Kadının çıkış yolu mücadelenin içinde

Sendika yönetimlerinde yer alan kadın emekçilerin sayısının yetersizliğinin "ağır" nedenlerini o da yaşadı ama, arkadaşlarının da desteği ile 20 yaşında işyeri temsilcisi olmayı başardı.

Kadının çıkış yolu mücadelenin içinde
Serpil İlgün
Sarıgazili emekçilerin yaşadığı Emek Mahallesi'ndeki iki-üç katlı, çoğu sıvasız ve birbirine benzeyen yapılardan birinin kapısını çalıyoruz. Tokat'ın Niksar ilçesinden 8 yıl önce İstanbul'a yapılan göç yolculuğunda değil işyerinde temsilci olmak, çalışmayı bile aklından geçirmeyen 22 yaşındaki Arzu ve işçi emeklisi baba Hasan Görgülü'nün güler yüzüyle karşılandığımız mütevazi evde, 15 yaşında bir tül fabrikasında çalışmaya başlayan Arzu'nun Beybi Plastik'te devam eden çalışma öyküsünü ve mücadelenin şekillendirdiği dönüşümünü konuştuk.
"Şartlar beni çalışmaya zorladı. Evimizi belli bir seviyeye getirmek gerekiyordu." Arzu Görgülü, "Alışana kadar çok zorluk çektim" dediği İstanbul'a yapılan göçten birkaç ay sonra ve henüz 15 yaşındayken başladığı iş yaşamının öyküsünü böyle özetliyor. Arzu, tül dokuma işinin ağır yüküne ancak üç ay dayanır. Bir süre işsizlik, sonra çalışanlarının tamamına yakının 18 yaşın altında olduğu Beybi Plastik'te işbaşı. Bu arada, maddi nedenlerle bıraktığı okul yaşamına müdahale eder ve dışardan bitirme sınavlarına girerek ortakokulu bitirir. Arzu'nun o günlerde cilt kanserine yakalanan annesinin durumuyla artan sorumlulukları, işyerine yoğunlaşmasını engeller.
'Bordroma bakmıyordum'
"Sosyal haklarımız yoktu. Bordroma bile bakmıyordum. 'Maaşımı alayım da nasıl olursa olsun' düşüncesi vardı. Zamanla arkadaşlar arasında bir kaynaşma oldu. Bizden büyükler sendika getirmek istiyordu, biz de üzerimize düşen görevi yapıyorduk. Ailemin durumu nedeniyle o dönem görevler kabul edemedim çünkü sorumlulukları yerine getirmek gerekiyordu. Önerdiğimiz arkadaşlar temsilciliğe seçildi. 1998'in Ocak ayında üçüncü seçim gündeme gelmişti ve benim artık önereceğim kimse kalmamıştı diyebilirim. 'Tamam' dedim temsilci oldum. Fabrikanın hareketli dönemleriydi. Taşeronu tasfiye ettik. Toplusözleşmede kararlı olduk. Şubeyi de değiştirdik. Yeni yönetim geldi. Bununla birlikte temsilci de bütünleşince Beybi'de birtakım şeyler olumlu sonuçlandı" Arzu, fabrikada sendikal mücadelenin yükseldiği o günleri böyle özetliyor.
Kadın da insan...
Arzu, fabrikada üretilen plastik eldivenlerin kalite kontrol ile paketlemelerinin yapıldığı ve kadın işçilerin yer aldığı bölümde çalışıyor. Peki arkadaşları temsilciliğini nasıl karşılamıştı? Soruyu gülümseyerek yanıtlıyor: "Önceden, 'Bir bayan temsilcilik yapamaz' imajı vardı. Bunu bayan arkadaşlardan bizzat duyuyordum. Benden önceki bayan arkadaşın olumsuzluklarından da etkilenerek söylüyorlardı bunları. Sonra bendeki olumlu şeyleri gördüler. Bugün kendimi çeksem ve 'Temsilci olmuyorum' desem, bayanların olduğu bölümde bir erkek değil, yine bir bayan temsilci seçilir. Ama bazı engelleri aşamıyorlar . Toplantıya gitmek gerekiyor, izin alamıyorlar, yapmak istiyorlar ama yapamıyorlar..."
Ya ailesi? Önceleri, kendi ailesinden bu tarz engellemelerle karşılaştığını, ancak sonra kabul ettirdiğini anlatan Arzu, erkeklerin bu konuda duyarlı olmasını istiyor: "Kadın da insan. Emekçi. Dışarda çalışmıyor olabilir ama evinde çalışıyor. Kadın da erkek de eziliyor ama kadınların üstünde çifte sömürü var. Kadınların da örgütlenmesi gerekiyor." 'Maaşımı alayım da nasıl olursa olsun' diyen Arzu ile bugünkü Arzu'yu karşılaştırmasını istiyoruz: "Önce sadece işyerim vardı. Sonra mücadelede ön saflarda yer almaya başladım. Bu, zamanla içimde öyle bir yer etti ki, bu olmayınca kendini yok gibi düşünüyorsun. Artık benim içimde büyük bir tutku oldu diyebilirim. Ailem içinde hastalıklar, ölümler oldu. Annemden sonra ablamı da kalp krizinden kaybettik. Babamın akciğerinde tümör var. Tedavisi sürüyor. Ben mücadelenin içinde olmasaydım, bugün daha farklı olurdum. Kendi sorunlarımda boğulup kalırdım. Toplum için mücadele etmek güzel" diyor.
İşçi ve emekçilere yönelik saldırıların hızla sürdüğüne dikkat çeken Arzu, sendikaları yetersizlikle suçluyor. "Herkesin içinde kıvılcım var ama harekete geçirecek, örgütleyecek mekanizma sendikalar. Son zamanlarda kimi sendikacılar kendilerindeki eksiğin farkına vardılar ve örgütlenmeyle ilgili harekete başladılar. Ön ayak olacak mücadeleci sendikacılar gerekiyor" diyen Arzu, sendika yönetimlerinde kadınların yetersizliğinden de yakınıyor ve sözlerini noktalıyor: "Sendikacılar, ya 'Sendikacı işçinin işçisidir' mantığıyla hareket edecekler ya da bırakacaklar, yapacak insanlar gelecek."
www.evrensel.net