Sanat uyanışın yolunu açar...

Sanat uyanışın yolunu açar...

Tiyatro ve sinema sanatçısı Rutkay Aziz geçtiğimiz günlerde Ankara Sanat Tiyatrosu olarak sahneye koydukları 'Yobaz' isimli oyun için Almanya'da idi.

Sanat uyanışın yolunu açar...
Metin Boran
Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) Genel Sanat Yönetmeni ve Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği Başkanı Rutkay Aziz, tiyatro, sinema ve televizyon çalışmalarıyla gündemde. Rutkay Aziz yıllardır başında bulunduğu AST'ta birçok güzel oyuna imza atan usta bir oyuncu. Aynı zamanda Türkiye sinemasında önemli çalışmalarda yer alan Aziz, sanatın özü gereği politik olmak zorunda olduğunu ve emeğin özgürleşmesinin yanında olması gerektiğini ifade ediyor. AST tarafından sahneye konulan "Yobaz" isimli oyunu sahnelemek üzere Stuttgard'a gelen Aziz ile tiyatro, sanat-siyaset ilişkisi, işçi sınıfı kültürü ve sanatçı örgütlülüğüne ilişkin bir röportaj gerçekleştirdik.
- Sizce Türkiye'de özel tiyatro yapmanın önündeki en büyük engel nedir?
- Öncelikle sanatçılar cephesinden bakarsanız, nitelikli oyuncu sıkıntısı ve derinlikli tiyatro metninin azlığıdır denebilir. Diğer yandan devlet cephesinde özgür bir yaratma ortamının iyice daraltılmış olması ve her türlü yasal ve yasadışı engellerin dayatılması. Bunlara bir de ekonomik kıskaç eklendiğinde sorunlar çığ gibi büyüyor. Ayrıca mekân sıkıntısı da önemli bir sorun olarak engellerin bir parçasını oluşturuyor. Bütün bu sıkıntıların yanında bir de Türkiye'de hâlâ ulusal tiyatrosunu ve ulusal tiyatro yazarlığını oluşturamamış hantal bir kurumlaşma söz konusu.
Peki bir rejisör ve ÇASOD başkanı olarak sizin bu sorunlara ilişkin çözüm öneriniz var mı?
- Elbette var. Ben aynı zamanda Ulusal Sanat Konseyi'nin dönem başkanlığını yapıyorum. Gerek kurum olarak gerekse birey olarak her şeyden önce birçok alanda yasal düzenlemelerin ve birtakım hakların güvence altına alınması için uğraşıyoruz. Sanatçı örgütlülüğünün daha bir yaygınlaştırılıp etkin hale getirilmesini istiyoruz. Diğer yandan özel sanat kurumlarının sanatsal pratiklerinin önünün tıkanmaması için yasal düzenlemeler için mücadele ediyoruz. Biliyoruz Türkiye'de hâlâ düşünce açıklama özgürlüğü yok, ben bir yönetmen olarak hâlâ yargılanıyorum. Bu aydınlar ve diğer sanat çalışanları için bir gözdağı olarak bekletiliyor. Kuşkusuz birçok alanda olduğu gibi bu alanda da ilkel birtakım önyargılar var ve bunlar, üzerimizde bir baskı aygıtı olarak bekletiliyor.
Tarihte görüldüğü gibi sermayeye dayalı egemen iktidarlar, sanat ve sanatçıdan hep uzak durmuşlar ve bu pratikleri hep baskı altına almaya çalışmışlardır. Sanat-siyaset ilişkisi hakkında neler söylersiniz?
- Egemenlerin sanattan korkuları boşuna değil. Sanatçılar ve sanat hep insanın ve emeğin özgürleşmesi mücadelesinin yanında yer aldılar ve bu sürece kendi dillerince hakkı sundular. Korkular bu nedenle. Shakespeare'nin bir sözünü anımsayalım. "Bir ulusun yasalarını yapanlardan türkülerini yapanlar daha güçlüdür" der. Sanat eleştirelliktir ve başkaldırıdır. Toplulukların harekete geçmesini örgütler. Uyanışın yolunu açar.
- Sanatın sınıflar üstü olduğu tartışmasına bir yanıt da içeriyor söyledikleriniz
- Tartışmayı ben tekrar açmak istemem ama sanatın kendisi zaten bir politik eylemlilik değil mi? Bırakın sanatı, gündelik ilişkilerimiz de politik bir misyon taşıyor. Sanat özü ve varoluşu gereği siyasal olmak zorundadır. Çünkü sanat gündelik ilişkilerden ideal olanı arar ve ideal topluma ulaşmanın bir aracı olan siyaset bilime doğrudan ve dolaylı olarak yardımcı olur. Fakat sanat bu işlevini yerine getirirken esas işlevi olan somutu soyutlayarak estetik bir haz oluşturma misyonunu da göz ardı edemez. Ankara Sanat Tiyatrosu 36 yıldır politik ve tematik özelliği olan oyunlar sergiliyor ve bu oyunlarda hiçbir zaman kaba, indirgemeci görsel ve estetik düzeyi düşük zevksizliğe yer verilmedi. Ben sanata ve sanatın işlevine böyle bir anlam yüklüyorum.
- Bir konuşmanızda "Neoliberal siyasal kepazeliklerin ve Yeni Dünya Düzeni denen illetin önünü kesebilecek yegâne güç işçi sınıfı ve emekçiler demiştiniz. Bu görürüşlerinizi hâlâ koruduğunuz fark ediliyor. Neler söyleyeceksiniz?
- Yaptığım tiyatro türü ile ve tiyatroya yüklediğim misyonla sosyalist mücadelenin bir parçası olarak sınıf mücadelesine ve onun ütopyasına sanatsal desteğimi sunuyorum, sunmaya da devam edeceğim. Yeni Dünya Düzeni'ne bağlı bir siyasal pratik sergileyen yazınsal ve görsel medya sınıf mücadelesini bilerek görmezlikten geliyor ve muhalif olan sanat ve sanatçılara karşı duyarsız davranıyor. Ve zaten onların sayfa ve ekranlarında nitelikli olan ve düzeyli sanata yer yok. Sonuç olarak iradeyle, akılla ve ısrarla işçi sınıfı kültürünü yaygınlaştırmak ve bu örgütlülüğü güçlendirmek için sanat ve kültür cephesinin daha aktif hale dönüştürülmesi ve işçi sınıfı muhalefetinin bütünlüklü olarak yaratılması gerekmektedir.
- Önümüzdeki dönemde yeni projelerinizi öğrenebilir miyiz?
- Yeni proje olarak tiyatro konusunda henüz somutladığımız bir oyun yok. Fakat kısa zamanda belirlenecek diğer yandan sinema konusunda şu anda üzerinde çalıştığım bir senaryo var. Uğur Mumcu'nun "Sakıncalı Piyade" adlı yapıtını sinemaya uyarlıyorum. Rejisörlüğünü de ben yapacağım.
www.evrensel.net