2000 1 Mayısı başlangıç olmalı

EMEP Ankara İl Örgütü, 1 Mayıs'ta özelleştirmelerin durdurulması, işgüvencesinin sağlanması, toplusözleşmelerde hakların verilmesi için fabrikalardan, işyerlerinden alanlara çıkma çağrısı yaptı.

2000 1 Mayısı başlangıç olmalı
Emeğin Partisi, tüm illerde olduğu gibi Ankara'da da yoğun bir çalışmayla 1 Mayıs mitingine hazırlanıyor. Ankara'nın dört bir tarafına onbinlerce bildiri, el ilanı dağıtıp, binlerce afiş asan EMEP'in hazırlıklarını değerlendiren Ankara İl Başkanı İbrahim Akkaya, "2000 1 Mayısı bir çıkış, yeni dönemin bir başlangıcı olmalıdır" dedi.
"Özelleştirmelerin durdurulması, işgüvencesinin sağlanması, toplusözleşmelerde hakların verilmesi ve daha birçok talepleri hep birlikte alanlarda haykırmak için fabrikalardan, işyerlerinden alanlara çıkma" çağrısı yapan EMEP, Ankara'da 1 Mayıs çalışmalarını aylar öncesinden başlattı. Konferans ve kongreler süreciyle 1 Mayıs'ı da gündemine alan EMEP, 2000 1 Mayısı'nın yeni bir dönemin başlancı olması için çaba gösterdi.
Ankara'nın sanayi havzaları olan Akyurt, Sincan, İstanbul Yolu başta olmak üzere Ostim, Siteler, Sincan Organize sanayi merkezlerinde yoğun aydınlatma çalışmaları yürüttüklerini belirten Akkaya, işçileri bu şartlarda çalışmaya mahkûm edenlere karşı mücadele çağrısı yaptıklarını vurguladı. Akkaya, Mamak, Altındağ, Keçiören, Sincan gibi emekçi ilçelerindeki çalışmalarının da yoğunlaştığını söyledi. Her ilçe örgütünün ayrı, semtin sorunlarını ön plana çıkaran bildirilerle, semt halkını 1 Mayıs'ta alanlara çıkmaya çağırdığına vurgu yapan Akkaya, TİS sürecine giren Büyükşehir ve ilçe belediye emekçilerine yönelik çalışmalara da önem verdiklerini, bir süreden beri bir yandan işçi kıyımı, bir yandan özelleştirme saldırılarıyla karşı karşıya olan EGO emekçilerine yönelik çalışmalarını anlattı. Ankara'da hem merkezi hem ilçeler düzeyinde gruplarla afiş ve bildiri çalışmalarını yürüttüklerini belirten Akkaya, polisin keyfi engellemelerine rağmen çalışmaların aksamadığını hatırlattı.
İşçilerin ilgisi
İşçilerin işbaşı yaptığı sabah saatleri ile işten çıkış saatlerinde işçi servislerinin kalktığı yerlerde, otobüs-dolmuş duraklarında bildiri dağıtımları yaparak, 2000 1 Mayısı'nın işçi ve emekçiler açısından ne anlama geldiğini anlattıklarını vurgulayan Akkaya, işçilerin ilgisinden, toplu bildiri alarak işyerlerinde dağıtma isteklerinden de söz etti.
1990'lardan beri işçi ve emekçilerin, bedeller ödeyerek elde ettikleri haklarının birer birer gasp edilmek istendiğini belirten Akkaya, buna karşı emek cephesinin ciddi karşı koyuşunun örgütlenmesi gerektiğine ve çabalarını bu yönde yoğunlaştırdıklarına vurgu yaptı. 2000 1 Mayısı'nın, sermayeye güçlü bir yanıt vermek, saldırılara boyun eğilmeyeceğini göstermek açısından önem taşıdığını kaydeden Akkaya, kongreler süreciyle başlattıkları çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
'İşçi sınıfı tepkisiz kalmadı'
"İşçi sınıfı bu saldırılar karşısında tepkisiz kalmadı. Ancak kendiliğinden eylemliliklerin de dışına çıkamadı. Daha çok protestocu bir tarz gelişti. Öyle ki, bahar eylemlilikleriyle başlayıp, Zonguldak madencilerinin Ankara yürüyüşüyle devam eden bir süreç, hakların elde edilmesi doğrultusunda devam edemedi. Tepkiler ya lokal eylemlilikler tarzında gelişti ya da merkezi eylemlilikler tarzında Ankara yürüyüşlerine dönüştü" diyen Akkaya, parti olarak bu tür eylemlilikleri reddetmeseler de haklarına yönelik saldırılar karşısında işçilerin, mevzileri koruma ve yeni mevziler elde edebilmenin yolunun buradan geçmediğini de sürekli gündemde tuttuklarını söyledi. Sermayenin esas gücünü, sermayesini yeniden ürettiği fabrikalardan aldığına, fabrikaların sermayenin can damarı olduğuna işaret eden Akkaya, "Sermayenin saldırılarını etkisiz hale getirmenin, yeni haklar elde etmenin yolunun da fabrikalar başta olmak üzere üretim merkezlerindeki çalışmalardan geçtiği bilinciyle" hareket ettiklerini söyledi.
İşçileri, emekçileri tek bir merkezde toplayarak yapılan protesto tarzı eylemlerin sermayeyi ve onun sözcülerini pek de etkilemediğinin Sosyal Güvenlik Yasası'na karşı 500 binin Ankara'daki eylemiyle de ortaya çıktığını hatırlatan Akkaya, Yatağan, SEKA direnişlerinden örnekler vererek, bu örneklerin mücadelenin yönünün ne olması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Akkaya, "Bu 1 Mayıs'ta da tek merkezli protesto eylemleri, mitingler değil, her fabrikanın, atelyenin, işyerinin 1 Mayıs alanına çevrilmesi, üretimlerin durdurularak, alanlara çıkılmasının zorunluluğunu ortaya koyuyor" dedi.
www.evrensel.net