Gazeteci için de bıçak kemiğe dayandı

Gazeteci için de bıçak kemiğe dayandı

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, dünya son bir yılda 87, son 10 yılda ise 500'den fazla gazetecinin öldürüldüğü bir dönemde 'kutlanamadı'.

Gazeteci için de bıçak kemiğe dayandı
Türk-İş ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) tarafından Ankara Oteli'nde düzenlenen "Dünya Basın Özgürlüğü Günü Paneli"ne koalisyon ortaklarından DSP ve ANAP'tan kimsenin katılmaması eleştirildi. Örgütsüzlüğe, devlet-siyaset-medya ilişkilerine değinilen ve tekelleşme nedeniyle halkın haber alma özgürlüğünün engellendiği vurgulanan panelde, medyada örgütlenmenin önünün açılması istendi.
Açılış konuşmasını yapan TGS Genel Başkanı Ziya Sonay, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nün bu yıl "gazetecilerin siyasi iktidarlara ve medya sahiplerine karşı bağımsızlığı" konusuna odaklandığını söyledi. Artık siyasi iktidarların yanı sıra bizzat medya sahiplerinin de basın özgürlüğü önünde önemli tehdit olarak görüldüğünü kaydeden Sonay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kayıtdışı işçilikle mücadele başlattığı bir dönemde sigortasız ve kaçak işçiliğin en yaygın olduğu sektörlerden birisinin gazetecilik işkolu olduğunun altını çizdi. Gazetecilerin yıllarca "stajyer" adı altında kadrosuz ve sigortasız çalıştırıldıklarını kaydeden Sonay, "Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Gazetecilik işkolundaki bu yasadışı uygulamalara ve köleci uygulamalara son verilmelidir. Medya işverenlerinden gelecek her türlü baskıya rağmen gerekli yasal düzenlemeleri yapmalarını hükümetten talep ediyoruz" dedi.
Gazetecilere işgüvencesi
Gazetecinin işgüvencesi ve sendikalaşma hakkının bulunmamasının, onun mesleğini yapabilmesinin önünde çok önemli bir engel oluşturduğunu ifade ederek, gazetecilerin işgüvencesi ve sendikal hakkının mutlaka sağlanmasını isteyen Sonay, gazetecilik kolundaki çalışma koşulları ile medya sahiplerinin bu alandaki sorumluluklarının hiçbir biçimde göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Sonay, "TGS olarak, asgari ve zorunlu kadro tasarısının bir an evvel yasalaştırılmasını, gazetecilere işgüvencesi ve sendikal haklarının bir an önce sağlanmasını, işkolundaki çalışma koşullarının iyileştirilmesini, stajyer işçi çalıştırılmasının önlenmesini ve telif ücreti uygulamasının suiistimaline son verilmesini istediklerini" söyledi.
Siyasilere eleştiri
Tüm siyasi parti temsilcileri ve yöneticilerinin katılmamasından dolayı eleştiriyle konuşmasına başlayan Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, "Medya patronları böyle bir toplantı yapsaydı, bazı partilerin başkan ve yöneticileri herhalde akşamdan orada olurlardı" diye konuştu. "Eli kalem tutan kitle hakkını aramada zorluk çekiyorsa diğer garibanların halini siz düşünün" diyen Meral, AB'ye adaylık sürecinde basın işkolunda ortaya çıkan sorunların hâlâ çözülememesinin, bu süreci nasıl etkileyeceğinin herkes tarafından düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Basın işkolunda sendikalı olmak isteyenlerin işlerine son verildiğini ifade eden Meral, aynı sorunun diğer işkollarında da yaşandığını, EGO'da 3000 işçinin işten atılacağı duyumunu aldığını aktararak, belediye başkanının böyle bir şey yapacağını sanmadığını belirterek, "İnsanları başka bir platforma inmeye zorlamasınlar. İşi olmayacak insanın yapacak neyi kalıyor. Kimsenin sabrını taşırmasınlar" diye konuştu.
"Hükümet devam etsin" dedikleri için tabandan tepki aldıklarını hatırlatan Meral, medya-hükümet ilişkisine de değinerek, "Su aktığı zaman iktidar lehine yazanların su kesildiğinde işleri bitiyor; bugün de aynı şeyi yapanların akıbeti onlar gibi olacaktır. Artık bu alışkanlıkları bırakmak lazım" diye konuştu.
Sorun antidemokratik Anayasa
FP adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Veysel Candan da, siyaset-medya ilişkisinin belirli bir ölçüde tutulması gerektiğini, ancak bu konuda temel sorunların antidemokratik Anayasa'dan kaynaklandığını belirtti. "Medya artık gazetecilik yapmak yerine devletle iç içe ticaret yapmaktadır" diyen Candan, devleti soymak isteyenlerin banka kurduğunu, Bankalar Yasası'nın dahi bu soygunu önleyemediğini söyledi. Medya patronlarının ticaretle olan ilişkisinin Türkiye'de borsaya da yansıdığını kaydeden Candan, müdahale edilmezse sonun kötü olacağını vurguladı. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan Promosyon Yasası'nın uygulanmadığı örneğini veren Candan, siyasilerin ödemesi gereken çok fatura olduğunu belirtti.
Medyada güven kaybı
DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ise Türkiye'de siyasetin de, medyanın da güven kaybettiğini söyledi. 21. yüzyıl demokrasisinin, hukukun üstünlüğü ile basın ve siyasetin birbirinden ayrılması gibi iki önemli unsuru olduğunu belirten Çiller, bu ikisinin sağlanamaması durumunda gerçek demokrasiyi oturtmanın mümkün olmadığını söyledi. Dağıtım sorununa vurgu yaparak, temel hak olan bilgi alma, haber alma hakkının engellendiğini kaydeden Çiller, dünyanın hiçbir yerinde olmayan medya-devlet ilişkisine, medyanın ihale ve özelleştirmelere girmesine de değindi. Çiller, medyanın durup dururken, "Haydi Borsaya" manşeti attığını, ama arkasına bakıldığında 700 bin küçük tasarrufçunun kaybettiğini örnek verdi.
Eleştirilere değinmedi
MHP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, basın özgürlüğü kavramının, insanın düşündüklerini, inandıklarını, savunduklarını ve taleplerini ifade etmesinin temel araçlarından birisi olduğunu belirterek, "Basın özgürlüğü meselesi, her şeyden önce ülkemizin demokratikleşme meselesinin bir parçasıdır" dedi. Basın özgürlüğü sorununun, demokratikleşme sorununun bir parçası olduğuna değinen Bahçeli, diğer konuşmacıların eleştirilerine hiç değinmeden yazılı metnini okudu.
Panele, DYP Grup Başkan Vekilleri Nevzat Ercan, Saffet Arıkan Bedük, Genel Başkan Yardımcıları Hayri Kozakçıoğlu, Nurhan Tekinel, Ufuk Söylemez, DSP Antalya Milletvekili Mustafa Vural, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve ÇGD Başkanı İsmet Demirdöğen, Türk-İş ve bağlı sendikaların yöneticileri de katıldı.
www.evrensel.net