Tutuklular tedavi edilmiyor

Tutuklular tedavi edilmiyor

Hücre tipi cezaevlerine geçişi hızlandırmak amacıyla cezaevlerindeki keyfi uygulamalar ve hak gasplarına her gün yenileri ekleniyor.

Tutuklular tedavi edilmiyor
Batman Cezaevi'ndeki PKK'li tutuklular, F tipi cezaevi projesine zemin hazırlamak amacıyla kazanılmış hakların birer birer gasp edildiğini duyurdular. Batman Cezaevi'ndeki PKK'li tutuklular adına açıklama yapan Nizamettin Onar, Haydar Tekin ve Rafet Çakır, özellikle cezaevi savcısı tarafından geliştirilen hak gasplarıyla, provokasyon yaratılmaya çalışıldığını bildirdiler.
Keyfi uygulamalar
Hücre tipi cezaevinin hazırlanmasıyla birlikte idarenin keyfi ve gün geçtikçe duyarsızlaşan tutumunun büyüdüğüne dikkat çeken PKK'li tutuklular, şunları söylediler: "Özellikle sağlık sorunlarının çözümüne ilişkin ciddi adımlar atılmıyor.
İdarenin duyarsız ve ihmalkâr tavrı nedeniyle iki arkadaşımız -Musa Mehmet Çubukçu ve Nuri Adlığ- yaşamını yitirdi. Rahatsız olup tedavi edilmeyen pek çok arkadaşımız bulunuyor. Savcılık ve idare söz vermelerine rağmen tutuklu arkadaşlarımızın tedavisini yaptırmıyorlar. Yine koğuş anahtarları müdürlerde bekletilerek, avukat görüşü kısıtlanıyor. Görüşe gelen akrabalarımız rencide edici davranışlara maruz kalıyor."
Tüm bu uygulamalar karşısında sessiz kalmayacaklarını belirten PKK'lı tutuklular, haklarını elde etmek için bedel ödemekten kaçınmayacaklarını duyararak, tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdılar.
Hücreye karşı eylem
Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇKM)'nin düzenlediği, "Hücreleştirilmeye Çalışılan Yaşam" başlıklı panelde de, hücre sistemine karşı tüm kamuoyu duyarlı olmaya çağrıldı. YÇKM'nin önceki gün İstanbul'da düzenlediği panele Avukat Muharrem Çöpür, İnsan Hakları Derneği (İHD) Cezaevleri Komisyonu Üyesi Suzan Zengin ve Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB) Üyesi Hüseyin Doğan katıldı.
Saldırılar topluma yönelik
İHD Cezaevleri Komisyonu Üyesi Suzan Zengin, hücre sisteminin uzun yıllardan beri uygulanmaya çalışıldığını, bugün ise daha kapsamlı biçimde hayata geçirilmek istendiğini belirtti. Hücre sistemiyle amaçlananın sadece cezaevlerindeki tutukluları sindirme, teslim alma ve yok etme politikası olmadığını belirten Zengin, "Bugün özelleştirme, tahkim, mezarda emeklilik gibi IMF'nin dayattığı politikaların ülkemizde çok daha rahat geçirilmesi için toplumun teslim alınması gerekiyor" dedi. Sorunun sadece cezaevlerindeki tutukluların değil, tüm emekçi kesimlerin sorunu olduğunu kaydeden Zengin, hücre sistemiyle hedeflenenler ve sonrasında ortaya çıkan taribatları içeren bir dosya okudu.
Zengin, İHD'nin hücre sistemine karşı 23 Mayıs'ta tüm illerden Ankara'ya Adalet Bakanlığı'na bir eylem çalışması olduğunu, bu eylem sonrasında kitlesel bir miting düşünüldüğünü açıkladı. Saldırıların yoğunlaştığını ifade eden TUYAB Üyesi Hüseyin Doğan ise, topluma duyarlılık çağrısında bulundu. Avukat Muharrem Çöpür de, siyasi muhaliflerin hücrelerle yok edilmek istendiğini söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Önce dövdüler, sonra dava açtılar
Keyfi olarak gözaltına alınarak Küçükköy Jandarma Karakolu'na götürülen ve burada işkenceye maruz kalan Süleyman Fındıkoğlu hakkında, "görevli memura mukavemet" ettiği gerekçesiyle dava açıldı.
Dün saat 12.00'de İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı yapan Fındıkoğlu, ismini sonradan öğrendiği sivil Uzman Çavuş Hüseyin Uçar'ın 4 Mayıs 2000 tarihinde saat 21.45'te kendisine kimlik sorduğunu belirterek, başından geçenleri şöyle aktardı: "O gece bana kimliğimi sordular. Kimliğimi gösterdim ve 'Bu mahallede oturuyorum' dedim. İsmini sonradan öğrendiğim Uçar'ın sivil kıyafetli olması karşısında, sivil olarak kimlik sorup sormayacağını sordum. Uçar, bunun üzerine 'Şimdi görürsün sen' diyerek iki asker çağırdı ve beni gözaltına aldırdı."
30 jandarma dövdü
Tartaklanarak Küçükköy Jandarma Karakolu'na götürüldüğünü söyleyen Fındıkoğlu, karakolda görüştüğü bir astsubaya başından geçenleri anlattığını ve astsubayın Uzman Çavuş Uçar'ın haksız olduğunu söylediğini ifade etti. Fındıkoğlu, astsubayın Uçar'ı dışarı çıkarttığını ve bu süre içinde Uçar'da hiçbir yaralanmanın olmadığını vurguladı. Astsubaya kendisini keyfi olarak gözaltına alanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağını söylediğini belirten Fındıkoğlu, "Bu sırada sivil Uzman Çavuş Hüseyin Uçar ve beni gözaltına alanlardan Veli Akyüz'le beraber içeriye girdiler. Uçar, astsubaydan izin istedi. Astsubay eline ne yaptığını sordu. Uçar, sinirlenip cama vurduğunu söyledi" dedi.
Üzerine suç atıldı
Suç duyurusunda bulunacağını söylemesi üzerine uzman çavuşlardan Ali Tekin'in kendisine vurmaya başladığını belirten Fındıkoğlu, onun arkasından yaklaşık 30 jandarmanın da kendisine saldırdığını söyledi. "Kafama ve omuzlarıma vurdular" diyen Fındıkoğlu, elinde yüz, kafa, göz ve omuzlarda darbe olduğunu açıklayan bir rapor olduğunu kaydetti. Fındıkoğlu, ayrıca hastaneye götürülmesi sırasında da ölümle tehdit edildiğini ifade ederek, suç duyurusunda bulunacağını söylemesi üzerine Uzman Çavuş Hüseyin Uçar'a kendisinin saldırdığı yönünde sahte rapor düzenlendiğine dikkat çekti. Elini kesen Uçar'ın suçu kendisine attığını kaydeden Fındıkoğlu, "Bu rapora dayanarak hakkımda, görevli memura mukavemetten 5 yıl 6 ay ceza istemiyle dava açıldı" dedi.
www.evrensel.net