Ulusal yarışma Antalya'nın tekrarı

19. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma'ya katılacak filmlerin değerlendirilmesi sonucunda, "Yılın En İyi Türk Filmi" ile "Yılın En İyi Yönetmeni", "En İyi Erkek Oyuncusu" ve "En İyi Kadın Oyuncusu" seçilecek.

Ulusal yarışma Antalya'nın tekrarı
Uluslararası İstanbul Film Festivali devam ederken "Ulusal Yarışma" bölümünde gösterilecek filmlerin büyük çoğunluğunun Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışmış ve sinemalarda gösterilmiş olması dikkatleri çekiyor.
Festivalin temel bölümlerinden biri ve ikinci yarışması olan "Ulusal Yarışma", bu yıl Türk sinemasının geçen yüzyıldaki son hasatının ürünlerinden oluşan sekiz filmlik bir paketi seyircinin ve özellikle yabancı eleştirmenlerin beğeni ve değerlendirmesine sunuyor.
19. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma'ya katılacak filmlerin değerlendirilmesi sonucunda, "Yılın En İyi Türk Filmi" ile "Yılın En İyi Yönetmeni", "En İyi Erkek Oyuncusu" ve "En İyi Kadın Oyuncusu" seçilecek. Ulusal Yarışma jürisinin seçeceği en iyi erkek oyuncu ve iyi kadın oyuncuya Kültür Bakanlığı tarafından da ödüller verilecek.
Bu sene Ulusal Yarışma jürisi, dört ana ödülün yanı sıra, yönetmen ve oyuncular dışında herhangi bir dalda (senaryo, görüntü, kurgu, müzik) üstün başarı göstererek filmin oluşumuna katkıda bulunan bir kişiye, onursal nitelikle bir Jüri Özel Ödülü de verecek.
Ayrıca, festivalin sponsorlarından olan ve Türk sinemasında sürekli katkılarıyla tanınan Efes Pilsen de, Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESC) jürisi tarafından, Onat Kutlar'ın anısına seçilecek filmin yönetmenine bir sonraki filminin yapımında kullanılmak üzere 30 bin dolar para ödülü verecek.
Yarışma filmleri
Yarışma filmlerinden yönetmenliğini Gürsel Ateş ve Yaşar Güner'in birlikte üstlendikleri ve 'Halepçe katliamı' çerçevesinde, Türkiye'nin güneydoğusunda yaşanan güncel sorunlara ayna tutmaya çalışan "Sınır", geçen yılın en tartışmalı yapımlarından biri olmasına rağmen, yoğun bir seyirci ilgisiyle karşılandı. Yüzeydeki macera akışına karşın, bölgenin ve insanlarının yaşamlarına farklı bir açıdan bakan bu çalışma yeni bir değerlendirme bekliyor. Geçtiğimiz yılın bir diğer tartışmalı filmi olan ve sansürle oldukça sorunlu bir ilişki yaşayan "Gülün Bittiği Yer" ise, daha açık ve net bir şekilde bir politik sinema örneği. 12 Eylül döneminde işkence tezgâhlarından geçen bir gencin fiziksel ve ruhsal çöküşünün penceresinden tüm bir toplumun yaşadığı saklı bir şiddete ve trajediye ışık tutan film, İsmail Güneş'in imzasını taşıyor.
Gerçek bir olaydan yola çıkarak dramatize eden öyküsüyle "Parçalanma"da, anlatılan bir aşk ve nefret ilişkisi olmasına rağmen; yine ülkemizin son dönemine damgasını vuran dinsel fundamantalizmin irdelenmesi bu filmde hem tartışmalı bir ton hem de politik bir etiket getiriyor. Bir Türk ile bir İzlandalının sonunda dinsel ve toplumsal engellerle parçalanan ve ortak çocukların sahiplenmesinde düğümlenen aşklarını ve savaşımlarını anlatan film Canan Gerede'nin kamerasından, uzun süre basında da izlenen ünlü bir hukuk mücadelesinin ardındaki insani boyutu sorguluyor.
Yılmaz Karakoyunlu'nun aynı adlı romanından uyarlanan ve hem seyirci hem de eleştirmenlerce büyük ilgiyle karşılanan ve giderek ülkemiz açısından bir geçmişle hesaplaşma ve günah çıkarma sürecini başlatan "Salkım Hanım'ın Taneleri", tarihsel öyküsüne rağmen son tahlilde siyasi bir sinema örneği. Tomris Giritlioğlu'nun özenli ve derinlikli anlatımıyla varlık vergisi ve onun çevresinde parçalanan yaşamlar ilk kez sinemaya aktarılıyor.
Aynı zamanda Uluslararası Yarışma'da 'Altın Lale' için ülkemizi temsil edecek olan Nuri Bilgi Ceylan'ın "Mayıs Sıkıntısı" da, genç Türk sinemasının en başarılı ve farklı örneklerinden biri olarak geçtiğimiz yıla damgasını vurdu. Bir önceki filmi 'Kasaba'nın çekim sürecini belgesel tonlarda ama kesinlikte Çehovyen bir tatla anlatan film, saf sakin ve içten bir çalışma. Mekân olarak Ceylan'ın filmine benzer şekilde Marmara taşrasını seçen "Fasulye", Bora Tekay'ın ilk filmi. Son derece hareketli ve heyecanlı bir öykünün eşliğinde, yetenekli bir kadronun da yardımıyla soluk soluğa ve gerilimli bir macera perdemizle ilk kez festivalde buluşacak ve keşfedilecek.
Son olarak iki kent filmi festivalin yarışmalı bölümünü tamamlıyor. Orhan Oğuz'un "Kara Kentin Çocukları", otuzları süren bir avuç gencin Beyoğlu'nun arka sokaklarında oluşturdukları marjinal yaşam denemelerini ve bunda uğradıkları büyük hüsran ve acıları sert ve karanlık tonlarda anlatan çarpıcı bir deneme. Zeki Demirkubuz'un bol ödüllü filmi "Üçüncü Sayfa", yine Beyoğlu'nun arka sokaklarını mekân edinen ve yoksulluğun alt sınırlarında ve toplumsal katmanın zemininde yaşayan iki insan arasında yaşanan gerilimli bir aşkı kara film çizgisinde perdeye aktaran, Başak Köklükaya'nın oyunu ve sağlam senaryosuyla yılın önemli bir çalışması.
www.evrensel.net