1 Mayıs

1 Mayıs'ta fabrikalardan alanlara

EMEP İstanbul İl Başkanı Memet Kılınçaslan, sermayenin, özellikle son saldırılarla beraber 1 Mayıs'ta sembolleşen kazanılmış hakları, yani 8 saat işgünü ve sendika hakkını gasp ederek, 1889 öncesi çalışma koşullarını dayattığına dikkat çekti.

1 Mayıs'ta fabrikalardan alanlara
Muzaffer Özkurt
EMEP İstanbul İl Başkanı Memet Kılınçaslan, sermayenin, özellikle son saldırılarla beraber 1 Mayıs'ta sembolleşen kazanılmış hakları, yani 8 saat işgünü ve sendika hakkını gasp ederek, 1889 öncesi çalışma koşullarını dayattığına dikkat çekti. Bu nedenle bu 1 Mayıs ve 1 Mayısların sermaye sınıfının dediği gibi bahar bayramı ve eğlence günü değil, hak almak için mücadelenin yükseltildiği bir gün olduğunu kaydeden Kılınçaslan, "1 Mayıs sermayenin merkezileştiği dünyada, tüm ülke işçilerinin sermaye merkezli saldırılara karşı güçlerini birleştirdiği bir gündür" diye konuştu.
1 Mayıs'a ilişkin olarak fabrikaları merkez alan yoğun bir faaliyet yürüten Emeğin Partisi'nin İstanbul İl Başkanı Mehmet Kılınçaslan ile görüştük.
1 Mayıs Türkiye'de nasıl bir ortamda kutlanacak?
İstanbul'da Hak-İş'in, DİSK'in, Türk-İş'in, KESK'in, meslek odalarının ve öğrenci örgütleri olan ÖTK'lar ve liseli öğrenci birliklerinin, yani halktan tüm kesimlerin kendi taleplerini duyuracağı bir, 1 Mayıs kutlamasına hazırlanılıyor. Kutlanacak olan 1 Mayıs'ın diğerlerinden farklılığı, cumhuriyet tarihindeki hükümetlerden hiçbirisinin bu hükümet kadar işçi haklarını gasp etmediği bir döneme denk düşüyor olmasıdır.
Özelleştirmeler, eğitimin paralı hale getirilmesi, sağlığın paralı hale getirilmesi, mezarda emeklilik, esnek çalışma, işgüvencesinin ortadan kaldırılması, sendikalıların işten atılması, OHAL'le beraber doğu bölgesindeki işçi hareketinin, sendikal hareketin baltalanması, kamu emekçilerinin sendikal hakkının verilmemesi ve sürgünlerin artırılması, esnafın siftahsız dükkânı kapatması, vergi yükü altında ezilmesi, ülkemizin nükleer çöplüğe dönüştürülmesi çabaları, deprem bölgesi olan İstanbul'da özellikle Avcılar'da insanların kendi kaderine terk edilmesi, olası bir depreme karşı hiçbir hazırlığın yapılmayışı... gibi sorunlar yaşanıyor İstanbul'da ve Türkiye'de. Başta özelleştirme olmak üzere, bu sorunlara karşı çözüm için, işçiler lokal düzeyde de olsa her gün eylem yapıyor. Özellikle Gemlik, İzmit, İstanbul mitingleriyle her türlü engellemelere rağmen işçiler tepkilerini gösteriyorlar. Bu 1 Mayıs tepkili olan bütün kurum ve kuruluşların ortak mücadele günüdür. Sermaye, özellikle son saldırılarla beraber 1 Mayıslarda kazandığımız hakları, yani 8 saat işgünü ve sendika hakkını gasp ederek bize 1889 1 Mayısı öncesi çalışma koşullarını dayatıyor. Bunun için bu 1 Mayıs ve 1 Mayıslar sermaye sınıfının dediği gibi bahar bayramı ve eğlence günü değil, hak almak için mücadelenin yükseltildiği bir gündür. 1 Mayıs sermayenin merkezileştiği dünyada tüm ülke işçilerinin sermaye merkezli saldırılara karşı güçlerini birleştirdiği bir gündür.
EMEP 1 Mayıs'a nasıl hazırlanıyor?
