'Türk ve Kürt emekçiler

   ortak mücadele etmeli'

'Türk ve Kürt emekçiler
    ortak mücadele etmeli'
Diyarbakır'da yapılan Eğitim-Sen 3. Dönem 8. Başkanlar Kurulu'nun sonuç bildirgesi, dün 500'ü aşkın eğitim emekçisinin katılımıyla Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda açıklandı.
Sonuç bildirgesini okuyan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Bal, sendikal mücadele açısından önemli günlerin yaşandığı bir dönemde Diyarbakır'da yapılan Başkanlar Kurulu toplantısının Kürt ve Türk emekçilerinin birlikte mücadele etme, bir arada yaşama ve demokratik bir Türkiye özleminin bir ifadesi olduğunu belirterek, topantıda sürece ilişkin planların yanı sıra, 1 Mayıs, norm kadro, bölgedeki sürgünler ve sahte sendika yasasına karşı bir dizi konunun görüşüldüğünü söyledi.
"Sendikal hak ve özgürlüklerin engellendiği, sendikal faaliyetlerin olağanüstü yetkilerle engellenmesine rağmen bölgedeki eğitim emekçilerinin kararlı tutumu birilerini rahatsız etmiştir. Şu ana kadar bölgede 142 eğitim emekçisi OHAL tarafından ailelerinden, yaşamlarından ve çevrelerinden koparılarak ülkenin değişik yerlerine sürgün edilmişlerdir. Savaş nedeniyle boşaltılan köylerden, geldikleri illerde öğretmen eksiği nedeniyle çocuklarımız eğitim ve öğretimden yararlanamazken, Batman'da bir kere de 28 eğitim emekçisinin sürgün edilmesi tam bir iki yüzlülüktür" diyen Bal, bu antidemokratik uygulamaların doğru olmadığını, barış ve kardeşlik ortamının bu bölgede de yaşanması için bugün Dağkapı Meydanı'nda olmak için Diyarbakır'da olduklarını, fakat OHAL Valiliği'nin gerekçe göstermeden hukuka aykırı bir şekilde mitinglerini yasakladığını söyledi.
'Barış hemen şimdi'
Bal, şöyle konuştu: "Bize daha önce sizi Kızılay'ya sokmayacağız dediler. Ama bizim Kızılay Meydanı'nı nasıl özgürleştirdiğimizi herkes bilir. Diyarbakır'da yapacağımız miting gerekçesiz olarak yasaklandı. Bu süreci tamamlayacağız. İçişleri bakanlığından ve idare mahkemesinden valiliğin kararının iptal edilmesini isteyeceğiz. Yine Kürt ve Türk emekçileri olarak Dağkapı Meyanı'nı da özgürleştireceğiz." Barışın ve bir arada yaşamanın koşullarının karşılıklı tavırla mümkün olduğunu söyleyen Bal, "Biz dün de bugün de barış istediğimizi belirttik. Yarın da dünyada ve Türkiye'de barış istediğimizi haykıracağız. Ama Türkiye için barış hemen şimdi diyoruz. Bölgede sendikal faaliyet yürüten üyelerimiz, halkı bölücülüğe sevk ettikleri gerekçesiyle haklarında davalar açıldı. Halkı din ve etnik temelde bölmekle suçlandılar. Aksine biz bölücülüğü değil her milliyetten emekçiler olarak birlikte mücadele etmeyi istiyoruz. Asıl bölücü ve ayrımcılık yapan devletin kendisidir" dedi. Bu esnada, eğitim emekçileri "Barış hemen şimdi" sloganını attılar.
Süresiz hizmet durdurmak
Sahte sendika yasasının Meclis gündemine getirildiğini hatırlatan Bal, kendilerinin grevsiz toplusözleşmesiz bir yasayı kesinlikle tanımayacaklarını belirterek, "Bu yasa bizden onay görmeyecektir. Fiili ve meşru mücadelemizi sürdüreceğiz. Şimdiye kadar nasıl sendikal haklarımızı fiili olarak kullandıysak toplusözleşme hakkımızı da fiili olarak kullanacağız. Sendika yasasının geçmesini engellemek ve toplu sözleşme hakkımızı kazanmak yine bize kalıyor. Şu ana kadar uyguladığımız günlük iş bırakmaların sonuç vermediğini gördük. Sonuç almak istiyorsak basın açıklamaları dışında süresiz hizmet durdurmak zorundayız" dedi. Bu kararların planlanması için başkanlar kurulunun MYK'yı görevlendirdiğini söyleyen Bal, emeğin bayramı olan 1 Mayıs'ta YDD'nin saldırılarına karşı emeğin dayanışmasını, demokrasi, barış ve kardeşlik taleplerinin Diyarbakır'da ve diğer illerde alanlarda haykırılması için Eğitim-Sen yöneticilerinin ve eğitim emekçilerinin her ne koşulda olursa olsun 1 Mayıs'ı alanlarda kutlamak için örgütleme çalışmalarına en önde katılmaları gerektiğini vurguladı.
Küresel direniş
Bugün ABD'de yapılacak IMF ve DB toplantılarını protesto etmeye hazırlanan emekçilerle ve Almanya'da grevde bulunan eğitim emekçileriyle dayanışma içerisinde oldukların söyleye Bal, "ABD'de bugün IMF ve DB dayatmalarına ve yani küresel saldırılara karşı küresel direnişi örgütleyen emekçilere yürekten selamlarımızı ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz" dedi. Norm kadro sisteminin yığılmayı engelliyoruz bahanesiyle sinsi bir şekilde eğitimde özelleştirmenin kamufle edildiğini söyleyen Bal, "Eğitim-Sen bilimsel, parasız, anadilde, demokratik eğitim mücadelesini yıllardır veriyor. Budan sonrada öğretmensiz öğrenci kalmayıncaya kadar bu kampanyayı yürüteceğiz. Norm kadro uygulamasını eğitimde özelleştirme sürecinin tamamlanması girişimi olarak gören Başkanlar Kurulumuz eğitim emekçilerini mağdur edecek, eğitimi paralı hale getirecek bu girişimin karşısında yer alacağını ilan etmektedir" diye konuştu.
www.evrensel.net