Fotoğraf: AA

Deprem yıktı, devlet açıkta bıraktı

Depremden sonra 'yaraların sarılacağı' vaadinde bulunan devlet yetkilileri, aradan aylar geçmesine karşın, depremzedelerin 'yüzünü güldüremedi'.

Deprem yıktı, devlet açıkta bıraktı
Muzaffer Özkurt
"Kızımı gömdüğüm gün Başbakan Ecevit geldi; 'Yaralarınız sarılacak' dedi. O kadar zaman geçti, ortada hiçbir şey yok. Geçici olarak barındığımız bu konutlarda da üç ayımız kaldı. Ne olacak bilemiyoruz?" diyor, 17 Ağustos depreminde Sefaköy'de yerle bir olan binanın enkazından kurtarılan, ancak aynı enkazda 17 yaşındaki kızı Emine'yi yitiren Aynur Torunoğlu. Torunoğlu, kolon eksikliğinden ve kolonların yapımında delikli tuğla kullanılmasından dolayı Sefaköy Tevfikbey Mahallesi'nde çöken 8 katlı apartmandan canını kurtarabilen depremzedelerden birisi.
25 sene didindiler...
7 sene önce Urfa'dan gelen Torunoğlu ailesi, başlarını sokacak bir ev alabilmek için tam 25 sene çalışmışlar. Son olarak da taksitlerini daha yeni bitirdikleri ve müteahhitliğini İhsan Sakıci ve Şemsettin Tekin'in yaptığı bu konutu almışlar. Henüz yerleşeli 6 ay olan evleri için "Bize mezar olacağını nereden bilebilirdik" diyen Torunoğlu, bu evi alabilmek için elde avuçta ne varsa ortaya koyduklarını anlatıyor, yüzüne yansıyan kederle.
Kızı öldü, oğlu sakat
Enkazdan çıkarılan Torunoğlu ailesinin 17 yaşındaki kızı Emine, kafasına düşen kolon nedeniyle beyin travmasından can verirken, 18 yaşındaki Mehmet ise sinir damarlarının ezilmesi nedeniyle el ve ayak parmaklarını hareket ettiremiyor. Mehmet'in depremden önce araba boyama işinde çalıştığını anlatan Aynur Torunoğlu, şimdi boş gezmek zorunda kaldığını söylüyor. Aynur Torunoğlu da enkaz altında kalmanın ve kızını kaybetmenin acısı nedeniyle düzenli olarak Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde ilaçlı tedavi görüyor. Torunoğlu, depremden sonra dengesini yitirdiğini ve nereye baksa kızını gördüğünü söylüyor. "Bazen kendimi suçluyorum. Kızımla aynı odada kalıyorduk. Hemen onu kucaklasaydım belki şimdi yaşıyor olacaktı. Ama bina aniden çöktü, hareket bile edemedik. Kolon onun üzerine çöktü. Şimdi yaşadığımı bile anlayamıyorum" diyen Torunoğlu, müteahhidin, işlediği suçun cezasını çekmesini istiyor.
Verilen sözler tutulmadı
Depremin hemen ardından tüm eşyalarını yitiren depremzedelere beş parça beyaz eşya verileceği sözü verildi. Ancak bu sözler de, birçoğu gibi unutuldu gitti. Torunoğlu, sözü verilen eşyaları istediklerinde kendilerine, "Valilikten kâğıt geldi. Depremzedelere böyle bir yardım yapılmayacakmış" denildiğini aktarıyor, öfkeyle. "Bize vere vere 4 minder, 4 yastık ve 4 yorgan verdiler. Bir de 300 milyon lira yardım, 750 milyon lira da kan parası verdiler. Ama ben parayı ne yapayım, kızımı geri getirmez ki. Kızımın değeri 750 milyon lira mı? Eş dost yardım etmese perişan olmuştuk" diyen Torunoğlu, Başbakan Ecevit'e şunları söylüyor: "Biz alnımızın akıyla 25 sene çalıştık. Alnımızın teriyle ev aldık. Bu ev bize mezar oldu. Şimdi devlet bize yardım etsin."
Müteahhit serbest
