KKTC

KKTC'de Ankara gerçekten galip mi?

KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalan adaylardan Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu'nun kaderini, ilk turda oyların yüzde 11.70'ini alan TKP ile 10.03'ünü alan CTP'nin vereceği destek belirleyecek.

KKTC'de Ankara gerçekten galip mi?
Fatih Polat - Nazlı Şahin
İstanbul'un küçük bir ilçesi kadar seçmeni bulunmadığı halde, Kıbrıs'ın stratejik konumu nedeniyle öteden beri çokuluslu bir ilginin çekim merkezi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'nde ilk turda çıkan sonuçlara göre, şu anki Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Başbakan Derviş Eroğlu en çok oyu olarak 22 Nisan günü gerçekleşecek ikinci tura kaldılar.
Ancak, Ankara'nın politikalarını temsil eden iki adayın başı çekmelerinden yola çıkarak, ilk turdan Ankara'nın galip çıktığı sonucuna varmak gerçekten doğru mu? Bu sonuçlar Kıbrıs sorununun 'çözüm' görüşmeleri ve bu çerçevedeki Ankara politikası açısından neyi ifade ediyor? Seçmen bu seçimlerde ortaya koyduğu iradeyle bu konuda hangi mesajı verdi?
Alınan oy oranları
Bu sorulara yanıt vermeden önce, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önceki gece netleşen ilk tur sonuçlarına bir bakalım. Ankara'nın politikalarını temsil ettikleri çin 'A Takımı' olarak anılan adaylardan Rauf Denktaş 42 bin 819 oyla oyların yüzde 43.67'sini aldı. İkinci sıraya ise, 29 bin 555 oyla, oyların yüzde 30.14'ünü alan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lideri ve Başbakan Derviş Eroğlu yerleşti. Başbakan Yardımcısı ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP)'nin adayı Mustafa Akıncı da 11 bin 469 oyla, oyların yüzde 11.70'ini aldı. İlk turda dördüncü olan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Mehmet Ali Talat ise 9834 oyla, oyların yüzde 10.03'ünü aldı.
Ankara'nın empoze ettiği politikaları eleştiren 'B Takımı' adaylarından Yurtsever Birlik Hareketi (YBH)'nin adayı Arif Hasan Tahsin 2545 oyla oyların yüzde 2.60'ını alırken, bağımsız adaylardan Şener Levent 894, Turgut Avşaroğlu 553, Ayhan Kaymak 369 oy aldı. Üç bağımsız adayın toplam oyları içindeki yüzdesi de 1.57.
Hangi durumda kim kazanır?
Şimdi bu sonuçlara göre Rauf Denktaş'ın 44 yıllık saltanatının son bulması için diğerlerinin Eroğlu'nu desteklemesi gerekiyor. Oyların yüzde 11.70'ini alan TKP adayı Mustafa Akıncı'nın Eroğlu'ndan boşalacak başbakanlık koltuğunu doldurmak için ona destek vermesi bekleniyor. YBH da, seçimden önce ikinci turda Denktaş'la yarışacak adayı destekleyeceklerini açıklamıştı. Ona diğer bağımsızlar da eklendiğinde ilk tur hesabına göre Eroğlu'nun oyları yüzde 45.95'e çıkıyor ve Denktaş'ı geride bırakıyor. Buradaki kilit parti ise oyların yüzde 10.03'ünü alan CTP.
CTP'nin adayı ve Genel Başkanı M. Ali Talat henüz iki adaydan hagisini destekleyeceklerini belirlemediklerini, buna, toplanacak olan Parti Meclis'lerinin karar vereceğini söyledi. 1995'teki cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre aldığı oyların yüzde 5'ini kaybeden CTP'nin, bu erozyonun önüne geçmek için bir siyasi hesapla Denktaş'ı desteklemesi de sürpriz olmayacak.
Bu durumda Denktaş yeniden cumhurbaşkanı olur, yok eğer CTP, tabanına Eroğlu'nu desteklemesi çağrısını yaparsa Denktaş'ın saltanatı son bulur, CTP üçüncü bir şık olarak tabanına 'Bu adaylardan ikisi aynı politikaların temsilcisi' diyerek tercihi onlara bırakırsa o zaman küçük adanın, küçük parçası 22 Nisan'da Denktaş ile Eroğlu arasında kişisel atışmaların, karalamaların daha da öne çıkacağı kıran kırana bir yarışa sahne olabilir.
Denizin bittiği yer
KKTC'deki her seçimde temel konu Kıbrıs sorununun çözümüne adayların yaklaşımı oluşturuyor. Ancak bu seçimler de, "Çözümsüzlük çözümdür" politikalarının mimarı Denktaş da dahil, tüm adaylar barış ve çözümden yana olduklarını özellikle vurguladılar. Çünkü Helsinki'de Türkiye'nin AB'ye adaylığının kabul edilmesinden sonra tam üyeliğe kabul için 2004 yılına kadar Kıbrıs sorununun çözümünün Ankara'nın önüne ödev olarak konulması KKTC'li seçmen için de, cumhurbaşkanı adayları için de bu konuda Ankara açısından artık denizin bittiğinin göstergesi sayılıyor.
