Aile boyu yargılama

1996 yılında İstanbul'un Bağcılar semtinde yapılan bir operasyon, 4 yılda 7 davanın açılmasının da kapılarını aralar. Bu 7 davada kimler yoktur ki: İşkence yapan polisler, işkence yapılan gençler ve aileleri, kurşunla yaralanan kardeşler, kurşunla yaralayan polisler...

Aile boyu yargılama
Beyda Yıldız
Bağcılar'da 1996 yılında düzenlenen bir polis operasyonu, yıllar içinde dava içinde dava açılmasının kapılarını da araladı. Operasyon sonucu yaşları o dönem 15 ile 19 arasında değişen gençler gözaltına alınarak günlerce işkence gördü. Gençler örgüt üyesi oldukları iddiasıyla yargılandı, ardından polisler de gençlere işkence yapmaktan. Böylelikle dava içinde dava misali adliyeler serüveni de başlamış oldu. Davalardan en çok etkilenen ise Öktem ailesiydi.
4 yılda 7 rekor dava
Kamuoyu bu davayı, "2'inci Manisa Davası" olarak bildi. İşkence mağduru gençleri de, o dönem, yaşları 15 ile 19 arasında değişen çoğu lise ve üniversite öğrencisi olarak. Aslında davalar zincirinin başlangıcı daha başka.
TKEP/L örgütüne yönelik 1996 yılında Bağcılar İkitelli'de yapılan operasyonlarda, -Bu operasyon 4 yıl içinde 7 davanın da habercisidir- gençler, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ)'ne götürülür. Ve burada işkenceye maruz kalırlar. 23 gençten 12'sinin daha sonra Adli Tıp Kurumu (ATK)'ndan aldığı raporlarla işkence, resmi bir nitelik kazanır.
İlk dava, 23 kişinin TKEP/L'ye üye oldukları iddiasıyla İstanbul 5 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)'nde açılır. Zülcihan Şahin, Devrim Öktem, Özgür Öktem, Ulaş Batu, Okan Kaplan, Arzu Kemanoğlu, Bülent Gedik, İsmail Altun, Sinan Kaya, Sevgi Kaya, İzzet Tokur, Erhan İl adlı 12 gencin aldığı rapor, delil niteliği taşır ve o dönem TMŞ'de görevli Komiser Mustafa Taner Paylaşan ile polisler Ahmet Bereket, Fatih Berkup, Mehmet Atilla Çavdar, Yakup Doğan hakkında, suçu kabul ettirmek ve işkence yaptıkları ve bunu birden fazla tekrarlayarak görevlerini kötüye kullandıkları için dava açılır. İlk duruşma tarihi 26 Mayıs 1997. Ardından gençler 7 Temmuz 1997 tarihindeki duruşmaya getirilirken jandarmalar tarafından dövülür. Elleri kelepçeli olan gençler hakkında bu kez de, memura mukavemetten dava açılır. Oysaki gençler 1 ile 10 gün arasında değişen raporlar da almışlardır. Dava, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hâlâ sürüyor.
Öktem ailesinin yaşadıkları
Aileler de bu davalardan bu olaylardan nasibini alır. Tehdit edilirler, hatta işkence görürler. Hem işkencenin hem de DGM'de görülen örgüt üyeliği davasının mağduru olan kardeşler Devrim Öktem ve Özgür Öktem'in annesi Memnune Öktem ile babası Mahmut Öktem'e işkence yapılır. Karı-Koca Öktemler kendilerine işkence yapan Mustafa Sara, Fatih Berkup, Hayati Sönmez ve Metin Şenol adlı polisler hakkında suç duyurusunda bulunarak yargılanmalarını sağlarlar. Ancak anne ve baba Öktemler aynı zamanda çocuklarına yataklık ettikleri için de İstanbul DGM'de yargılanmaktadırlar.
Bu kez de Öktem ailesinden E.Ö., Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet ettiği iddiasıyla İstanbul Çocuk Mahkemesi'nde yargılanır ve ilk duruşmada beraat eder. Ancak daha önemlisi kendisini silahla yaralayan TMŞ'de görevli polis Eşref Kolçak, Bakırköy 9'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde süren davasına 'bulunamıyor' denerek getirilmez.
4 yıl boyunca bulunamayan ancak TMŞ'den düzenli maaş aldığı ortaya çıkan Kolçak hakkında, gıyabi tutuklama kararı verilir, ancak bir ara kaşla göz arasında ifadesi alınarak, serbest bırakılır.
Davalar ağır aksak sürüyor. Üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen bir ilerleme sağlanmıyor ya da sağlanamıyor. Mağdurlar mağdur olduklarıyla eli kolu bağlı, mağdur edenler aramızda...
www.evrensel.net