EMEP işçi ve emekçilerin partisidir. Bunun için işçilerin talepleri EMEP'in de talepleridir. Saldırıların yoğunlaştığı bugünlerde EMEP de yoğun bir faaliyet içinde. İl merkezli olarak üzerinde "Özelleştirmeciler değil, emekçiler kazanacak. Haydi 1 Mayısa" yazan 20 bini aşkın afiş ve bu talepleri içeren 50 bin bildiri dağıtıldı. İle bağlı ilçeler de, kendi ilçe sınırları içindeki işyerlerinin sorunlarını dile getiren bildiriler dağıttılar. Bunlardan da önemli olarak işyeri işyeri, semt semt, üniversite ve liselerde, meseki örgütlerde toplantılar yaparak hem 1 Mayıs'ın önemi hatırlatıldı, hem de güçlü katılım için çaba sarf edildi. Özellikle işyeri toplantılarında, işçilerin daha önceki 1 Mayıslardan farklı olarak daha canla başla katılacakları gözlendi. "Bize bizden başka kimse dost olmaz" diyerek kendi güçlerini toparlamak için bizzat faaliyeti kendileri örgütlüyorlar.
Sosyal güvenlik yasasına ilişkin konfederasyonların çağrısı ile Ankara'yı dolduran 500 bin işçiye rağmen bu hükümetin depremi de fırsat bilerek sosyal güvenlik yasası, tahkim gibi işçiler ve emekçiler için hayati önem taşıyan yasa değişikliklerini çıkarttı. Konfederasyonların sessizliği ve uzlaşmacı tavırları nedeniyle işçilerin "İş başa düştü" diyerek faaliyete sarılıyor. Bizzat EMEP'li işçilerin bu mücadeleyi vermeleri işçilerin, partinin kendi dışlarında bir kurum değil kendi iş arkadaşları olan işçilerden oluştuğunu görmelerini sağlıyor ve bu nedenle birlikte çalışmaktan mutluluk duyuyorlar.
EMEP 1 Mayıs'a nasıl katılacak?
EMEP'in diğer kutlamalarda olduğu gibi bu 1 Mayıs'ta da 'Parti korteji fazla gözüksün, diğer partilere üstünlük sağlasın' gibi dar rekabetçi bir yaklaşımı yoktur. Tam tersi 1 Mayıs'ı işyerinde, işyeri önünde ve miting alanında kutlayan, hatta bireysel olarak 1 Mayıs'ı içinde yaşayan kişilerin bile bütünlüğünü sağlayan, sermayenin saldırılarına karşı ortak mücadele örgütleyen bir yaklaşım içerisindedir.
Bu nedenle EMEP'li işçiler kendi sendikalarına sahip çıkarak, o sendikanın bütün üyelerini 1 Mayıs alanına taşımak için mücadele ediyor ve çaba sarf ediyor. Kamu emekçileri ve meslek odaları açısından da durum aynı. EMEP'li üniversite ve lise öğrencileri de okuduğu okullarda hem okullarının bilim yuvası olması için, hem de okulların özelleştirilmesine karşı çıkmak için üniversite öğrencilerini ÖTK pankartı altında, liselerde ise öğrenci birlikleri altında toplamaya çalışacaklar. EMEP, ancak mesleki örgütlülüğü olmayan üyelerine EMEP pankartı altında 1 Mayıs'a katılma çağrısı yapıyor. Bizim için EMEP pankartı altında kaç kişinin yürüdüğü değil, toplam olarak 1 Mayıs'ı kaç kişinin kutladığı önemlidir.
Konfederasyonun başkanları 1 Mayıs için bu yıl da salon-alan tartışmasını gündeme getirdiler. Şimdi ise alanda kutlama kararı alındı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
İşçiler sendikal bürokrasiye rağmen eylemleri kendileri örgütleyip katılmayı öğrendiler. İşçi aleyhine yasalar bir bir çıkarken sesini çıkrtmayan sendikal bürokrasi bu 1 Mayıs'ta güçlü bir miting örgütlenmesini hesap etmedi. Belli bir yönetici kadrosu ile salonda kutlamayı düşünüyorlardı.
Ama son aylarda yapılan eylemler Gemlik, İzmit, istanbul, Adana mitigleri bir taraftan bunları korkuturken, diğer taraftan da işçi ve emekçiler ile sınıftan yana namuslu dürüst sendikacılara cesaret verdi. Bunlar salonda kutlama kararı alsalar dahi deneyim ve cesaret sahibi olan işçi önderleri bütün engellemelere rağmen 1 Mayıs'ı alanlarda kutlayacaklar ve bu kararlılığa sahipler. Bunu bilen sendika bürokratları da 1 Mayıs'ı sahiplenmek zorunda kaldılar.
www.evrensel.net