Rum tarafının EOKA'sına karşı Kıbrıs Türk kesiminde 1955'te devreye sokulan ve iddia edildiği gibi bir ulusal kurtuluş örgütü olarak değil, kontra bir örgüt olarak işleyen Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)'nın kurucularından olan Denktaş, hatırlanacağı gibi ABD-BM ve AB'nin baskısında Ankara'nın da razı olduğu bir yeniden yapılandırma sürecinin gündeme gelmesiyle birlikte 'mukavemetçi' konseptin sonunun geldiğini fark etmişti.
Ankara tarafından zorla da olsa ikna edilen Denktaş görüşmelerde "çözümden" yana bir üslup kullanarak konuyla yakından ilgilenenleri de şaşırtmıştı. Bunun arkasında yatan temel neden de Denktaş'ın ayak diremesi halinde, desteği olmadan ayakta duramayacağı Ankara'nın kendisini devre dışı bırakacağını görmesiydi. Denktaş bunu gördü. Ancak Ankara'da -devlet katında bu açıdan yer yer parçalı bir tablo oluşsa da- Denktaş dışında bu seçimlerde Eroğlu'na sırt çevirmeyerek, yeni süreçte daha kolay adım atabileceği bir başka seçeneğe de kapıyı açık tutmuş oldu. Ve Denktaş oylarını korumakla yetinirken, Eroğlu 5 yıl önceki seçimlere göre bu seçimlerde oylarını yüzde 5 oranında artırdı.
'Taşıma seçmenle' irade belirlemek!
Ankara'nın bu seçimlerde öncesinden farklı olarak doğrudan müdahaleci bir görüntü içine girmemesinin temel bir nedeni AB adaylığı sınavında ve Kıbrıs sorunu "çözüm" arayışlarında puan toplama kaygısı. Böylelikle Ankara doğrudan müdahale etmeden KKTC'de 'demokratik' bir tarzda kendi görüşünü sandıktan çıkartmış gibi oldu. Ancak işin özü hiç de böyle değil. Bunun için KKTC'de seçmenin iradesini belirleyen faktörleri hatırlamak gerekiyor. Bir kere, 250 bin nufusa sahip KKTC'de, yerli Kıbrıs Türk'ünün oranı sadece 60 bin kadar. Diğerlerinin tümü Ankara'nın oradaki garantörlüğünü sağlama almak için adaya göç ettirdiği Türkiyeli Türklerden oluşuyor.
1974 müdahalesinin ardından zaman içinde Kuzey Kıbrıs'tan göç eden Kıbrıs Türk'ünün oranı ise toplam 30 bin aile olarak ifade ediliyor. Yani yuvarlak bir rakamla yaklaşık 100 bine yakın kişi. Peki bunlar nereye göç ettiler? 30 bin aileden yaklaşık 25 bini İngiltere, ağırlıklı olarak da Londra'ya göç ederken, 3000 dolayında aile Avusturalya'ya, 1000 kadar aile de Kanada'ya göç etti. Türkiye'ye göç eden Kıbrıs Türk'ü ise sadece 1000 aile kadar. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ü, Ankara'nın politikaları nedeniyle gerek kendi iradesi, gerek zorlayıcı yöntemlerle büyük oranda Londra'ya göçtü.
Şu anki 250 bin nufustan 190 bininin Türkiye'den göç ettirilenlerden oluştuğu düşünüldüğünde Ankara'nın tercihlerinin, yani Denktaş ve Eroğlu'nun sandıktan çıkması zaten 'taşıma irade', 'taşıma seçmen'le sağlanmış oluyor.
KKTC tarihinin en düşük katılımlı seçimi
Ancak bu seçimlerin tüm bunlara rağmen Ankara'nın ciddi bir puan kaybıyla sonuçlandığını gösteren çok önemli bir gerçek var. Önceki gün 126 bin 678 seçmenden 102 bin 636'sı sandık başına gitti. 1995'te yapılan geçen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katılma oranı yüzde 85.9 iken, bu seçimlerde yüzde 75.78 oldu. Yani seçmenlerin dörtte birinin katılmadığı bu yılki seçimlerde, geçen yıla göre yüzde 10'luk bir düşüş var. Bu aynı zamanda, KKTC tarihinin en düşük katılımı. 1985'teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katılım yüzde 88.90, 1990'daki seçimlerde ise yüzde 92'ydi.
Köylüler boykot etti
Bazı köyler, köy meclislerini toplayarak seçimleri protesto etme kararı alıp, boykot ettiler. Rauf Denktaş önceki gece yaptığı açıklamada, bunlardan birinin ismini de vererek, Sadrazam köyü köylülerinin seçimleri boykot ettiklerini belirtti.
Denktaş, köylülerin kendisine "Bugüne kadar bizim sorunlarımızla hiç ilgilenmediniz. Bugüne kadar bize hiçbir hizmet getirmediniz ve Kıbrıs sorununu da çözmediniz, işsizlik ve göçü artırdınız. Bundan sonra da seçilecek olanlar bize bir şey getirmeyecek, bu yüzden protesto ediyoruz ve katılmıyoruz" dediğini, kendisinin de, bundan kendisinin değil hükümetin sorumlu olduğunu söylediğini aktardı. Ne var ki, köylülerin bu açıklama karşısında ona verdiği yanıt da oldukça çarpıcı: "Hükümetten de siz sorumlusunuz."
İkinci tur seçimlerinden sonra Ankara'nın politikalarını temsil eden Denktaş ya da Eroğlu kazanan taraf olacak. Ancak onca 'taşıma seçmen'e ve desteğe rağmen dörtte bir oranında boykot edilen, KKTC'nin en düşük katılımlı bu seçiminden Ankara'nın galip çıktığı söylenebilir mi?
www.evrensel.net