Nükleerin

Nükleerin 'milli'si olmaz

Almanya'nın Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, nükleer santrallerin Türkiye'yi dışa bağımlı kılacağı yönünde uyardı.

Nükleerin 'milli'si olmaz
Almanya'nın Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, nükleer santrallerde kullanılan hammaddelerin Türkiye'yi savaş veya siyasi çıkarlar söz konusu olduğunda dışa bağımlı kılabileceğini bildirdi.
Saraçoğlu, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, nükleer santrallerin 1986 yılından beri hiçbir gelişmiş ülkede kurulmadığını, kurulmalarının da gündeme gelmediğine işaret etti. Saraçoğlu, "Buna karşın, yenilenebilir enerji kaynaklarında rüzgâr ve güneş enerjisi, teknolojik olarak büyük gelişmeler sergilemektedir" dedi.
Rüzgâr ve güneş enerjisinin, nükleer santrallerle boy ölçüşecek duruma geldiklerini ve tüm dünyada hızla yayıldıklarına dikkati çeken Saraçoğlu, "Türkiye'nin birçok bölgesi, hem rüzgâr hem de güneş enerjisinden elektrik enerjisinin optimal olarak elde edilmesi için tüm bu şartları sağlamaktadır. Bunu değerlendirmemek çağdaş teknoloji ve bilimi Türkiye'den uzak tutmak demektir" diye konuştu.
Ambargo ve sınırlama getirir
Nükleer santrallerin hammadesi olan uranyum ve thoryumun stratejik birer madde olduklarını, savaş veya siyasi çıkarlar söz konusu olduğunda bu maddelere ambargo veya sınırlama getirilebileceğini anlatan Saraçoğlu, "Kısaca, nükleer enerji aynı zamanda bir bağımlılıktır. Bu nedenle nükleer enerji Türkiye'nin milli enerji politikası da olamaz" dedi.
Nükleer santrallerin 1986 yılından bu yana hiçbir gelişmiş ülkede kurulmadığını yineleyen Saraçoğlu, şunları kaydetti: "Nükleer santralleri tüm dünyada kurabilecek birkaç tane firma vardır. Türk sanayicisi nükleer santral teknolojisine yatırım yapamaz ve bu konuda know-how elde etmesi mümkün değildir. Ancak, güneş ve rüzgâr enerjisinden elektrik eldesi ile ilgili hem yatırım yapabilir hem geliştirebilir hem de insan gücüne dönük geniş iş sahaları açarken bu teknolojinin ihracatını da yapabilir."
İnsan hatası öldürebilir
Nükleer santrallerin güvenliğinin birinci sırayı aldığını belirten Saraçoğlu, "Nükleer santraller ne kadar güvenli yapılsalar da bu santrallerde çalışan insan hatası önemli bir noktadır. Çünkü nükleer santrallerde meydana gelen kazaların çoğunda insan faktörü etkili olmaktadır" diye konuştu. 1979'da Harrisburg, 1986'da Çernobil nükleer santral kazalarının insan hatasına bağlı kazalar olduğunu anımsatan Saraçoğlu, şöyle devam etti: "Nükleer santrallerde radyoaktif ışımanın neden olduğu malzeme yorgunluğunun kesin olarak hesaplanamaması veya belirlenememesi ayrı bir risk faktörüdür. Çernobil kazası malzeme erimesine karşı emniyet payı büyük tutulmasına rağmen, ergimenin oluşmuş olması, nükleer santrallerde büyük tutulan emniyet payının ne kadar güvenilir olduğunu da tartışmaya açmıştır."
Deprem unsuru önemli
Türkiye'nin yüzde 90'ının deprem bölgesi olduğuna dikkati çeken Saraçoğlu, "Böyle bir nükleer santralin depremden zarar görmesi, Türkiye ve komşuları için gerçek bir tabiat felaketini oluşturur" dedi. Nükleer santrallerin turizmi de olumsuz etkileyeceğini belirten Saraçoğlu, "Turistler tatillerini güvenli ve sağlıkları açısından risk taşımayan ülkeleri seçmektedir. Hatta çevreye önem veren ülkeleri tercih etmektedirler" diye konuştu.
Nükleer santrallerin atıkları ile ilgili depolama probleminin günümüzde halen çözümlenemediğine işaret eden Saraçoğlu, bunun yakın bir gelecekte çözümlenmesinin de beklenmediğini kaydetti. Saraçoğlu, şu an Türkiye'de 5 nükleer santral yapımının planlandığını belirterek, "Sadece santrali kurmak yetmiyor. Bunun dışsal masrafları, örneğin sigorta primleri dahil değildir" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İHD, Adalet Bakanı'nın istifasını istedi
