Sezer, cumhurbaşkanının

   yetkilerini eleştirdi

Sezer, cumhurbaşkanının
   yetkilerini eleştirdi
Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, önceki gün hükümet tarafından ortak cumhurbaşkanı adayı olarak sunulmasının ardından, dün Anayasa Mahkemesi'nin kuruluşunun 38. yıldönümü töreninde kamuoyunun karşısına çıktı. Anayasa'nın 104. maddesinde cumhurbaşkanına verilen yetkilerin parlamenter demokrasinin sınırlarını aştığını belirten Sezer, adaylığıyla ilgili soruları yanıtlamadı.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut, FP Genel Başkanı Recai Kutan, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, AİHM Başkanı Luzius Wildhaber, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Danıştay Başkanı Erol Çırakman, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ve Adalet Bakanı H. Sami Türk'ün katıldığı törende, siyasi parti temsilcileri ile sivil ve askeri yargının yöneticileri de hazır bulundu.
Yargısal denetim vurgusu
Anayasa Mahkemesi Başkanı Sezer, konuşmasını 13 sayfalık yazılı metni okuyarak yaptı. Hukuk devleti ilkesi üzerinde duran Sezer, 1961 Anayasası'nın güvenceli bir özgürlük sistemi kurduğunu, devlete yüklenen ödevlerle hukuk devletinin de ötesine geçilerek sosyal hukuk devletinin amaçlandığını anlattı. Sezer, bu Anayasa'nın yerini bireyin üstünlüğü ve kurumların özerkliği yerine devlete önceliğin verildiği, yürütmeye öteki organlar karşısında pek çok üstünlüğün tanındığı, hak ve özgürlüklere sınırlamaların öngörüldüğü, yargısal denetimin daraltıldığını ifade etti. Düzenli aralıklarla seçim yapılmasının ülkedeki yönetimin mutlaka demokratik hukuk devleti olduğunu göstermeyeceğini kaydeden Sezer, yönetimin halkın oyuyla belirlenmesi, dolayısıyla bu durumda sadece biçimsel ölçüt yönünden demokrasiden söz edilebileceğini belirtti. Sezer, Anayasa'nın bazı kişi ve kurumların verdiği kararları, yargı denetimi dışında bırakmasının da hukuk devleti kavramıyla bağdaşmadığını söyledi.
Yetkileri fazla
Sezer, Anayasa'nın geçici 15. maddesiyle Milli Güvenlik Konseyi döneminde çıkarılan yasaların anayasal denetime bağlı olmamasını da örneklerle eleştirdi. Anayasa'da cumhurbaşkanına tanınan yetkilerin çokluğuna da değinen Sezer, şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanı yasaların iptali isteminde de bulunabileceğinden Anayasa'ya uygunluğun yargısal denetiminde de önemli bir yetkiye sahiptir. Ancak Anayasa'nın 104. maddesinde cumhurbaşkanına verilen yetkiler parlamenter demokrasinin sınırlarını aşmaktadır. Oysa, demokratik devlet düzeninde ulusal iradeyi temsil eden parlamento dışında sorumsuz bir cumhurbaşkanının yönetimi paylaşması ve tek başına önemli yetkiler kullanması kabul edilemez. Açabileceği bir iptal davasına bakacak olan Anayasa Mahkemesi'nin üyelerini cumhurbaşkanının seçmesi, yargı bağımsızlığı ile bağdaşmamaktadır." AİHM Başkanı Luzius Wildhaber de yaptığı konuşmada, AİHM'nin, ulusal mahkemelerin iddia edilen hukuksal hatalarını düzeltmek veya ulusal mahkemelerin kararlarının yerine kendi delil değerlendirmelerini ve kararlarını geçirmek gibi bir görev ve yetkisinin olmadığını söyledi. Wildhaber, AİHM'nin, ulusal yargı mercileri ve özellikle Anayasa Mahkemeleri ile işbirliği ve ilişkiye büyük önem atfettiğini ifade etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Sağlık sistemi hasta!
