Çankaya süreci ANAP

Çankaya süreci ANAP'ı sarstı

ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın Demirel'in görev süresinin uzatılması sürecinde çizdiği uyumsuz tablo, yerini "uyumlu" bir havaya bıraktı.

Çankaya süreci ANAP'ı sarstı
Serpil Kurtay
Hükümetin küçük ortağı ANAP'ın Genel Başkanı Mesut Yılmaz, '5 artı 5' paketinin ve yeni cumhurbaşkanlığı oylamalarındaki tavır değişikliğiyle, şu andaki konumunu kurtarmaya çalışıyor. "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamaya" çalışan Yılmaz'ın, iki oylamadaki tezat davranışları, ANAP içinde de rahatsızlıklara yol açıyor. Süleyman Demirel'in görevine devam etmesine olanak sağlayacak Anayasa değişikliği oylamasında, "milletvekillerine sınırsız özgürlük" veren ve parti içi demokrasiden bahseden Yılmaz, kısa bir cumhurbaşkanı olma hevesinden sonra şimdi "hükümetle uyumlu" ve "parti içinde de bağlayıcı" olmaya çalışıyor.
'Demokrasi havariliği'
"Tam bir uyum" içerisinde çalışan hükümette, Ecevit ve Bahçeli 28 Şubat'la yakalanan (!) ülkedeki "istikrar" ortamı bozulmasın ve "yeni cumhubaşkanı kim olacak" krizi yaşanmasın diye uğraşırken, Yılmaz, kendi hesaplarına oynamaya başladı. Mesut Yılmaz, Demirel'in beş yıl daha cumhurbaşkanı olmasını sağlayacak Anayasa değişikliği oylamasında gereken oy çokluğuna ulaşılamamasının sorumlusu olarak ilan edildi. Çünkü ANAP'lı milletvekillerinin ağzından uzun bir süre "Yılmaz'ın Çankaya'ya ne kadar yakıştığı" tartışmaya açıldı. Bu dönemde Yılmaz, ANAP'ta "parti içi demokrasi" olduğundan bahsederek, milletvekillerinin istedikleri görüşü savunabileceklerini, Anayasa değişikliğinde "evet" oyu kullanmaları için baskı yapamayacağını savundu. Gelişmeler Yılmaz'ın istediği gibiydi. Nabızlar yoklandı. Ancak, Bahçeli ve Ecevit, Yılmaz'ın cumhurbaşkanlığına aday olmasından tereddütlüydü! Bunun çözümü ise, "uyum tablosunun kaynağı" Liderler Zirvesi ile ortak bir ismin belirlenmesi idi! Yoksa hükümetteki istikrar bozulacak, uzun süredir uğraşılan yeniden yapılandırma çalışmaları boşa düşecekti. Zirve üstüne zirve yapıldı. Ve hükümet ortakları bir isim üzerinde anlaştı: Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer...
'Uyumlu ve bağlayıcı tavır'
Ortakların Meclis dışından bir isimde anlaşması, beklendiği gibi tüm milletvekilleri tarafından hazmedilmedi. Milletvekilleri, "cumhurbaşkanı halkın vekili olan Meclis içinden biri olmalı" diyerek, sırayla adaylıklarını açıkladı. Yılmaz, cumhurbaşkanlığına aday olamamıştı, ama ANAP'lı TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut, adaylığını açıklamıştı. Adaylığını ilan ederken "Mesut Yılmaz'ın haberi var, beni destekliyor" diyen Akbulut, bir süre sonra hüsrana uğradı. Çünkü Yılmaz, kısa bir süre önce parti içinde estirdiği "demokrasi rüzgârları"nı ters yöne çevirdi. Artık "uyumlu ve milletvekillerini bağlayıcı" bir tablo vardı ortada. Yılmaz, Akbulut'un adaylıktan çekilmesini, partisindeki tüm milletvekillerinin ortak adayları Sezer'i desteklemesini istiyordu. Yılmaz'ın yeni hedefi ise, hakkındaki soruşturmaları gerekçe göstererek üstlenmediği Başbakan Yardımcısı olmak.
ANAP içinde taktik savaşı
Yılmaz'daki tavır değişiklikleri ANAP içindeki muhaliflere de hareket alanı yarattı. Parti içindeki hoşnutsuzluk ve görüş ayrılıklarının ortaya çıkmasına olanak sağlayan bu süreçte, muhalifler çareyi Akbulut'u desteklemede buldular. Sezer'e oy vermeyerek ANAP'ta fire yaratan ANAP'lı milletvekillerinin başında ise Burhan Kara, Eyüp Aşık, Lütfullah Kayalar, Şükrü Yürür ve Yaşar Eryılmaz geliyordu. Bu milletvekilleri ilk olarak, Yılmaz'ın genel başkanlığını tartışmaya açtılar ve Yılmaz'ı ortaklarının karşısında zor durumda bırakmaya çalıştılar. Demirel'e yakınlıklarıyla tanınan Yaşar Topçu, Cemal Özbilen, İbrahim Gürdal, Rıfat Serdaroğlu ve Işılay Saygın gibi isimler de intikam için Akbulut'u destekleyenler arasındaydı. Ancak, Yılmaz'ın taktik değişikliği, muhaliflerin de taktiklerini değiştirmesini gerektirdi. Muhalifler, yeni politika olarak Anadolu'daki parti örgütleriyle ilişkilerini sıklaştırıp, kongrede Yılmaz'ı devirme hesaplarına girdiler.
DYP'nin hevesi
ANAP'a karşı oluşan muhalif havadan faydalanmayı düşünen Tansu Çiller ve partisi DYP'nin de hevesi kursağında kaldı. Bahçeli ve Ecevit'in açıklamalarına uygun politika izleyen ve 28 Şubat'tan sonra güven kaybına uğrayan Çiller, uslandığını ispatlamaya çalıştı. Yılmaz'ın hükümet ortaklığından düşmesiyle boşalacak yere gelmeyi hesaplayan Çiller, bu süreçte hata yapmamaya dikkat etti ve Yılmaz'ı açıktan suçlamayı sürdürdü. '5 artı 5' oylamasında olduğu gibi, cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan ilk turda, hükümet partilerinin milletvekili sayısı kadar Sezer'e oy çıkmamasının sorumlusu olarak da Yılmaz'ı gören DYP, kendisinin firelerinden ise hiç bahsetmedi.
Yılmaz'daki taktik değişikliği, önümüzdeki günlerde DYP'de de yeni taktik arayışlarına sebep olacak gibi gözüküyor. Yılmaz'ın Başbakan Yardımcısı olmak istemesi durumunda, DYP'nin Yılmaz hakkındaki soruşturma komisyonlarını gündeme getirmesi bekleniyor. Yılmaz'ın "hata yapmadığı" ve başka bir nedenle hükümet bozulmadığı koşullarda Çiller'in seçimleri beklemekten başka çaresi yok gibi.
www.evrensel.net