Müteahhidin, kendilerine, oturdukları ev yerine daha önce sattığı dairelerin tapusunu vermesi nedeniyle ev yardımından yararlanamadıklarını belirten Aynur Torunoğlu, "Bu ev kaçak diyorlar. Kolonlardan çimento kâğıtları çıktı. Deprem sonrası ifadesini alan polisler müteahhidi salıvermişler. Adam o kadar kişiyi öldürdü, ama yine de elini kolunu sallayarak geziyor. Gencecik insanlar öldü. Ben sadece kızıma değil, bu gençler için de ağlıyorum" diyor. Belediyeden gelen mühendislerin, binanın kolonlarının eksik olduğunu, binanın deprem ayağının olmadığını tespit ettiklerini vurgulayan Torunoğlu, "Binanın yapılmasına nasıl izin verdiler? Kim rüşvet yedi müteahhitlerden?" diye soruyor.
5 çocukla yapayalnız
Kadriye Bekmezci de 17 Ağustos depreminden sonra aynı binanın enkazından çıkartılmış. Ancak Bekmezci, depremde eşini kaybetmiş. Şimdi en büyüğü 11 yaşında olan çocuklarıyla yapayalnız kalmış. Evi almak için 1998'den beri para ödemişler. Eve ise depremden 3 ay önce yerleşmişler. Eve geldiklerinde su ve elektriğin bağlı olmadığını anlatan Bekmezci, kocasının Florya'da bir benzin istasyonunda çalıştığını belirtiyor.
Depremden sonra ev için başvurduklarını, ancak hep ret cevabı aldıklarını ifade eden Bekmezci, kendisine kocasından 90 milyon lira aylık kaldığını, ancak üç ay sonra ne yapacağını bilemediğini söylüyor. "Ne yardım gördüysem eşimin çalıştığı yerdeki arkadaşlarından gördüm. Başkaca aç mısın, açıkta mısın diye soran olmadı" diyen Bekmezci, yabancı ülkelerden gelen yardımların nerelere aktarıldığını soruyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Emek Platformu'ndan
   Ankara eylemine destek
Emek Platformu'nu oluşturan 15 örgütün başkan ve yöneticileri, dün Hak-İş Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Platformun Dönem Sözcüsü Salim Uslu, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, platformun, kamu çalışanlarının son günlerde yaptığı eylemler ile Türk-İş Başkanlar Kurulu'nda kararlaştırılan Ankara'ya yürüme eylemine destek verdiğini bildirdi.
Emek Platformu'nun, bu yıl 1 Mayıs'ın "ortak bildiriyle coşkulu bir şekilde kutlanmasında" hemfikir olduğunu belirten Uslu, kutlamanın içeriğinin toplantıda belirleneceğini söyledi. Çalışanların sorunlarına ilişkin olarak yetkilileri uyarmaya devam edeceklerini kaydeden Uslu, sorunların azalacağı yerde her geçen gün giderek arttığını söyledi.
Kamu çalışanları sendikaları yasa tasarısına "toplu görüşme" yerine "toplusözleşme" ibaresinin konulmasını olumlu karşıladıklarını vurgulayan Uslu, ancak ülkede çağdaş anlamda bir kamu çalışanları sendika yasasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Uslu, kamu çalışanları ve emeklilere ek zam yapılması konusundaki ısrarlarını da sürdüreceklerini söyledi. Parlamentonun cumhurbaşkanı seçiminde ortaya koyduğu tavrı memnuniyetle karşıladıklarını bildiren Uslu, parlamentonun özgür iradesiyle liderlerin tercihlerine karşı bir karar aldığını kaydetti.
Uslu, "Ekonomide yüz güldüren tablolar yayımlanmakta, her şeyin güllük gülistanlık olduğu fikri topluma empoze edilmek istenmektedir. Ama bu doğru değildir. Enflasyonun düşürüldüğüne ilişkin umut pompalanmakta, ancak mutfaktaki yangın devam etmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu sorunların önüne geçmemelidir."
www.evrensel.net