TEKEL

TEKEL'den atılan işçiler eylemde

Asgari ücret ve sigorta vaadiyle işe başlatılan, fakat 50 milyona, sağlıksız koşullarda çalıştırılan işçiler, işten atıldılar.

TEKEL'den atılan işçiler eylemde
Malatya'da TEKEL'e bağlı Beylerderesi ve İzotlutepe tütün depolarında taşeron olarak çalıştırılan 115 taşeron işçi, bağlı oldukları Yeni Furkan patronları tarafından işten atıldı. Asgari ücret ve sigorta vaadiyle işe başlatılan, fakat 50 milyona, servislerin düzenli çalışmadığı, yemeklerin sağlıksız olduğu koşullarda çalıştırılan işçiler, bu durumun düzelmesi için patronla yaptıkları görüşmenin ardından, "Ya bu koşullarda çalışırsınız ya da çekip gidersiniz" sözleriyle işten atıldılar.
İşten atılmalarını protesto etmek amacıyla Malatya çevre yolunda basın açıklaması yapmak isteyen işçilere müdahale eden polis, 4 işçiyi gözaltına aldı.
Bu arada işçiler, tütün deposu önünde bekledikleri sırada üzerlerine aracını sürerek iki arkadaşlarını yaralayan Tek Gıda-İş 2 Nolu Şube Başkanı Turan Çolak hakkında suç duyurusunda bulundular.
Konuyla ilgili olarak Emeğin Partisi tarafından yapılan basın açıklamasında işçilerin sigortasız, sendikasız ve ağır koşullarda 50 milyona çalıştırılmasının, özelleştirmenin bir sonucu olduğu vurgulandı. Açıklamada, EMEP'in işçilerin haklı mücadelesini sonuna kadar destekleyeceği ifade edildi.
Artık geri dönüş yok
Bu koşullarda çalışmaktan bıktıklarını ve tahammüllerinin kalmadığını ifade eden işçiler, iş nereye varırsa oraya kadar gidecelerini ve geri dönüşün söz konusu olmadığını söylediler. Görüştüğümüz işçiler durumlarını şöyle anlattılar:
Turan Çolak: Bizim istediğimiz doğal hakkımız olan asgari ücret. Şu an aldığımız para 50 milyon. Bir gün işe gitmezsek 3 günlük ücretimiz kesiliyor. Servis bir gün geliyor üç gün gelmiyor. 30 milyon kira ödüyorum ve üç çocuğum var. Bizi işten atanlar şunu bilsin ki orada bizden başka kimsenin çalışmasına ve ekemeğimizin elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Benim anlamadığım, bir sendikacı nasıl olurda patronun yanın da olur, bizi düşman görür ve arabasını üzerimize sürer.
Kemal Öztürk: Hasta olduğumuzda hastaneye gitmek için vizite kağıdı vermiyorlar.
Servisimizin gelmediği bir gün yaşlı bir arkadaşımız, kimseden para isteyemediği için 10 kilometreden fazla yürüdü. Hakkımızı alacağız başka çıkar yolumuz yok.
Hasan Özdemir: 400 milyon borcum var ama aldığım parayla bu borcu ödeyebilmem mümkün değil. Sabahın yedisinde akşamın beşine kadar çalışıyoruz ama eve ekmek götüremiyoruz. Yemek, servis sorunlarımız halledilsin, sigortamız ödensin, asgari ücret alalım yeter diyoruz, bu bile bize çok görülüyor.
Nihat Özedir: Ben üç aydır ev kirasını veremiyorum. Biz hakkımız olan şeyler dışında bir şey talep etmiyoruz. Eğer başımızda bir devlet varsa, niye kimse bizim halimizi görmüyor? Bu koşullarda yaşanabilir diyenleri gelip burada çalışmaya davet ediyoruz. İnsana yakışır bir yaşam istiyoruz. Artık kaybedecek bir şeyimiz yok. İş nereye varırsa gideceğiz. Ölmek var dönmek yok.
Mikail Doğan: Cenazeniz olsa yerde bırakıp gelecekseniz diyorlar. Yemeklerimiz traktörün üzerinde toz içerisinde geliyor. İçinden sinek böcek çıkan çok yemek geldi önümüze.
www.evrensel.net