Sarıgazi

Sarıgazi'de OHAL provası

Götürülmeyen hizmetler, yapılmayan yatırımlar nedeniyle İstanbul'un bir parçası olmaktan çok bir köyü andıran Sarıgazi'de, OHAL'i aratmayan uygulamalar hakim.

Sarıgazi'de OHAL provası
Suzan Aykaç
Ağırlıklı olarak Kürt illerinden göç eden insanların gelip yerleştiği İstanbul'un Sarıgazi beldesi adeta minyatür bir OHAL bölgesine dönüştürülmüş durumda. Jandarma denetimi altındaki beldede keyfi uygulamaların ardı arkası gelmiyor.
Sarıgazi'de ikamet edenlerin önemli bir kısmı birçok kez keyfi olarak gözaltına alınmış. Belde halkı ve esnaf birincil sorun olarak kendilerine yönelik baskılardan söz ediyor. Sorunlarını anlatırken, yeni bir gözaltı yaşamak istemedikleri için birçoğu isimlerini vermiyor, fotoğraflarının çekilmesine izin vermiyorlar.
BBP'ye koruma
Sarıgazi'de yaşayan Hüseyin Genç, beldedeki jandarma baskısına işaret ediyor ve hukukdışı uygulamalardan herkesin 'nasibini' aldığını söylüyor. EMEP üyesi olduğunu belirten Genç, EMEP'lilere dönük keyfi baskıların daha da çok olduğunun altını çiziyor. İnsanların sık sık yolda durdurularak kimlik kontrolünden geçirildiğini, akşamları panzerlerle gözdağı verildiğini kaydeden Genç, parti afişlerini asarken, izin kâğıtlarını göstermelerine karşın saldırıya uğradıklarını ve gözaltına alındıklarını anlatıyor. Kolluk kuvvetlerinin BBP gibi partiler afiş asarken her türlü kolaylığı gösterdiğini ve ülkücülerle birlikte hareket ettiğini vurgulayan Genç, ayrımcılık uygulamasının tepkilere neden olduğunu belirtiyor.
Gözaltına alınan herkese kendi adının sorulduğunu, jandarmaların kahveleri basarak kendisinin orda olup olmadığını araştırdıklarını kaydeden Genç, "Sarıgazi'de yaşanan her olaydan sonra nerde olduğumu kanıtlama derdine düşüyorum; çünkü mutlaka gözaltına alınıyorum ve her olaydan sonra ben suçlanıyorum" diyor. Genç, jandarmanın bilinçli bir şekilde hareket ederek, kendisini toplumdan soyutlamak istediğine dikkat çekiyor.
Esnaf korkudan ifade veremiyor
En ufak bir hak talebine bile tahammül edemeyen jandarma hakkında bugüne kadar çok sayıda dava açtıklarını belirten Hüseyin Genç, esnafın olup bitenleri görmesine rağmen işyerinin kapatılması korkusuyla tanıklık etmemesi nedeniyle bir sonuç alamadıklarını vurguluyor.
Kaç kez gözaltına alındığını artık sayamadığını söyleyen Genç, maruz kaldığı uygulamaları şöyle anlattı: "Her gözaltına alındığımda işkenceden geçiriliyorum. 'Bu ülkeyi size dar edeceğiz' şeklinde tehditler savuruyorlar. Beldede olup biten her şeyden beni sorumlu tutuyorlar. Son zamanlarda bu türden baskılar daha da arttı."
Keyfi gözaltı
Sarıgazi'de oturan Sevinç Çaylar da benzer baskılara maruz kalmış. Keyfi bir gözaltı olayının ardından 34 gün cezaevinde tutulmuş. Jandarmaların şimdi de kendisini rahatsız ettiğini ve bir keresinde yolda yürürken güldüğü için tehdide maruz kaldığını anlatıyor.
Cemal Genç adlı bir genç ise, gençlere zorla ve tehditle iş yaptırıldığını ve insanların işbirlikçiliğe zorlandıklarını vurgulayarak, Sarıgazi'de her yönden bir saldırı olduğunu belirtiyor.
Belde sakinlerinin ortak talebi de, OHAL'i aratmayan baskılara son verilmesi ve hukukdışı davranışların gerekli cezayı görmesi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Norm Kadro'da asker ayrımına tepki
