İmar rantı ikiye katlanacak

Deprem sonrası gündeme gelen "Denetim yok" eleştirilerinin sonucunda TMMOB'nin şiddetle karşı çıktığı "Yapı Denetimi Hakkında Kanun Hükmündeki Kararname" yeni bir rant alanı açmayı hedefliyor.

İmar rantı ikiye katlanacak
Muzaffer Özkurt
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın hazırladığı "Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 17 Ağustos Marmara depreminin ardından TMMOB'ye bağlı odalarla beraber toplantılar yapan ve görüşler alan Bakanlık, son çıkarttığı kararname ile sorunlara köklü bir çözüm getirmek bir yana, yeni rant alanlarının açılmasının önünü açıyor. Üstelik adı "Yapı Denetimi" olan kanun hükmündeki kararname, Türkiye'nin bütününü değil, belli pilot bölgeleri kapsıyor. Kararname ile yapı denetimleri görev süresi 12 yılı aşmış mimar ve mühendislerin kurduğu özel şirketlere verilmek isteniyor.
Bütün olarak TMMOB'nin karşı çıktığı, içerisinde çelişkiler olan kararname ve Tükiye'nin kentleşmesine ilişkin durumu hakkında TMMOB İkinci Başkanı Celal Beşiktepe ile görüştük.
"Tasarı 10 Nisan'da kabul ediliyor ancak iki ay sonra ortaya çıkartıldı. Yani tasarı iki ay bir yerlerde beklemiş" diyen Beşiktepe, bu konuda kendilerine bir bilgilendirme yapılmadığını ve kararname hakkında görüşlerinin alınmadığını belirtti. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın deprem sonrası kendilerini toplantılara çağırdığını söyleyen Beşiktepe, kendilerinden aldıkları önerileri dikkate almadığını vurguladı.
Tasarı köklü değil
17 Ağustos depremini yaşamış bir ülkede yapı ve imar alanının köklü bir şekilde ele alınmasını ve buna uygun yasal düzenlemelerin yapılmasını beklediklerini kaydeden Beşiktepe, ancak depremin felaket olmasına neden olan etkenlerin değişimine ve ortadan kaldırılmasını hiç ele almayan bir tasarı ile karşılaştıklarını ifade etti.
En büyük yıkımların olduğu alanların yapılaşmaya açılmaması gereken alanlar olduğunu 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin gösterdiğini dile getiren Beşiktepe, yapının tek başına ele alınamayacağını kaydetti. Yapı ile beraber toprak kullanım politikalarının da belirlenmesi gerektiğini söyleyen Beşiktepe, bununla beraber planlama sürecinin de ele alınmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.
"Türkiye halkının bugünü ve geleceği yok ediliyor" diyen Beşiktepe, şöyle devam etti: "Çünkü bir toplumun yaşam kaynakları sanayileşme ve beton bloklarla kaplandı." Bunların ortamını yaratan bir sistemle karşı karşıya kaldığımızı söyleyen Beşiktepe, bu durumun Türkiye'nin kapitalist yönden kalkınma projesinin iflası olduğuna dikkat çekti.
Şu anki sistemdeki toprak mülkiyetinin özel mülkiyet olduğu ve bunun üzerinde sınırsız bir kullanım hakkı bulunduğuna dikket çeken Beşiktepe, imar ve iskân sisteminin de buna uygun olarak işlediğini anlattı.
Parası olan sınırsız hakka sahip
"Özel mülkiyetin belirlediği bir toprak kullanım politikası olduğu zaman planlama olamaz. 1985'te çıkartlan imar kanunları ile belediyeler planları istedikleri gibi değiştirme hakkına sahip oldular" diyen Beşiktepe, Türkiye'nin dileyenin istediği yere istediğini yaptığı bir konuma geldiğini ifade etti. Beşiktepe "Bunu sıradan halk yapmıyor. Bu tercihi sermaye kesimi yapıyor ve en fazla kârı da o alıyor" dedi ve ekledi: "Planlamanın olmadığı yerde demokrasi de olmaz. Türkiye'de bütün kararlar kapalı kapılar ardında gizli olarak alınıyor. Sabancı ikiz kulelerini dikerken o hakkı belediye verdi. Arkasında Karanfilköy var. Niye oraya kule kararı vermiyorlar? Çünkü arazi doğuştan kule dikme hakkına sahip olmuyor. Bu hakkı sermaye kazanıyor."
Kentleşme düzensiz
Türkiye'nin temel kentleşme politikalarını, sanayleşme politikalarını, nüfus hareketlerini ve bölgeler arası dengesizliği ortadan kaldıracak çok köklü bir programa ihtiyacı olduğunu kaydeden Beşiktepe, "İstanbul'u İstanbul'dan değil, Batman'dan, Diyarbakır'dan, Mardin'den planlamak zorundasınız" dedi.
Beşiktepe deprem bölgelerindeki nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasının beş katı olduğunu söyleyerek "Türkiye ortalaması 82 iken, deprem bölgelerinde 325. Daha özele girersek Yalova'da 860 kişi düşüyor metrekare başına" diye konuştu.
