Yaşamanın amacı yazmak

Ünlü hikaye ustası Sait Faik Abasıyanık, önceki dün dostları tarafından düzenlenen bir törenle Burgaz Ada'da anıldı.

Yaşamanın amacı yazmak
Suzan Aykaç
Yaşadığı 48 yıllık zaman diliminde dostluk, barış, insandan başka hiçbir şeye önem vermedi. İnsanların iyiliklerini, güzelliklerini, çirkinliklerini gördükçe "tek silahım" dediği hikâyeye sarıldı. Yaşamanın amacını yazmak ve kendisini de yazıcı olarak tanımlayan bu kişi önceki gün ölümünün 46. yılında anılan Sait Faik. Burgaz Ada'da müzeye çevrilen evinin önünde yapılan anmayı Ada Sevenler Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Pen Yazarlar Derneği organize etti. Anmaya çok sayıda şair, yazar, sinema ve tiyatro sanatçısı ile birlikte adalılar da katıldı. Kaymakam Mustafa Farsakoğlu, Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden, İstanbul Vali Yardımcısı Saim Eskioğlu'nun da katıldığı anmanın sunuculuğunu oyuncu Yaman Tüzcet yaptı. Anma törenine TYS Yönetim Kurulu üyeleri Bedrettin Aytin, Aydın Hatipoğlu, Güngör Gencay ve Gülsüm Cengiz'de katıldı.
'Balıkçıya benzetildiğinde mutlu olan yazar'
"Ağlamalar, ağıtlar yoktu O'nun cenazesinde" bu cümleler TYS adına konuşma yapan Nail Tireli'ye ait. Anmada Sait Faik'le ilgili anılarını anlatan Tireli'den öğreniyoruz Sait Faik'in kendisine "Bey" denilince kızıp, terslediğini. O'nu hep adıyla çağırdığını ifade eden Tireli, Altan Erbulak'ın O'nu "Koca Dülger Balığı" diye çağırdığını anlatıyor hüzünle. Sait Faik'in müzeye çevrilen evi için önerilerde bulunan Tireli, müzede mutlaka Sait Faik hakkında yazılmış yazı ve röportajların toplanması gerektiğini belirterek, kendisinin Sait Faik'le ilgili yazdığı 6 kitabını müzeye hediye etti. Anmada konuşan öykücü Zeynep Aliye, "Yazardan çok balıkçıya benzetildiğinde mutlu olan" Sait Faik'in önümüzdeki yıl seçme eserlerinin Amerika'da yayınlanacağının müjdesini de verdi. Anmada ayrıca her yıl verilen Sait Faik Ödülü bu yıl "Av Dönüşleri" adlı hikâye kitabıyla Faruk Duman'a verildi. Faruk Duman aldığı ödülün taşıdığı ismin çok önemli olduğunu vurgulayarak, Türk hikâyecileri için Sait Faik'in çok önemli bir hikâyeci olduğunu belirtti. Bu tür ödüllerle eski kuşak hikâyecilerin, hikâyeci kimliğinin yeni kuşaklara taşındığını söyleyen Duman, bu ödülün kendisi için değerli bir ödül olduğunu sözlerine ekledi. Duman, "aşk, dostluk ve insanlıktan başka bir şeye prim vermeyen bu Türk hikâyecisine teşekkür ederim" diyerek sözlerini bitirdi.
"Bir hişt hişt sesi gelsin"
Sait Faik bir süre yazmayı bıraktıktan sonra "yazmasam ölecektim" diyerek yazmanın O'nun için ne kadar önemli olduğunu dile getirerek tekrar yazmaya başlamış. Solcu olduğu yolundaki haberlere, "Ben bayrakları değil insanları seviyorum" diyerek cevap veren yazar, hikâyelerinde daima insanları anlattı ve hiçbir kahramanı hakkında olumsuz bir şey yazmadı. "Son kuşlar" hikâyesinde daha o günlerde gündemde olmayan bir sorunu, doğanın yok edilmesi sorununu işleyerek, "Günün birinde, gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeleri yani kuşları göremeyeceksiniz" diyerek bu konudaki tedirginliğini dile getirdi. Önceki gün anmada bütün dostları O'nu tam bir yaşam tutkunu olarak tanımladılar. Zaten "Hişt hişt" adlı hikâye kitabında yazar kendisi de anlatmıyor mu bir yaşam tutkunu olduğunu şu dizelerle:
"Nereden gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten..., bir hişt hişt sesi gelsin".
www.evrensel.net