Mumcu suikastında kaos

7 yıldır aydınlatılması beklenen Uğur Mumcu suikastı, son operasyonla kaosa dönüştü. Kamuoyuna sunulan ifadeler tam bir çelişki yumağı durumunda.

Mumcu suikastında kaos
Son operasyonla Uğur Mumcu suikastının tüm yönleriyle aydınlatıldığı iddia edilirken, gelişmeler tam bir kaos durumunu işaret ediyor. Operasyonla ilgili ayrıntılı bilgi vermekten kaçınan Ecevit, bir yandan da Mumcu'nun katillerinin yakalandığını kesin bir dille söylüyor. Medya da Ecevit'in eksiklerini tamamlarcasına Sakık operasyonundaki gibi çarşaf çarşaf ifade yayımlayarak, bir yönlendirme içerisine girdi. Başbakan Bülent Ecevit, dünkü basın toplantısında, operasyonlarla cinayetlerin sadece bireysel failleri değil, aynı zamanda örgütsel ve parasal ilişkileri ve dış bağlantılarının da saptandığını iddia ederken, yayın yasağını gerekçe göstererek ayrıntılara girmedi. Ancak aynı Ecevit, "DGM'nin yayın yasağını anlayışla karşılayan" basına teşekkür etti.
'Medya yıldızı' ülkücü
Dünkü gazeteler, Mumcu suikastı operasyonuyla ilgili haberlerini, 1977'de iki sendikacıyı katleden eski ülkücü, Hizbullahçı Yusuf Karakuş'un ifadelerine dayandırdılar. Operasyonun senaryosuna göre "suikastın aydınlatılması" Karakuş'un Tevhid grubundan İlim grubuna geçerken verdiği özgeçmişindeki bilgilerden yola çıkılarak başarılmıştı. İnandırıcılığı bulunmayan iddiaya göre, Hizbullah'ın İlim grubu lideri Hüseyin Velioğlu'nun öldürüldüğü Beykoz operasyonunda ele geçirilen disketlerden yola çıkan emniyet, Mumcu suikastını aydınlatmıştı.
Sorgusu sırasında itirafçı olduğu kaydedilen Karakuş'un ifadelerini "gerçeği aydınlatan bir belge" gibi sunan medya ve bu nedenle medyaya teşekkür eden Ecevit, bir çelişkiler ve kaos sarmalını dayanak olarak kullanıyor.
İfadelerdeki çelişkiler
Karakuş'un ifadelerinde, hayatın normal akışı içerisinde ayrıntı olarak düşünülebilecek, ancak bir cinayet söz konusu olduğunda, hele hele de Mumcu suikastı gibi 7 yıldır üstü örtülen bir konuda çok önemli olan çelişkiler bulunuyor. Suikastta gözcülük yaptığı ve bombanın ulaştırılmasını sağladığı iddia edilen Yusuf Karakuş, C-4 patlayıcısının Mumcu'nun bahçedeki aracına yerleştirildiğini öne sürdü. Ancak Mumcu'nun aracı bahçeye değil, sokağa park edilmiş haldeydi.
Karakuş, ifadesinde bomba araca yerleştirilirken, Mumcu'nun evinin bulunduğu sitenin bekçi kulübesindeki görevliyi oyaladığını söylüyor. Ancak, Mumcu'nun evi bir site içerisinde olmadığı gibi, kulübe de Mumcu'nun evinin bir hayli uzağında.
Bombanın yerleştirilmesinin ardından otobüsle İstanbul'a döndüğünü kaydeden Karakuş, "Bombanın patladığını 3-4 gün sonra duydum" diyor. Bu ifadenin de gerçek olması mümkün değil. Çünkü, Mumcu öldürüldüğünde Türkiye'de yer yerinden oynarken, bırakın bu eylemi gerçekleştiren kişiyi, çevresiyle tüm bağlarını koparıp dağ başında inzivaya çekilmemek şartıyla herkes bombanın patladığını duymuştur.
Sakık'ı hatırlattı
Medyanın gürültülü bir yönlendirme içerisine girmesi Şemdin Sakık operasyonu sırasında yaşanan gelişmeleri hatırlatıyor. Şu anda itirafçı olmak için hakimlere dil döken PKK eski yöneticisi Şemdin Sakık'ın itirafları adı altında medyada birçok kurum ve kişi hedef gösterilmiş ve ardından İHD'nin o dönemdeki başkanı Akın Birdal'a yönelik suikast düzenlenmişti. Daha sonra ise Sakık'ın ağzından yazılanların gerçeği ifade etmediği ortaya çıkmış, hatta Hürriyet gazetesi yöneticileri, bu ifadelerin bizzat dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in emriyle yayımlandığını itiraf etmişlerdi.
Gürültünün nedeni güven sağlamak mı?
Başbakan Ecevit, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ile dün Başbakanlık merkez binasında, 1993'te öldürülen Uğur Mumcu suikastına ilişkin operasyon konusunda açıklamalarda bulundu. Ecevit, Uğur Mumcu'yu öldürenlerin belli olmasının toplumun devlete güvenini artırdığını söyleyerek, "Operasyonlar ile laik, demokratik rejime karşı işlenen cinayetlerin sadece bireysel failleri değil, aynı zamanda örgütsel ve parasal ilişkileri ve dış bağlantıları da saptanmaktadır" dedi.
Ecevit, bu konudaki başarılı çalışmaları dolayısıyla başta İçişleri Bakanı Tantan ve emniyet teşkilatı ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın güdümünde başta İstanbul olmak üzere değişik illerde oluşturulan ekipleri kutladığını bildirdi.
Gazete ve televizyonların çarşaf çarşaf ifade yayımlayarak psikolojik yönlendirmede bulunduğu halde, Ecevit'in "Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili soruşturmaya DGM'ce yayın yasağı konulmasını basınımız da anlayışla karşılamıştır" demesi de dikkat çekti.
Başbakan Bülent Ecevit ve İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, Başbakan Ecevit'in açıklamasının ardından, gazetecilerin sorularını, İstanbul DGM'nin yayın yasağı nedeniyle yanıtlamadılar.
Bahçeli olasılıktan bahsetti
MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, Uğur Mumcu suikastı operasyonunun "çok sevindirici bir gelişme olduğunu" ifade ederek, "Menfur bir suikasta kurban giden Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu'nun katil zanlılarının ele geçirilmesi ve bu konuda ciddi soru işaretlerinin aydınlatılma ihtimalinin ortaya çıkması çok sevindirici bir gelişme olmuştur" dedi.
www.evrensel.net