En ilginç örneklerden birisinin Gölcük olduğunu anlatan Beşiktepe, "Kuruluşu 1935. Bizim bu kenti kurmamız ve enkaz haline getirmemiz 65 yıl almış. Ne yaparız da depremde yıkılır diye kurulan bir kente örnek" dedi. Beşiktepe Türkiye'de 13 milyon 300 bin aile var olduğunu ve bunların yüzde 55'inin ev sahibi olduğunu yüzde 35'in ise herhangi bir mülk konuta sahip olmadığını belirterek, bu yüzde 35'lik oranın metropollerde yüzde 45'lere ulaştığını kaydetti. Büyük kentlerde yaşayan ailelerin yarısının konut sahibi olmadığını dile getiren Beşiktepe, her yıl üretilen 400 bine yakın konutun yüksek gelir gruplarına yapıldığını ifade etti.
Kararname çelişkili
Genel bir Türkiye portresi çizen Beşiktepe, bütününe katılmadıkları kararnamenin kendi içerisinde de tutarsızlıkları olduğunu söylüyor. Beşiktepe kararnamenin amaç maddesindeki "Kaynak israfına sebep olan plansız, kontrolsüz ve kalitesiz yapılaşmayı önlemek..." sözleriyle takiye yapıldığını söyleyerek "Kararname içinde nasıl planlı konut yapılacağına dair bir cümle yok. Hemen başında kendi içindeki çelişkiyi dışarı vuruyor" dedi. Madde 2'de ise "Kamu kuruluşlarında bu kararname uygulanmaz" dendiğini ifade eden Beşiktepe şöyle devam etti: "Oysa depremde bütün kamu binaları yıkıldı. Hepsi çöktü. Sağlam yapı için çıkartıldığı iddia edilen kararnamede samimiyetsizlik kendisini gösteriyor."
18. Madde'de ise yapı kullanma izninin alınmasından itibaren, denetim şirketinin 8-10 yıl süre ile sorumlu tutulduğunu belirten Beşiktepe "Normal ortamlarda bir binanın ömrü 80 ila 100 yıl arasındadır. 0-30 yıl arası bir deprem bekleniyor. 12. yılda olacak bir depremle yıkılacak bir yapı bu kararname dışında kalacak. 22. Madde'de ise sigorta zorunluluğu getiriyor. Maddeye göre sigorta yapma zorunluluğu 3 yıl sonra sona erer. Hasardan doğacak tazminatı 3 yıl ile sınırlıyor bu madde. Bu da bir iç çelişkidir" dedi.
Kararnameyle yapı denetiminin 180 metrekare üzerindeki konutlar için getirildiğini ve dar gelirli yoksul kesimin ve ezilenlerin hangi güvenlikli yerde yerleşeceğini gündemine almadığını söyleyen Beşiktepe, "Getirilen denetim mekanizması yüksek gelir gruplarına yönelik" dedi. Bu maddelerin bile kararnamenin iç çelişkisini gösterdiğini anlatan Beşiktepe, Türkiyenin daha köklü önlemler alacak bir yeni düzenlemeye ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Kararname hiçbir sorunu çözmez
"Sistemi bütünüyle ele almaktan kaçan ve parçacı bir anlayışla ele alan bir tasarının hiçbir soruna çözüm üretemeyeceği açık" diyen Beşiktepe Türkiye'de planlama olmayınca denetimin de olmadığını söyledi.
Kararnamenin oluşturulması sırasında kendilerinin devre dışı bırakıldığını söyleyen Beşiktepe, "Bilim, kültür ve emeğin dışarıda bırakıldığı bir yerde üretim dışı güçlerin egemenliği vardır" dedi.
Beşiktepe, bu kararnamenin rant ortamından beslenen sermayeye bu alanda da bir rant alanı açtığını ifade ederek, çifte standartlar içeren bu kararnamenin kaçak yapılaşmayı artıracağını söyledi.
"Türkiye'de toplum yararına yapılaşma ortamlarını kuracak, planlayacak ve denetleyecek bir kamu yönetimi nasıl kuracak? Hükümetin böyle bir gündemi yok. Bu kararnameyi çıkartanların gözü halkın cebindedir. TMMOB diyor ki: 'Toplumun cebine giren ellerin uzaklaştırılması günüdür.' Bundan sonra deprem olmasın diye bir hayal kurulmasın" diyen Beşiktepe, bu kararnamenin aynı zamanda siyasi bir rant ortamı da yarattığını ifade etti. "Bu kararnamenin 27 ili kapsayacağı söyleniyor. Bunları pilot il saymış ve bunların genişletilmesi veya daraltılması Bakanlar Kurulu kararına bırakılmış. Tüm coğrafyayı kapsayan bir sistem önerisi yok" diyen Beşiktepe, bu durumun da siyasi bir rant ortamı yaratacağını belirtti.
www.evrensel.net