Sağlık harcamaları ve bu alana yapılan yatırım açısından dünyanın en geri ülkeleri arasında yer alan Türkiye'de, devletin ilaç ve tedavi politikaları halkı zora sokuyor. Bu durum, halkın, en temel insan hakkı olan sağlık hizmetlerine ulaşmasını engelliyor.
Sağlık alanında yaşanan sorunlara dikkat çeken Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Füsun Sayek, İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından düzenlenen "Hasta Hakları Açısından Devletin İlaç ve Tedavi Politikaları" başlıklı panelde yaptığı konuşmada, en temel insan hakkının sağlık hizmetine ulaşmak olduğunu belirtti.
Yasa ve yönetmeliklerin sağlık hizmeti altyapısını sağlamaya yeterli olmadığını ifade eden Sayek, devletin bununla yükümlü olduğunu, sosyoekonomik durumun sağlık üzerinde birinci derecede belirleyici rol oynadığını kaydetti.
Yoksulluk artıyor
Dünyada yaklaşık 2 milyar insanın, Türkiye'de ise hane halkının yüzde 30'unun yoksulluk sınırında olduğunu anlatan Sayek, "Türkiye, yüzde 2.1'lik bütçe ile sağlık harcamaları açısından diğer ülkelerle karşılaştırılmayacak kadar kötü durumdadır. Halkın sağlığıyla oynanamaz" dedi.
İlaç geri ödeme planındaki aksaklıklara değinen Sayek, tüm ilaçların geri ödeme planı içinde yer alması ve her hekimin belli sınırlar içinde her ilacı yazabileceğini, Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda Maliye Bakanlığı'nı ikna etmesi gerektiğini söyledi.
İlaçta promosyon yapılıyor
İzmir Eczacı Odası Başkanı Levent Kamacık da, devletin ilaç ve tedavi politikasının bulunmadığını vurgulayarak, son 9 yılda görev süresi 13 gün ile 19 ay arasında değişen 10 sağlık bakanının bulunmasının bunun işareti olduğunu söyledi. Bağ-Kur'un tek reçetede 4, SSK'nın 5 kalem ilaç yazımına imkân vermesini eleştiren Levent Kamacık, reçetelere bakıldığında hekimlerin yüzde 95 oranında 5 kalem ilaç yazdığını, bu nedenle Türkiye'de ciddi bir ilaç tüketimi olduğunu söyledi. İlaç şirketlerinin ilaç yazımını özendirici promosyonlar yaptığını anlatan Kamacık, son olarak 250 hekimin 18-21 Nisan tarihleri arasında İtalya'ya gönderildiğini, promosyon yapılan Ceclor ve Larobit ilaçlarının yazımında ciddi artış olduğunu söyledi.
Suiistimaller yaşanıyor
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Orhan Canbolat, Türkiye'de ilaç ruhsatı almanın güç olduğunu ve bir ilaç için 2-4 yıl arasında beklendiğini belirtti.
İlaç konusundaki düzenlemelerin, özerk, bilimsel ve bilimsel çerçevede çalışan kurum tarafından yapılması gereğini dile getiren Canbolat, "İlaçta temel sorun, kalite ve kontroldür. Akılcı ilaç kullanımı önemlidir. İlaç sanayiinin önünü açmak için AR-GE çalışmaları ve ihracat olanakları yaratılmalı" dedi.
Sorumlu kim?
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Tedavi Dairesi Başkanı Abdurrahman Vargün ise Türkiye'de sadece ilaçta değil, ortez ve protez konusunda da suiistimaller yaşandığını ifade etti.
Abdurrahman Vargün, bakanlık olarak eleştirildiklerini, ancak Maliye Bakanlığı olarak Sağlık Bakanlığı'nın talepleri doğrultusunda hareket ettiklerini ve ilaç kapsamına karışmadıklarını söyledi. Doktorların ilaç yazımı konusunda dikkatli davranmadıklarını savunan Vargün, "En pahalı ilacı yazan iyi doktor olarak biliniyor. İlaç şirketlerinin promosyonlarından biz de rahatsızız" dedi.
www.evrensel.net