Binlerce öğretmen Norm Kadro Yönetmeliği dolayısıyla mağdur olurken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışan personelin öğretmen eşlerine ayrıcalık tanınacak. Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) 9 Mayıs 2000 tarihinde bir yazı yazarak, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)'nde çalışan personelin öğretmen eşlerinin, Norm Kadro Yönetmeliği'ne tabi olmadığını ve bu kesimin atamalarının TSK ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) arasında 12 Kasım 1997 tarihinde imzalanan protokole bağlı olduğunu belirtti.
Yazıda, "MEB'in Norm Kadro çalışmaları nedeniyle atamaların durdurulması, valilik ve kaymakamlık görevlendirme yetkilerinin kaldırılması bazı problemler yaratmış ve bir kısım TSK personelinde protokolün kaldırıldığı intibaı uyanmıştır. İlgili protokol yürürlüktedir" denilerek, atamalar için MEB yerine KKK Tayin Daire Başkanlığı'na başvurulması istendi. Yönetmelikten, TSK personelinin eşlerinin etkilenmemesi için gerekli koordinasyonun sağlandığının ifade edildiği yazıda, atamalarla ilgili mülki amirlere yetki verildiği kaydedildi. Mülki amirlere gerekli yetkiyi vermesine rağmen emin olamayan TSK, olası problemlerden ve uygulamadan garnizon komutanlarının sorumlu olduğunu ve sürekli koordinasyon için üst rütbeli personelin görevlendirilmesini istedi.
Ayrıcalığa tepki
Eğitim-Sen Ankara Şubeleri Sözcüsü Nazım Alkaya, TSK personelinin eşlerinin yönetmelik dışında bırakılarak ayrıcalık tanınmasına tepki göstererek, subay eşlerine uygulanacak kolaylığın bütün öğretmenlere gösterilmesini istedi. Alkaya, dün düzenlediği basın toplantısında, norm kadronun iddiaların aksine torpilli atamaların önüne geçip, boş sınıf olayını engelleyemeyeceğini vurgulayarak, bu uygulamanın sadece küçük bir ayrıcalıklı gruba yarayacağını söyledi.
Uygulamanın sadece öğretmeleri değil, öğrencileri ve velileri de etkileyecek, ailelerin parçalanmasını getirecek, kabul edilemez bir süreç olduğunu belirten Alkaya, TSK ile MEB arasında yapılan protokolle ailelerin parçalanmasına izin verilmediğine dikkat çekti.
Alkaya, yönetmelik daha uygulanmadan olumsuzlukların ortaya çıktığını söyleyerek, Niğde'de görev yapan Banu Güneş adlı öğretmenin eşini kaybettiğini ve "özür grubundan" ailesinin yanına yönetmelik dolayısıyla tayin isteyemediğini anlattı. Yönetmeliğin eğitim-öğretim ihtiyacına yanıt vermekten uzak olduğu gibi gayri insani olduğunu vurgulayan Alkaya, yönetmeliğe karşı hukuksal süreci de başlattıklarını Ankara'da açılan bir davanın kazanıldığını açıkladı.
Ankara'da 7225 fazla
Alkaya, Ankara'da neredeyse her branştan 7225 öğretmenin fazla olduğunu kaydederek, "Bu fazla denilen öğretmenleri biz atamadık. Suçlusu öğretmenler değildir" dedi. Alkaya MEB'i Yönetmelik'ten vazgeçmeye çağırarak, yapacakları eylemleri şöyle sıraladı:
  • 25-26 Mayıs 2000 tarihlerinde işyerlerinde kokart takma
  • 26 Mayıs Cuma günü saat 14.00'te Beşevler'de buluşarak Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yürüme, kitlesel basın açıklaması, oturma eylemi
  • 23-24 Mayıs tarihlerinde DSP, ANAP, DYP, FP il başkanlıklarını ziyaret
  • 1-10 Haziran arasında tüm Türkiye'den gelecek öğretmenlerle MEB'e rapor sunma.
    www.evrensel.net