İşsizlik kesin; ya sigortası!

İşsizlik kesin; ya sigortası!

1 Haziran'da yürürlüğe girecek olan İşsizlik Sigortası, iş güvencesini getirmediği için işsizliğe karşı bir önlem olmaktan oldukça uzak.

İşsizlik kesin; ya sigortası!
Şengül Karadağ
Patronların "hem kıdem tazminatı hem de işsizlik sigortası olmaz" diyerek, hakkında fırtınalar kopardıkları İşsizlik Sigortası, 1 Haziran'dan itibaren yürürlüğe giriyor. Yeni hak gasplarına vesile yapılmaya çalışılan İşsizlik Sigortası, hem kapsamı ve hem de şartları açısından aslında işsizliğe karşı bir 'sigorta' olma niteliği taşımıyor.
4447 sayılı yeni sosyal güvenlik yasası ile birlikte çıkarılan 'İşsizlik Sigortası' uygulamasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen tebliğ, Resmi Gazete'nin önceki günkü sayısında yayımlandı. Yasa gereği; oluşturulacak işsizlik sigortası fonuna sigortalı işçinin aylık brüt kazancı üzerinden işçi ve devlet yüzde 2, işveren ise yüzde 3 oranında prim ödeyecek. İşsizlik sigortasından ilk ödeme ise 1 Mart 2002 tarihinden itibaren yapılacak.
Şanslı işçiler!
Yasaya göre, işsizlik sigortasına hak kazanmak için ilk etapta 4 koşulu yerine getirmek gerekiyor: Sigortalı olarak çalışmak. İşçinin kendi isteği ve kusuru olmaksızın işsiz kalması. Son üç yıl içinde toplam 600 gün işsizlik sigortası primi ödemek. İşsiz kalmadan önceki 120 gün içinde kesintisiz prim ödemiş olmak.
Yani yasanın esas olarak kapsayacağı kesim, sigortalı ve hatta sendikalı olarak çalışma şansına sahip işçiler. Ama örneğin SSK verilerine göre; Türkiye'deki 5 milyon dolayında sigortalı işçinin yüzde 50'sinin primleri tam olarak yatırılmıyor. Buna göre; sigortalı işçilerin bile yarısı işsizlik sigortası kapsamının dışında kalıyor. Geriye kalan 2,5 milyon işçi de işsizlik sigortasından yararlanma hakkına sadece potansiyel olarak sahip. Çünkü başvuru sırasında grev ve lokavt döneminde olanlar, tarımda çalışanlar, askerlik yapanlar, cezaevlerinde çalışanlar, psikolojik tedavi görenler de yasadan yararlanamıyor.
İş güvencesi
İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için aranılan "işçinin kendi kusuru olmaksızın işten çıkarılmış olması" şartı, 'kötü niyet' halinde ciddi problemlere neden olabilir. Patronlar sendikalaşma hareketlerine karşı giriştikleri işçi kıyımlarına buldukları mazeretleri işsizlik sigortası ödememek için de kullanmakta zorluk çekmeyeceklerdir. Burada, yürürlüğe girecek işsizlik sigortası uygulamasının en önemli eksiği ortaya çıkıyor: İş güvencesi!
Yasaya göre, son üç yılda işsizlik fonuna en az 600 gün prim ödeyenlere 180 gün (6 ay), 900 gün prim ödeyenlere 240 gün (8 ay), ve 1080 gün prim ödeyenlere ise 300 gün süre ile (10 ay) işsizlik ödeneği ödenecek. Ancak İş ve İşçi Bulma Kurumu'nun istatistikleri iş bulma süresinin çok daha uzun olduğunu ortaya koyuyor.
İşsizlik Sigortası Fonu'nun, İş ve İşçi Bulma Kurumu bünyesinde bir daire başkanlığı olarak tanzim edilmesi planlanıyor. Sigortanın uygulanmasını İş ve İşçi Bulma Kurumu, sigorta primlerinin toplanmasını ise SSK üstlenecek.
Bugüne kadarki örneklerin (zorunlu tasarruflar, konut edindirme yardımı gibi) toplanan paranın fona aktarılıp aktarılmayacağı konusunda güven vermemesi bir yana, daha da önemlisi, herhangi bir durumda hatalının kim olduğu, kimden hesap sormak gerektiği de belirsiz.
Ayrıca fon yönetimi idari ve mali yönden özerk değil.
Ağırlıklı olarak hükümet temsilcilerini barındırıyor. Fon yönetim kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı'ndan birer, en fazla üyeye sahip işçi ve işveren konfederasyonlarından birer temsilci olmak üzere toplam dört kişiden oluşacak. Fona, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı temsilcisi başkanlık edecek. Oylamada eşitlik durumunda başkanın oyu iki sayılacak.
Kaybetmek kolay
Bütün bu şartlar yerine getiren bir işçinin işsizlik ödeneği hakkını kaybetmesi ise adeta pamuk ipliğine bağlı. İş ve İşçi Bulma Kurumu'nda tespit edilen bir işi haklı bir nedene dayanmaksızın reddedenler bu haklarını kaybediyor. Bu ödeneği alırken başka bir gelir getirici işte çalıştığı veya bir sosyal güvenlik kuruluşundan para aldığı saptanan kişiler ile 'meslek geliştirme' gibi kurum tarafından verilecek kursları kabul etmeyenler ya da kabul etmesine rağmen bu kurslara katılmayanlar da.
Patron, hizmet akdi sona eren sigortalı hakkında üç nüsha işten ayrılma bildirgesi düzenleyerek, 15 gün içinde birini Kurum'a, birini sigortalı işçiye vermek, bir nüshasını da işyerinde saklamak zorunda. Sigortalının işsizlik sigortasından yararlanabilmesi için, işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde Kurum'a başvurması gereiyor. Eğer prosedürde bir hata yapılırsa işçi yine işsizlik ödeneğinden mahrum kalıyor.
Standartın korunması
Yine bütün bu şartları yerine getirerek işsiz kalan sigortalıya verilecek ödenek, 16 yaşından büyükler için uygulanan asgari ücret ile sınırlandırılıyor.
Yani hem "16 yaşını dolduranlar için belirlenen asgari ücretin netini geçemez", hem de "başka bir yerden gelir elde edemez" deniliyor. Çalışanın yaşam standartını korumak diye bir kaygı güdülmediği için, insanlar yasaya karşı hile yapmaya teşvik ediliyor.
Oysa "İşsizlik sigortası esas olarak insanların yaşam standartlarını korumayı esas almalı. İnsan olmaktan kaynaklandığını düşündüğünüz bazı hakları varsa, konut edinme gibi, karnını doyurma gibi, kendini geliştirme gibi, kendine ve ailesine güvenilir bir gelecek kurma gibi hakları varsa, işsizlik sigortasının kendisi bu hakların korunmasını sağlayacak bir paketin parçası olabilir."
www.evrensel.net