretmek yerine objektiflikten uzak, gerçekleri yansıtmayacak ve Fincancı'yı ithama, kendisini kurum içinde yalnız bırakmaya yönelik bir çalışma içerisine girdiğini de dilekçelerinde Türk'e belirten Merkez çalışanları, Adli Tıp Kurumu'nun yürüttüğü araştırma sorularına kurum çalışanlarının vereceği yanıtların, kendi aleyhlerinde beyanda bulunma niteliği taşıyacağının açık olduğunu belirterek, "Bu nedenle sorulara verilecek yanıtlar gerçeklerden uzak olaktır" dediler.
www.evrensel.net