Bir işçinin geride bıraktıkları...

Bir işçinin geride bıraktıkları...

Abdullah Topraktaş öldüğünde, 18 yıl boyunca elinden düşürmediği çöp kovası ve süpürgesi elindeydi. Dolmabahçe Sarayı civarını süpürüyordu. Topraktaş'ın ardında altı donuk yüz kaldı, yıllarca onun getirdiği ekmeği bekleyen altı can.

Bir işçinin geride bıraktıkları...
Rojda İldan
Geçtiğimiz hafta içerisinde ölümü dramatik cümlelerle gazetelerde yer bulan belediye işçisi Abdullah Topraktaş'ın süpürge ve çöp kovası taşıyan ellerine altı can bakıyordu. Topraktaş'ın çöp kovası ve süpürgesi evdeki altı kişinin karnını doyuruyordu.
Ölürken bile elinden bırakmadığı çöp kovası ve süpürgesi nedeniyle ölümü gazetelerde yer bulabilen bir temizlik işçisinin, Abdullah Topraktaş'ın arkasında bıraktıklarını görmek üzere acıları henüz taze olan Topraktaş ailesini ziyarete gittik. Topraktaş'ın geride bıraktığı altı insanın yüzünden okunan çaresizlik, Topraktaş'ın süpürgesini ve çöp kovasını bu kadar sıkı tutmasının, elinden bırakmamasının bir nedeniydi belki de...
Gelecek kaygısı acıyı bastırıyor
28 Nisan 2000 akşamı bir haber geldi gazetelere. 18 yıllık temizlik işçisi Abdullah Topraktaş, Dolmabahçe Sarayı civarlarında işini yaparken bir elinde süpürgesi bir elinde de çöp kovasıyla düşüp ölmüştü. Bu nedenle "haber olma hakkı"nı elde edebilmiş olan Abdullah Topraktaş'ın arkasında bıraktıklarını görmek üzere evini ziyaret ettik. Gittiğimizde gözyaşlarıyla karşılacağımızı düşündüğümüz eve girdiğimizde yanıldığımızı gördük. Gelecek kaygısı, açlık korkusu artık altı olan nüfusun acılarını yaşamalarını bile engelliyordu.
Kalbi yetmedi
Altı kişi kalan Topraktaş ailesi, İstanbul'un kenar mahallelerinden olan Sultançiftliği'nde, asfaltı olmayan bir sokakta, sıvası tamamlanmamış bir evde oturuyor. Evde kalanlar Abdullah Topraktaş'ın babası, eşi ve dört çocuğu. Çocukların en büyüğü 18 yaşında, okumuyor, ilkokuldan ayrılmış. İkincisi ilkokul öğrencisi. Diğer iki çocuk ise henüz ufak; biri dört, diğeri ise bir buçuk yaşında.
Gittiğimizde bizi kapıda karşılayan Abdullah Topraktaş'ın ağabeyi Turan Topraktaş ile ilk önce Abdullah Topraktaş hakkında, daha sonra da sessizce konuşmalarımızı dinleyen ailenin geleceği hakkında konuşuyoruz. Turan Topraktaş, kardeşinin ölüm sebebinin kalp yetmezliği olduğunu söylüyor. 42 yaşında ölen kardeşinin evine ve çocuklarına çok düşkün olduğunu ifade ederek, ölümün kendilerini hem üzdüğünü hem de çaresizliğe düşürdüğünü anlatıyor.
Geçmiş zorlu, gelecek belirsiz!
Ailenin bundan sonra ne yapacağını, nasıl geçineceğini sorduğumuzda ise kısa süren bir sessizlikten sonra çaresizliklerini anlatıyor Turan Topraktaş. "Ben 100 milyon maaş alıyorum, bununla kendi evime çocuklarıma mı, yoksa buraya mı bakayım. Gücüm yetmez onca boğazı doyurmaya" diyor. Belediyenin bir an önce aileyi maaşa bağlaması gerektiğini söyleyen Topraktaş'tan sonra şimdiye kadar suskun kalan Abdullah Topraktaş'ın eşiyle geçmişlerini ve geleceklerini konuşuyoruz. Geçmiş zorlu olsa da belirgin onun için, ama gelecek belirsiz. Abdullah Topraktaş'ın şimdiye kadar bir rahatsızlığı olmadığını söyleyen karısı, temizlik işçisi olan Abdullah Topraktaş'ın işinden gocunmadan, zorluklarına aldırmadan kendilerine baktığını söylüyor.
'Altı kişi bir cana bakardık'
Abdullah Topraktaş'ın ölümüne hâlâ inanmakta güçlük çeken karısı "Akşam geldi, karşılıklı çay içtik, konuştuk, yattı. Sabah da dört buçukta kalktı. Altıda iş alıyordu. Çayını içti, gitti, hiç 'Kötüyüm, rahatsızım' demedi, gitti" diyor.
Şimdiye kadar Abdullah Topraktaş'la geleceğe ilişkin bir plan yapmadıklarını, hayaller kuramadıklarını, kıt kaanat evi geçindirmeye çalıştıklarını söyleyen anne Topraktaş, kendilerine maaş bağlanmazsa hallerinin ne olacağını bilemediklerini söyleyerek "Altı kişi bir cana bakardık" diyor.
www.evrensel.net