Sanatın tanıklığı: Alma Rose

Sanatın tanıklığı: Alma Rose

Almanya'daki toplama kampları, bu kamplardaki cinayetler, insan üstüne deneyler, toplu öldürümlerin üstünden geçen yarım yüzyılı aşkın süre bu kampların yarattığı dehşeti unutturdu.

Sanatın tanıklığı: Alma Rose
Sennur Sezer
"Auschwitz'de Birkenau kadınlar kampında bir orkestra vardı. Sabahları kadın mahkûmlara işe giderken eşlik eder, akşamları onları karşılardı. Ayrıca her gece Nazi subayları için klasik müzik konserleri verirdi." Bir masal girişine benziyor bu cümleler. Almanya'daki toplama kampları, bu kamplardaki cinayetler, insan üstüne deneyler, toplu öldürümlerin üstünden geçen yarım yüzyılı aşkın süre bu kampların yarattığı dehşeti unutturdu. Neonaziler de gaz odalarının, fırınların uydurma olaylar olduğunu söylüyorlar yıllardır. Siyasal muhaliflerle başlayıp "saf ırktan olmayan"larla süren bu bir kampta toplama eylemi bir "topluma uyum sağlatma" işlemiymiş yalnızca. Neyse ki sanatın tanıklığı var.
Bir zorla çalıştırma ve çalışamayacak durumdakileri öldürme kampındaki orkestra, daha önce de tiyatro eseri olarak yazıldı. Ali Poyrazoğlu'nun da sahnelediği bu oyunu tiyatro tutkunları anımsayacaklardır. Şimdi 1963 doğumlu bir İtalyan yazarın, Claudio Tomati'nin Alma Rose adlı oyunu aynı konuya eğiliyor.
1997 yılında ödül alan bu oyun orkestranın iki üyesinden anlatıyor toplama kampını, Alma Rose ve Fania Fenelon. Alma Rose, orkestra şefi Gustav Mahler'in torunudur. Yahudi olduğu için Hollanda'da bir konser verirken tutuklanıp kampa getirilmiştir: Kampın orkestrasının şefidir. Geçmişte Nazilere karşı çıkmadığı, politikayla da hiç uğraşmadığı için başına gelenleri anlayamaz. Onun tek tutkusu müziktir. Müziğin doğru çalınması, sanatın kurallarına uyulması adına orkestradakileri hırpalar. Fransız şarkıcı Fania Fenelon, yarı Yahudi bir Fransız şarkıcıdır. Orkestranın ahlaki yönünü sorgular, orkestradaki tutukluların daha iyi beslenmesini ister. Boşuna. Nazi subayları karşısında şarkı söylemeyi reddeder, boşuna. Yaptığı işler, şarkı söylemek, çalınacak parçaların orkestrasyonu, öteki orkestra üyelerinin gaz odasına ya da fırınlara gönderilmesini engellemek ya da ertelemek içindir.
Fania ile Alma'nın tartışmaları üzerine kurulu oyun. İki kadının hayata bakışı, sanata bakışı seyirciyi de düşünmeye zorluyor. Mahler'in ününü sürdürecek bir erkek çocuk bekleyen ailesine kendini müzikle kanıtlamış bir kız çocuğunun dramıdır Alma Rose'nınki. Ailesinin onu yok sayışıyla Nazilerinki arasında bir fark yok onun için. Yine de her şeyin merkezinde olmak, kendisinin özgürce müzik yapabileceği yer önemli onun gözünde. Fenelon ise yaşadıklarını unutmamak, tanıklık yapmak için sağ kalmaya çalışıyor.
İtalyan Kültür Merkezi Tiyatro Salonu'nda sergilenen oyunu dilimize Esin Bakla çevirmiş. Yönetmen Mehmet Gürhan, müzik yönetmeni Payam Koryak, ışık tasarımı Murat İpek. Alma Rose'yı Aytaç Öztuna, Fania Fenelon'u Filiz Kutlar oynuyor. Oyuna Plato Stüdyoları, Hitay Daycan ve Eftal Gürbudak da katkıda bulunmuş.
Sanatın ve yaşamın anlamı üzerine tartışmak, düşünmek istiyorsanız ve eğer İstanbul'da iseniz bu oyunu görün. İtalyan Kültür Merkezi Meşrutiyet Cad. No:161 Tepebaşı adresinde.
Oyun cuma günleri saat 19.00'da, cumartesi günleri saat 15.00'te sergileniyor. Ek bilgi için telefon 0212 293 98 48
www.evrensel.net