Onlar da aç kalıyor!

Fırın işçileri ekmek kavgalarını ekmek üreterek verirler... Yaptıkları iş zaten ağırdır. Ama böyle bir işte çalışanlar olarak kendi aralarında birliğin sağlanamaması onların sıkıntılarını daha da katlıyor.

Onlar da aç kalıyor!
Şahin Bayar
Herkesin derin uykuya daldığı saatlerde onlar; sabahın erken saatlerine ekmek ve poğaça yetiştirmek için telaşla işe başlıyorlar. Binlerce kişinin parasını kazanmak için çalıştığı ekmeği üretiyorlar. Ama onlar, ekmeği ürettikleri halde aç kaldıklarını söylüyorlar. Çünkü çalıştıkları sektörün örgütlü olmadığını ve işçiler arasında birlikteliğin sağlanamadığını ifade ediyorlar. İş kolunda örgütlü olan Türk-İş'e bağlı Tek Gıda-İş ve Hak-İş'e bağlı Öz Gıda-İş ise bir iki ufak tefek hak dışında işçilere pek bir şey sağlamamış. İşçiler özellikle Öz Gıda-İş Sendikası'ndan yaka silkiyorlar. Öz Gıda-İş'in kendilerini kaderleriyle başbaşa bıraktığını söylüyorlar.
Fırın iş kolunda örgütlü Tek Gıda-İş ve Öz Gıda-İş sendikalarına alternatif olduğunu vurgulayan DİSK'e bağlı Gıda-İş Sendikası ise işçilerin işe başladığı gece saatlerinde fırınları gezmeye başlayarak işçiler arasında birliği ve işçilerin sendikalara karşı kaybettiği güveni kazanmaya çalışıyorlar.
Sendikalara sitem
Gıda-İş Sendikası'nın rutin olarak yürüttüğü örgütlenme faaliyetlerinin bir gününde, Gıda-İş İstanbul Şube Başkanı Seyit Aslan ve şube yöneticisi Mehmet Demir'le Seyrantepe, Beşiktaş ve Ortaköy'deki fırınları geziyoruz. Gece saat 02.00'de başlayan fırın ziyaretlerinin ilk durağı Seyrantepe...
İlk olarak 7 kişinin çalıştığı bir fırına giriyoruz. İşçiler, bizi "Hoş geldiniz" sözleriyle karşılayıp hemen sitem etmeye başlıyorlar, "Daha önceleri buraya sendikacılar sık sık geliyorlardı ama artık kimse uğramıyor."
Gıda-İş yöneticileri ise kendilerinin farklı olduğunu ifade ederek, bundan sonra düzenli bir şekilde fırınları ziyaret edeceklerini ve işçilerin sorunlarını çözmek için çaba göstereceklerini söylediler. İşçilere Gıda-İş'in tanıtıldığı bir bülten bırakıldıktan sonra yine aynı yol üzerinde bulunan başka bir fırına uğruyoruz. Burada üç kişi çalışıyordu ve bizi daha sıcak karşıladılar. Kendileri için demlemiş oldukları çayı bize ikram ettikten sonra sohbete başlıyoruz.
Emeğin karşılığı yok
İşçilerden Olgun Bilgin anlatmaya başlıyor, "Hangi fırına gidersen git. Hiçbirisinde doğru dürüst paranı alamıyorsun. Bazı fırınlarda günlerce çalışıyorsun ama sigorta yapmıyorlar. Günde en az 12-13 saat çalışıyoruz. Emeğimizin karşılığı verilmiyor, pazar tatilimiz bile yok. Çoğu yerlerde henüz zam verilmemiş, işçiler düşük ücretle çalışıyor."
Patronların fırsatçı olduğunu ifade eden Bilgin, yaptıkları işin çok ağır olduğunu kaydediyor.
19 yaşında olduğunu belirten Bayram Dereli ise gece saat 02.00'de işe başladıklarını ve öğleden sonra saat 14.00'e kadar çalıştıklarını söylüyor. "Normalde 50 milyon lira olması gereken haftalık bize 35 milyon lira olarak veriliyor" diyor Bayram Dereli ve ekliyor, "Burada işi öğrendim başka yerlerde kendime iş bakacağım."
Geceleri biraz daha rahat
Seyrantepe'den sonra Beşiktaş'a doğru yola çıkıyoruz ve burada birbirine yakın olan 6 tane fırını ziyaret ediyoruz. Beşiktaş'taki ziyaretlerimiz sırasında işçilerin iş kolundaki sendikaları tanıdığı ama sendikaların işçilere sahip çıkmaması yüzünden sendikalara olan güvenin azaldığına tanık oluyoruz. Daha önce işçiler arasındaki birliğin sağlanması için çabalar olduğunu ancak bunun başarılamayacağını söyleyen işçiler, bu konudaki umutsuzluklarını dile getiriyorlar. Geceleri işyerinde patron olmadığı için biraz rahat davranabildiklerini anlatan işçiler, bu rahatlığın sabahın erken saatlerinde patronun işyerine gelmesi ile bittiğini söylüyorlar. Beşiktaş'taki ziyaretlerden sonra Ortaköy'e doğru yola çıkıyoruz. Burada ancak bir fırın ziyaret edebiliyoruz çünkü saat artık sabahın 06.00'sı ve patronlar fırınlara gelmeye başlamış!..
www.evrensel.net