Ergene Ovası üreticileriyle yok oluyor

Trakya'nın en verimli topraklarına sahip Ergene Ovası, Ergene Havzası'na pompalanan sanayi atıkları yüzünden çoraklaşma aşamasına geldi.

Ergene Ovası üreticileriyle yok oluyor
Okan Yiğit
Devletin politikaları sonucu tarım sektörü her geçen gün bitme noktasına gelirken, Trakya'nın en verimli topraklarına sahip Ergene Ovası, Ergene Havzası'na pompalanan sanayi atıkları yüzünden çoraklaşma aşamasına geldi. Uygulanan kotalar, artan girdilerle bitme aşamasına geldiklerini, uygulanan tarım politikalarının bellerini büktüğünü söyleyen Trakyalı üreticiler, bu gidişle tarımın yok olacağını belirtiyorlar.
Üreticiler, bölgedeki sulamanın yüzde 90'lık kısmının kaynağı olan Ergene Havzası'nın fabrika atıklarıyla zehirlendiğini, bunun da Ergene Ovası'nın ölmesi anlamına geldiğini vurguluyorlar. Yüz elli dönüme yakın arazisi olduğunu belirterek sözlerine başlayan Trakyalı üretici Rasim Gülcemal, "Traktörden, tohum ekme makinesine kadar her türlü aletim var. Ona rağmen tarım kredi kooperatifinden yüzde 110 faizle aldığım krediyi ödeyemedim. Köyde benim kadar arazisi olanlar bir elin parmağını geçmez. Ben bu haldeysem diğer çiftçiler ne haldedir" dedi. Geçen yıl 50 üreticinin icraya verildiğini, bunun da 200 üreticinin bulunduğu köyde dörtte birine denk geldiğini ifade eden Gülcemal, borçlarını ödeyebilmek için sahip olduğu hayvanlarını sattığını belirtti.
Pancar zehirlendi
Ürünleri Ergene Havzası'ndan çektikleri suyla suladıklarını kaydeden Gülcemal, ama bu dikkate alınmadan Çerkezköy'de kurulu bulunan deri boya fabrikalarının artıklarının Ergene'ye bilinçsizce atıldığını söyledi. Gümelcan, sanayi atıklarının olumsuz sonuçlarını şöyle özetledi: "Ergene Havzası'nda gelen suyla suladığım pancarlardan pekmez yaptık. Pekmezde acı bir koku ve acı bir tat vardı hepsini attık. Bir gün Ergene Havzası'na, su taksimi yapmak için suya girdim. 10 gün sonra nereme su değdiyse kaşınmaya başladı. Doktora gittim mikrop kapmışsın dedi. Tedavi olmak için 10 gün boyunca 1'er saat belime kadar ilaçlı suda kaldım." Gülcemal, 'çağ atlamak' deyiminin kendilerine, üreticilerin yok olması durumunu hatırlattığını ifade etti.
Köylüler tarafından "çiftçileri koruma görevlisi bilirkişisi" seçilen Şeraffettin Konukçu ise iki traktörü olduğunu ve birini satmak zorunda olduğunu söyleyerek başlıyor sözlerine. Hemen hemen 3 yıldır ürünlerini aynı fiyattan sattıklarını, bunun yanında girdilerinin sürekli arttığını kaydeden Konukçu, "İlacın kilosu yüzde bin arttı. Mazot yüzde yüz elli arttı. Gübreyi geçen sene 33 bin liradan alıyorduk ve destek vardı. Bu sene 92 bin liradan alıyoruz, destek de kalktı" dedi.
"Hükümet Koç'lar ve Sabancı'lar"
Ergene Havzası'nın, fabrikalardan bırakılan atıklarla zehirlendiğini belirten İsmail Yüce ise, sanayiye karşı değiliz diyor ve ekliyor: "Bana tarıma dayalı olmayan sanayi gösterin. Tekstilden şeker sanayisine, undan yağ sanayisine kadar hepsi tarıma dayalı. 'Sanayileşeceğiz' diyerek tarımı bitirmek sanayiyi de bitirmektedir."
"Bizde hükümet sermayedir, Koç'lar ve Sabancı'lardır" diyen Yüce, çözüm olarak, çiftçilerin birleşmesini ve şeriatçı-laik, Alevi-Sünni diye bölünmeden mücadele etmesini görüyor.
Bir senedir pancar parası alamadıklarını belirten Yüce, "Ziraat Odası başkanı Ankara'da cebini dolduruyor, bizse burada sefalet içindeyiz" diyor.
Sinanlı köyü üreticileri ile de kurmuş oldukları, 'Sinanlı Beldesi Sınırlı Sorumlu Tarımsal Kalkınma Birim Kooperatifi'nde görüştük. Birçok sorunu art arda sıralayan üreticiler, özellikle hükümet tarafından yok sayılmalarına ateş püskürdü. Kooperatif görevlilerinden Hüseyin Tataz ise, oldukça zor durumda olan üreticilerin menfaatlerini gözettiklerini ifade etti.
Ne gök, ne yer ne de insanlar...
Kırklareli Köy-Koop Birliği Yönetimi Hakem Kurulu Üyesi ve Emeğin Partisi Babaeski İlçe Başkanı İsmet Patron ise, Ergene Havzası'nda kirlilik nedeni ile canlı sayısının hızla azaldığına dikkat çekerek, "Neden fabrikaların zehirli atıklarından Ergene Havzası suyuyla sulanan topraktan verim alınamıyor. Toprak zehirleniyor, suyu kabul etmiyor. Fabrikanın bacasından çıkan duman atmosferi deliyor, atıkları toprağı öldürüyor. Gök kabul etmiyor, toprak kabul etmiyor, insanlar da kabul etmeyecek" dedi.
Çiftçilerin sorunlarının temelinde devlet politikası olarak uygulanan tarımı bitirme amacının olduğunu belirten Patron, "Pancara uygulanan kota, girdilerin her geçen gün artması, sübvansiyonların kaldırılması, IMF güdümlü tarım politikasının ürünüdür. Çiftçiler olarak artık bitmiş bulunuyoruz. Bitmiş bulunuyoruz ama çözümü de görmüyor değiliz" dedi. Yakında bir köylü kurultayı düzenlemeyi hedeflediklerini kaydeden Patron, sorunlarını ve çözüm yollarını burada ayrıntıları ile tartışacaklarını söyledi.
www.evrensel.net