Bir sömürge valisi eksik

ABD-İsrail-Türkiye arasındaki askeri ittifak ticari ilişkilere de yansıdı. Türkiye'de "özel ticari statülü" serbest bölge kurulması düşünülüyor.

Bir sömürge valisi eksik
Bahadır Özgür
ABD-Türkiye-İsrail arasındaki askeri ve politik "ittifak" ilişkisi, ticarete de yansıyor. Geçtiğimiz yıl Başbakan Bülent Ecevit'in ABD ziyareti esnasında, ABD-Türkiye arasında imzalanan ticaret ve yatırım anlaşması çerçevesinde Türkiye'ye "özel bir ticari statü" verilmesi gündeme geldi. Bu statü, Türkiye'de ABD ve İsrail yatırımlarına yönelik özel bir serbest ticaret bölgesi kurulmasını öngörüyor. Türkiye'yi ABD sömürgesi statüsüne getirecek olan anlaşmada bir tek "sömürge valiliği" kurulması eksik.
Türkiye tam anlamıyla ABD'nin bir "ticaret kolonisi" olma yolunda hızla ilerliyor. Geçtiğimiz yıl Başbakan Ecevit'in ABD ziyaretinde imzalanan "ABD-Türkiye Arasında Yatırımların Geliştirilmesine İlişkin Anlaşma" çerçevesinde Türkiye'ye "özel bir ticari statü" tanınması gündeme geldi. Bu statünün taraflarını Ortadoğu'da askeri anlamda ittifak halinde olan İsrail, Türkiye ve ABD oluşturuyor. Bu özel ticari statünün ilk hedefini ise 2001 yılında kurulması düşünülen "serbest bölge" oluşturuyor. Bu serbest bölge, enerji yatırımlarından otoyollara, demiryolundan petrol ve doğalgaz boru hatlarına, fabrikalardan limanlara kadar bir dizi faaliyeti kapsayacak.
GAP'ı eksen alıyor
Nitekim serbest ticaret bölgesinin en önemli özelliği, ABD'li şirketlerin büyük önem verdiği GAP'ı eksen alması. Öncelikle Adana-Yumurtalık merkezli kurulmasına karar verilen serbest bölgenin, daha sonra başta Gaziantep olmak üzere çevre illeri de kapsayacak şekilde genişletilebilmesi üzerinde duruluyor. Mersin Limanı bu ticari ilişkide kilit bir rol oynayacak.
GAP gibi önemli bir bölgesel projenin ABD'ye birçok imkân tanıyan serbest bölge kapsamında bulunması, özellikle enerji ve tarımsal faaliyetlerde ABD şirketlerinin ağırlığını beraberinde getirecek. Zaten ABD şirketleri de bu iki konu üzerinde hassasiyetle duruyor. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Mark Parris, sık sık ABD'li şirket temsilcileri ile GAP bölgesinde incelemelerde bulunuyor.
Ecevit-Clinton görüşmüştü
Serbest ticaret bölgesinin temeli ise geçtiğimiz yıl Başbakan Bülent Ecevit'in ABD ziyaretinde atıldı. Bu ziyarette imzalanan ticaret ve yatırım anlaşmasına paralel olarak, karşılıklı ticaret ve yatırımların serbestleştirilmesi ve teşvik edilmesi anlaşmalarının imzalanmasının gereği üzerinde durulmuştu. Toplantılara ilişkin imzalanan mutabakat zaptında ise ilk olarak Türkiye'nin ABD ile serbest ticaret anlaşması (STA) imzalanması isteği ile Türkiye'de özel statüye tabi serbest bölge kurulması konusu yer almıştı.
Serbest bölgeye ilişkin yasal hazırlıkların ise ABD'de yapılacak kongre seçimlerinden sonra ele alınması bekleniyor. Konu, Washington'da, mart ayı sonunda ve nisan ayı başında gerçekleştirilen Türk-Amerikan Ortak Ekonomik Komite'nin yıllık toplantıları sırasında da gündeme gelmişti.
Bu arada, serbest bölge konusunda daha hızlı adımlar atılabilmesi için Türk ve ABD özel sektör temsilcilerinden bir "girişimci komite" oluşturulması da karara bağlanmış durumda.
AB'nin görüşü önemli
Ancak, iki ülkenin STA imzalaması için AB'nin görüşü de büyük önem taşıyor. Halen ABD ile AB arasında süren "Transatlantik Diyaloğu" 10 yıllık dönemde ticaretin serbestleştirilmesini öngördüğünden dolayı, ABD ile imzalanacak STA konusunda iki tarafın da AB ile konuyu müzakere etmesi gerekecek. İki ülke arasında ticaretin serbestleştirilmesini sağlayacak STA'nın ise ancak 5 yıllık bir dönemde sonuçlandırılabileceği öngörülüyor.
www.evrensel.net