Kurumları var, ama işleri yok!

Kurumları var, ama işleri yok!

İşsizler, umut kapısı olarak gördükleri İş ve İşçi Bulma Kurumu'nda da aradığını bulamıyor. Kurumun bulduğu işyerlerine görüşmeye giden işsizlerin önüne türlü engeller çıkartan işveren, kendi isteğine göre işçi alıyor.

Kurumları var, ama işleri yok!
Muzaffer Özkurt
Her gün onlarca insanın, "İş bulurum" umuduyla başvurduğu ve son umut olarak baktığı bir kurum İş ve İşçi Bulma Kurumu. Hele de işsizliğin en üst boyutlara ulaştığı İstanbul'da bulunan İstanbul İş ve İşçi Bulma Kurumu, her gün onlarca insana umut kapısı oluyor. Burası özellikle pazartesi günleri ana baba gününe dönüyor. Senelerdir burayı ikinci kapıları haline getiren insan sayısı da az değil. Daha çok da özürlüler ve ilkokul mezunu işsizler başvuruyor. Başvuranların çoğu memleketlerinden, iş sıkıntısı nedeniyle İstanbul'a gelmişler. "Taşı toprağı altın İstanbul" onların bu isteklerine yanıt vermemiş. İşsizlik yine musallat olmuş başlarına. Bu yüzden de son çare olarak İş ve İşçi Bulma Kurumu'na başvurmuşlar.
Kurumun yaptırımı yok
Başvuru için nüfus cüzdanı ve fotoğraf yeterli oluyor. Eğer özürlü iseniz bunu belgeleyen hastane raporu gerekiyor. Ya da bir vasfınız varsa onu belgelemek zorundasınız. Bu kurumun hiçbir yaptırım gücü yok. Sadece aracı kurum olarak işlev görüyor, daha doğrusu işlevsizleştiriliyor. Bu kuruma başvurmak iş sorununun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Çünkü ele tutuşturulan bir kâğıtla gidilen işyerinin sizi kabul edip etmeyeceği belli değil. İşveren isteğine göre giden kişiyi işe alıp almamakta serbest. Genellikle de üzerine, "Tahsil yetersizliğinden" ibaresi yazılan kâğıt tekrar İş ve İşçi Bulma Kurumu'na devam ediyor. Böyle kâğıtlar yıllarca elden ele dolaşmaya devam ediyor.
Özürlülerin ise ayrıca sorunları var. Özürlü olarak gidilen iş görüşmelerinde ilk önce onlar eleniyor. Tercih dışı kalan özürlüler için çıkartılan, her işyerinde yüzde 20 özürlü çalıştırma koşulu ise hemen hiçbir yerde işlerlik kazanmamış. Daha doğrusu bunun için bir çabaya gösterilmemiş. Yaptırım gücü verilmediği için kurumun da yapabileceği bir şey yok. Kuruma başvuranlarla görüşmek için İstanbul Şube Müdürlüğü'ne gidiyoruz.
Geçim zor, iş yok
10 sene önce iş sıkıntısı nedeniyle İstanbul'a geldiklerini anlatan Cemal Doğan, 22 yaşında. 2 senedir, "Bir umut" deyip kurumun kapısını çalan Doğan, halen bir iş bulamadığını söylüyor. Doğan'la ailesi üzerine sohbet ediyoruz: "Beş kardeşiz. Bir kardeşim zihinsel özürlü. Babam inşaatta, abim tekstilde çalışıyor. Babam ayda 60, abim haftada 20 milyon lira alıyor. Annem hasta, kollarını bile kaldıramıyor. Kız kardeşim evlere temizlik yapmaya gidiyor" diyen Doğan, ne iş bulursa onu yaptığını, ancak gelir getirecek düzenli bir iş bulmak istediğini dile getiriyor. Çok kötü durumda olduklarını söyleyen Doğan, oturdukları eve kira olarak 70 milyon lira verdiklerini ifade ediyor. Doğan, kuruma nasıl başvurduğunu ise şöyle anlatıyor: "Fotoğraf, hastane raporu istediler. Ne zaman çağıracakları belli değil. Onun için her gün geliyorum buraya. Valiliğe gittik, bizi buraya yolladı."Fabrika kapandı, açıkta kaldı
İsmini vermek istemeyen 28 yaşında bir kadın işsizle görüşüyoruz. 4 aydır kuruma başvurduğunu söylüyor. Daha önce bir ilaç fabrikasında çalışıyormuş, ancak fabrika kapandığı için işsiz kalmış. Kuruma başvurmadan önce birçok yere başvurmuş, ancak olumlu bir yanıt alamamış. Trabzon'dan 10 yıl önce gelmişler. İlk önce ağabeyi gelmiş. Anne ve babası ile sonradan ağabeyinin yanına yerleşmişler. İş bulmasının aciliyetini ise şu sözlerle anlatıyor: "55 milyon lira kira veriyoruz. Abimin işleri kötüleşiyor. Bunun için iş bulmak istiyorum. Ama bulunmuyor. İlkokul mezunu olmam zorluk çıkartıyor."
10 yıldır kurumun kapısında
Kurumun kıdemlileri de var. Bayram Seçkin 10 yıldır kurumun kapısını aşındırıyor. Bolu'dan geldiğini söyleyen Seçkin'in ağır sağlık sorunları var. "Kalp rahatsızlığım var. Kalp kapakçığının değişmesi gerekiyor. Doktor iki yıl içinde ameliyat olmam gerektiğini söylüyor. Ancak sigortalı bir iş bulamıyorum" diyen Seçkin, şu an bir gece kulübünde sigortasız aşçı olarak çalışıyor. İlkokula giden iki çocuğu olduğunu belirten Seçkin, "Onların da sağlık karnesi yok. Sağlık yönünden çok zorluk çekiyoruz" diyor. İş aramak için gittiği yerlerde kendisine ağır işler verildiğini söyleyen Seçkin, "Buna karşı çıktığında ya işten atıyorlar ya da seni eziyorlar" diyor. Seçkin, yeni iş bulmak için görüşmeye gittiğinde kalp rahatsızlığından dolayı kendisine, "Başıma bela mı alacağım, ölürsün başımıza kalırsın" dediklerini ifade ediyor.
Özürlüleri eliyorlar
Fikri Altınay da, oğlunu kaydettirmek için gelmiş. Özürlü ve ilkokul mezunu olan oğlu Hakan'a iş bulabilmek için dördüncü kez kuruma geldiğini söyleyen Altınay, 45 sene önce Mardin'den geldiklerini belirtiyor.
Mehmet Demir ise iki yıldır kuruma geliyor. Ufak tefek geçici işler yaptığını, ancak bununla geçinemediğini söyleyen Demir, evli ve bir buçuk yaşında bir çocuğu var. Demir, "Bu kurumun hiçbir fonksiyonu yok. Sabah bir iş için kâğıt verdiler, gittim. İlkokul mezunu olduğum için kabul etmediler" diyor. Sınavla işe alan yerlere de başvurduğunu ifade eden Demir, "Sınavı kazansak da işe almıyorlar. Özrümüz olduğu için bizi eliyorlar" diyor. Şu an geçimini ailesinin yolladığı parayla sağladığını kaydeden Demir, 60 milyon lira kira verdiğini söylüyor. Her iş başvurusunda işverenin fırça attığını dile getiren Demir, "Boşa gidip geliyoruz" diyor.
www.evrensel.net