Ne diyorsa o!

Ne diyorsa o!

Tıpkı bir "sömürge valisi" gibi hükümetin yetkililerinin ötesinde bir ayrıcalığa sahip. Osmanlı devletinin kaynaklarını...

Ne diyorsa o!
IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cotarelli; İtalya'dan çok Türkiye'de kalıyor. Galatasaray'ın UEFA Kupası'na en az bizim milletvekilleri kadar seviniyor. Tıpkı onlar gibi Galatasaray bayrağını sallayarak toplantılar düzenliyor.
Bu tavırları üzerinden medyada "sempatik" haberler yapılıyor. "Gencebay'ın yerini Cotarelli aldı" diyor Sabah gazetesi. Varoş gençliğinin artık Cotarelli'ye taptığını, onu varoşların artık tanıdığını söylüyorlar. Üstelik Galatasaraylı olması da ilgi ve sevgiyi artırıyormuş! Cotarelli'nin pespaye tutumu medyada böylesine bir pespayelikle yankısını buluyor.
Diğer yandan hükümetten çok Türkiye ile ilgileniyor. Enflasyon programı, para politikası, iç ve dış borçlar, tarım, sosyal güvenlik ve kamu sektöründe uygulanan "yeniden yapılanma programı" vb. hepsi, Cotarelli'nin sorumluluğunda. Tek tek inceliyor, tavsiyelerde bulunuyor. Başbakan Bülent Ecevit "istikrar programı" için "çok iyi" derken, Carlo Cotarelli "Çok iyi değil, mükemmel" diyebiliyor. Sanırsınız ki, Türkiye'nin başbakanı Cotarelli.
Sömürge valisi gibi
Çünkü o ne diyorsa o oluyor. Tıpkı bir "sömürge valisi" gibi hükümetin yetlilerinin ötesinde bir ayrıcalığa sahip. Osmanlı devletinin kendi kaynaklarını tamamen emperyalist ülkelerin kullanımına devreden Düyun-u Umumiye sistemi bile Cotarelli'nin programının yanında zayıf kalıyor. Türkiye'de olmadığı zaman yerine bakacak, hükümete tavsiyelerde bulunacak birilerini bırakmak için Ankara'da "IMF bürosu" kurma işine girişebiliyor. Kuramıyor ama, Dünya Bankası bürosuna iki danışmanını bırakıyor ki, hükümete yol göstersinler. Ve bu durum Türkiye'nin IMF'nin "örnek", "gözde" ülkesi olduğunun bir göstergesi olarak algılanıyor.
Hükümete ne gerek var
Bakanlar, başbakan Cotarelli'nin görüşleri doğrultusunda adım atıyorlar, açıklama yapıyorlar. Memura zam mı verilecek; Cotarelli hemen Maliye Bakanı ile görüşüyor ve verilecek zam oranının "üst sınırı"nı belirliyor. Sonra Maliye Bakanı çıkıyor, "Enflasyon programı çerçevesinde ve IMF ile yaptığımız anlaşmaya göre en fazla yüzde 25 veririz" diyor. Toplu iş görüşmeleri mi başlayacak; hemen bütün işverenleri tek tek dolaşıyor, işçi ücretlerini belirliyor. Tarımsal ürünlerin taban fiyatlarının açıklanma zamanı mı geldi; Tarım Bakanı'nı bir ziyaret ediyor, "Buğday fiyatı bizim söylediğimizin bir kuruş fazlası olamaz" diyor. Ve bir kuruş fazlası açıklanmıyor.
Eskiden kararlar IMF'den gelir, uygulama hükümete ait olurdu. Oysa şimdi bu durum bile değişti. Karar da, uygulama da Cotarelli'den geliyor. Bakanlar onun basın danışmanı işlevini görüyor.
Sanki adaylığını koyacak
Sanki gelecek seçimlerde milletvekilliğine adaylığını koyacak. Yaptığı bir açıklamanın "yanlış anlaşıldığını" düşünüp ertesi gün düzeltiyor. "İşçi ücretleri konusunda kaygılı olduğumu söylemedim. Bu konuyu yakından takip ettiğimi söyledim" deme gereği duyuyor.
Memur eylemlerinde atılan "Cotarelli defol" sloganını hatırlatan gazetecilere, "Gidemem, daha çok işim var" diyerek cevap veriyor. Evet daha çok işi var. Daha tasfiye edilecek tarımsal kuruluşlar, sayısı azaltılacak üreticiler, taban fiyatları açıklanacak ürünler, satılacak KİT'ler, verilecek memur zammı ve imzalanacak TİS'ler var.
www.evrensel.net