İHD Ankara Şubesi'nin her cumartesi günü Yüksel Caddesi'nde, "Ülkeyi çetelerden, cezaevlerini muhaliflerden kurtaralım" sloganıyla düzenledikleri eylemin 119'uncusu dün yapıldı. İHD Ankara Şube Başkanı Lütfi Demirkapı, Kenan Evren'in yargılanmasını isteyen savcıya soruşturma açan Adalet Bakanı'nın da istifasını istedi.
'Yeni Kenan Evren'ler başta'
Yüksel Caddesi'nde bir araya gelen insan hakları savunucularına seslenen Demirkapı, Kenan Evren hakkında dava açan savcı hakkında Adalet Bakanlığı'nın soruşturma açtığını hatırlatarak, bu sistemin Kenan Evren'i yargılayamadığını, çünkü başta yeni Kenan Evren'lerin bulunduğunu söyledi. Kenan Evren'lerin, 12 Eylül cuntacılarının yargılanması girişimini desteklediklenini belirten Demirkapı, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ü istifaya çağırdı. "Eğer gücün varsa, onurun varsa savcı hakkında değil, Kenan Evren hakkında soruşturma aç" diyerek Adalet Bakanlığı'nı istifaya çağıran Demirkapı, savcı hakkında soruşturma açılmasının, "Ben çetelerin yanındayım" demek olduğunun altını çizdi.
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'ndeki öğrencilerin eylemlerine değinen Demirkapı, eğitimin paralı olmaması, yemeklerin fahiş fiyatlara çıkarılmasını istemeyen öğrencilerin demokratik tepkilerini koyduklarını söyledi. Dışardan getirilen 4-5 eli silahlı çetenin öğrencilere karşı provokatif eyleme giriştiğini, güvenlik görevlilerinin ise bunları yakalamak yerine, mağdur öğrencileri gözaltına aldığını belirten Demirkapı, "Gençlik gelecek diyoruz, geleceğimizin, gençliğimizin yanında olacağız" dedi.
Demirkapı, Türkiye'de 70 cezaevinde adli tutukluların açlık grevinde olduğunu, genel af istediklerini ve siyasilere destek verdiklerini söyledi. Kürt sorununda demokratik çözüm için adım atılması gerektiğinin altını çizen Demirkapı, halkların kardeşliği, insan hakları, beraber ve onurlu yaşam temelinde adım atılmasını istedi.
Hücre tipi cezaevlerine karşı etkinliklerinin sürdüğünü ve hücrelere girmeyeceklerinin bilinmesini isteyen Demirkapı, cezaevlerini Ulucanlar haline getiremeyeceklerini söyledi. Kartal Cezaevi'nde hücre tipi olduğunu ve çetelerin cebinden silahların çıktığını, Adalet Bakanlığı'nın sorunun üzerine gidemediğini kaydeden Demirkapı, Türkiye'nin yarı açık cezaevi haline getirildiğini, bu ayıbı silecek güçlerin emekçiler olduğunu söyledi.
KESK, kamu emekçileri üzerindeki sürgünlere karşı kamu emekçilerinin ayakta olduğunu da hatırlatan Demirkapı, emekçiler böyle oldukça, alanlarda oldukça, çetelerin Türkiye'de istediklerini yapamayacaklarını belirterek, 9 Nisan İstanbul mitingini yürekten desteklediklerini söyledi.
Mazlum-Der: Evren yargılansın
Öte yandan Mazlum-Der Genel Sekreter Yardımcısı Ömer Ekşi de, Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu'nun 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren hakkında hazırladığı iddianame için takipsizlik verilmesine tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan Ekşi, bakanlığın tavrının Evren'in yargılanmasını engellemeye çalışarak, önü açılan savcılara aba altından sopa göstermek olduğunu belirtti. Ekşi, "Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu cevabı, en başta, yıllardır yargı mekanizmasının içinde olan Savcı Kayasu'ya sonra da hâlâ söz konusu darbe anayasasıyla yönetilen Türkiye halkına hakarettir. İddianamenin işleme konması için Kenan Evren'in resim yapmayı bırakıp yeniden silah kuşanması mı gerekiyor?" dedi.
www.evrensel.net