Gerçek Amerikalıların ressamı

Kinci Amerikan yönetiminin hile hurda ile cezaevine atmayı başardığı onurlu insanlardan biri Ressam Leonard Peltier. Onun resimleri Kızılderililerin maruz kaldığı soykırım politikası 'kardeşlerinin' çektiği acıları anlatıyor.

Gerçek Amerikalıların ressamı
Kızılderili lideri ressam Leonard Peltier, 24 yıldır siyasi tutuklu olarak Amerika'nın Kansas eyaletindeki cezaevlerinde yatıyor. Hükümetin çeşitli defalar kendisinin ceza aldığı suçu aslında kimin işlediğinin bilinmediğini açıklamasına rağmen.
Peltier'in tutuklanma ve yargılanma sürecinden itibaren yaşanan insan hakları ihlalleri ve adaletsizlikleri milyonlarca insan öğrendi ve birçok kişi, insan hakları örgütlerinin de çabası sonucu sanatçıyı destekledi.
Anishinabe-Lakota kabilesinden olan ve Kızılderili halklarının geçmişini ve bugününü tuale yansıtanlar arasında Rahibe Theresa, Desmond Tutu, Dalai Lama, Uluslararası Af Örgütü, Avrupa Parlamentosu, İtalyan ve Belçika parlamentoları, ABD Kongresi'nin 50 üyesi, aktör Robert Redford, Amerika Yerlileri Ulusal Kongresi gibi kurum ve kişiler de bulunuyor.
54 yaşındaki Leonard Peltier Kuzey Dakota'daki Grand Forks'ta doğmuş. 13 kardeşi var. Henüz 8 yaşındayken ailesinin yanından alınarak yerliler için kurulan bir okula götürülmüş. Bu, Peltier'in ABD yönetiminin yerli politikaları ile ilk tanışması aynı zamanda. İlerleyen yıllarda babasının yaşadığı Turtle Dağı Reservasyonu'na dönmüş. Bu o dönemde pilot uygulamalar yapılmak üzere kurulan ilk üç rezervasyondan biri. Ancak bu izolas- yon ve yok etme politikalarına karşı yükselen tepkiler, yerlilerin kentlere göç etmesiyle sona ermiş.
Rezervasyonda geçirdiği günlerde Peltier, yerlilerin Yerli İşleri Bürosu'na yönelik protestolarının örgütlenmesinde etkili olmuş. Bu yıllar yerlilerin açlığa mahkûm edildiği ve ırkçı saldırıların yoğunlaştığı yıllar.
Ortalık ajan kaynıyordu
1965'te Leonard Peltier Seattle'a taşınmış. Ortağı olduğu otomobil tamircisinde yerlilerle çalışmış.
Bu dönemde cezaevinden yeni çıkan dolayısıyla toplum yaşamından dışarı itilen yerlilerin ev ve iş bulmalarına yardımcı olan kuruluşlarda çalışmış. 1960'lı yılların sonlarında ve 1970'lerin başlarında marangozluk gibi işler yapan Leonard Peltier, aktif olarak yerli haklarını savunmaya devam etmiş. Amerika Yerli Haraketi'ne katılmış ve özellikle alkol bağımlılığı, barınma ve iş konularında faaliyetlerde bulunmuş. Leonard Peltier, ilk kez 1972 yılında Yerli İşleri Bürosu'nun işgali eyleminin ardından mahkeme önüne çıkarılmış.
1975 yılında faaliyetlerini Pine Ridge'de sürdürmeye başlamış. Buradaki rezervasyonun yerli yöneticisi ile dillerini, topraklarını ve kültürlerini korumak isteyen yerliler arasında büyük bir mücadele yaşanmış. GOONS adı verilen silahlı 'bekçilerin' başında Dick Wilson isimli bir ırkçı bulunurmuş. Pine Ridge'de üç yıl içerisinde yerli hareketi üyesi 60 kişi öldürülmüş ve 300 kişi dayak ve kötü muameleye maruz kalmış Pine Ridge'in kişi başına düşen FBI ajanı sayısının en yüksek olduğu bölge olduğu söyleniyor. Cinayetlerin ve diğer saldırıların hiçbiri araştırılmamış. Aksine FBI ajanlarının yerlilere yönelik saldırıları gerçekleştiren faşistlerin silahlanmasına yardımcı oldukları biliniyor.
Barut fıçısı patlar
Leonard Peltier'iın da bölgeye gitmesinin nedeni, zor durumdaki halkına yardım etmektir.
26 Haziran 1975 yerlilerle ajanlar arasında çıkan bir tartışmanın sonunda iki ajan ve bir yerli yaşamını yitirir. Aslında her şey, silahlı ajanların bir çift eski ayakkabı çalan bir yerli çocuğu bulmak gerekçesiyle arama yapmak istemeleriyle başlar. Leonard Peltier'in de aralarında bulunduğu üç kişi mahkemeye çıkarılır. Ölen yerli hakkında ise hiçbir zaman soruşturma başlatılmaz. Mahkeme, diğer iki kişi hakkında nefsi müdafaa kararı verir. Kanada'ya giden Leonard Peltier ise daha sonra farklı bir mahkeme tarafından başka bir yerde yargılanır ve yasadışı yollardan Kanada'ya kaçmakla suçlanır. Alelacele sonlandırılan mahkeme sonunda birinci derece cinayetten suçlu bulunur ve iki kez ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilir.
Adalet tersine işlemektedir. Hükümet Peltier'in suçlu olduğu kanıtlanamadığını kabul eder ancak, beyaz ve zengin Amerikalılar için işleyen kanunların aksine, Peltier'in kendisinin masum olduğunu kanıtlaması gerekmektedir!
Cezaevi yıllarında ne Peltier inançlarından vazgeçer, ne de Amerikan hükümetinin intikam duygusu söner. Yerli hakları mücadelesini desteklemeyi sürdüren Peltier'in uzun yıllar çektiği çene rahatsızlığından ötürü tedavi görmesi yıllarca engellenir. Sonunda, geçtiğimiz mart ayının 22'sinde 5 saatlik bir ameliyat geçirir, ancak bu oldukça geç kalmış bir müdahaledir. Çünkü Peltier'in çenesini oynatması her geçen gün zorlaşmaktadır.
Biyografisini "Hapishane Yazıları: Yaşamım Benim Güneş Dansımdır" isim altında yayımlayan Peltier'in şiirleri de bulunuyor.
www.evrensel.net