Beykoz'da rant oyunu

Boğaz manzarasıyla göz kamaştıran Beykoz, rant çevrelerinin iştahını kabartıyor. Ormanlık alanlara binlerce villa yapanlar, gecekondu arsalarına el koymak istiyorlar.

Beykoz'da rant oyunu
Özlem Dinler
Birçoğunun elinde tapu tahsis belgesi olmasına rağmen Beykoz'un Rüzgarlıbahçe, Çubuklu ve Çavuşpaşa mahallelerinde oturunlar, zorla evlerinden, yerlerinden ediliyor. Kadıköy Emlak Müdürlüğü'nce yerlerinden tahliye edilmeleri yönündeki kararın iptali için açtıkları davayı kazanmış olmaları da bu gerçeği değiştirmiyor.
Mahkemenin, "Tapu tahsis belgesi bulunanlar, yasa hükmü gereğince işgalci olarak nitelendirilemeyeceğinden, tahliye için hukuka uygunluk bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline..." şeklindeki ifadesine rağmen Beykoz Belediyesi'nin evleri yıkma tehdidi sürüyor.
Ve yerlerinden sürülmek istenen semt sakinleri, belediyenin evlerini yıkmak için ısrar etmesinin gerisinde, Boğaz'ın en güzel yakasını oluşturan Beykoz'u emekçilere çok gören sermaye ve rant çevrelerinin parmağının olduğunu vurguluyorlar. Emekçileri Beykoz'dan kovmak ve Beykoz'u boşaltmak için her türlü girişimlerini ve ayak oyunlarını sürdürdüklerini söyledikleri çevrelerin, daha önce Paşabahçe, Deri Kundura ve Tekel'in Beykoz şubelerini kapatmak için faaliyet yürüttüklerini hatırlatıyorlar.
Emlak müdürlüğünden tehdit
"10 Kasım 1985 tarihinden sonra yapılan gecekondular ile inşasına başlanan imar ve İstanbul Boğaz'ı sahil şeridi ve ön görünüm bölgeleri mevzuatlarına aykırı" olduğu gerekçesi ile yıkılmak istenen evlerin birçoğu 1990 yılından sonra yapılmış ve tapu tahsis belgesi de alınmış.
Bu belgeye sahip olan ve Beykoz Rüzgarlıbahçe Mahallesi'nde oturan Ali Ergül, Rüzgarlıbahçe, Çavuşbaşı, Çubuklu Mahalleleri'nde oturan gecekondu sahiplerinin ellerindeki tapu tahsis belgelerinin, Kadıköy Emlak Müdürlüğü tarafından geçersiz sayıldığını ve kendilerinden sürekli olarak evlerinin boşaltılmasının istendiğini söyledi.
Ergül, kendilerine bir gün "15 gün içinde semti terk edin" ibareli bir kâğıt gönderildiğini, bunun üzerine, ellerinde tapu tahsis belgesi bulunan 18 aileyle beraber, 6. İdare Mahkemesi'nde, İstanbul Defterdarlık Milli Emlak Daire Başkanlığı'na dava açtıklarını kaydetti. Açtıkları davada 17 ailenin "Daha sonra belediyeye öderiz" diye tapu paralarını ödemedikleri için davayı kaybettiklerini, fakat mahkemenin kendisi lehine karar verdiğini ekledi.
Ergül, davadan sonra kendilerinden Milli Emlak Kadıköy Müdürlüğü'nce kira bedeli istendiğini, bunun üzerine Tapu Tahsis Belgesi ve mahkeme kararı ile Milli Emlak Kadıköy Müdürlüğü'ne gittiğini, fakat orada, "Biz istersek bunu da geçersiz sayarız" cevabıyla karşılaştığını vurguladı.
Yıkım gözdağı
Beykoz Belediyesi zabıta ekiplerinin hiçbir gerekçe göstermeden, Rüzgarlıbahçe Mahallesi'ndeki işyerini bir hafta önce yıktıklarını belirten Ali Ergül, bu yıkımın evlerini boşaltmayanlara bir gözdağı, yıldırmaya yönelik bir saldırı olduğunu anlattı.
20 yıldır Beykoz'da oturduğunu ifade eden Ergül, gecekonduda oturduğu için keyfi gerekçelerle sık sık cezalandırıldıklarına dikkat çekti. "Ormanlık görünüyor" denilerek, Beykoz Savcılığı'nca para cezasına çarptırıldığını belirten Ergül, para cezasını ödediğini, ancak evinden ormanlık bölgenin görülmediğine ilişkin elinde belge ve evraklar olduğunu anlattı. Belediye Başkanı Alaattin Küsüdar'ın kendileriyle görüşmemesinden şikâyetçi olan Ergül, elindeki belgelere dayanarak hukuki yoldan hakkını arayacağını kaydetti. Ergül, Rüzgarlıbahçe Mahallesi'ndeki birçok eve daha önceden Milli Emlak tarafından boşaltma kararları geldiğine ve bu yıkımın bir başlangıç olduğuna dikkat çekti.
İşyerini zorla yıktılar
Beykoz Belediyesi zabıta ekiplerince işyeri yıkılan Necmettin Horoz ise, yıkımın belediye encümenlerinin kararı olmaksızın, keyfi olarak gerçekleştirildiğine vurgu yaptı. Zabıta müdürünün 10 milyar lira istediğini, bu parayı veremediği için işyerinin yıkıldığını iddia eden Horoz, konuyu görüşmek üzere gittiği Beykoz Belediyesi'nde, kendisine çelişkili yanıtlar verildiğini söyledi.
Tazminat davası açacak
Horoz, işyerinin ormanlık vadide olmadığına ilişkin Orman Müdürlüğü imzalı belge olmasına karşın yıkımdan nasibini aldığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Onların derdi burayı yemek. İşyerimi zor kullanarak yıktılar ama elimden alamazlar. Benim hak ettiğim bir dava var. Elimde devletin verdiği tapu var. Şimdi 'Burdan çık' diyorlar. Olmaz böyle şey."
İşyerinin yıkılmasından sonra bilirkişi raporu ve avukat tuttuğunu ifade eden Horoz, zabıta müdürü aleyhine tazminat davası açacağını söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


"Düşünce suçu Türkiye'nin ayıbı"
İHD eski Genel Başkanı Akın Birdal'ın cezaevine konmasına ilişkin basın toplantısı yapan kitle örgütü ve siyasi parti temsilcileri, demokratikleşme ve düşünce özgürlüğü için mücadele etme çağrısında bulundu. "Dünya Barış Günü"nde yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek hakkında verilen, ancak sağlığı nedeniyle ertelenen hapis cezasını yatmak üzere Birdal'ın tekrar cezaevine girmesiyle ilgili İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenlendi. İHD, ÖDP, HADEP, DBP, DMP, Barış Anneleri İnisiyatifi ve TMMOB temsilcileri ile yazarların katıldığı toplantıda konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, Birdal'ın, demokrasi ve barış istediği için cezaevine gönderildiğini belirtti.
İHD İstanbul Şubesi eski Başkanı Avukat Ercan Kanar ise, düşüncelerinden dolayı aydınların cezaevine girmesinin Türkiye'nin utancı olduğunu söyledi. Demokratikleşme tartışmalarının 312. maddede yoğunlaştığına dikkat çeken Kanar, insan haklarına aykırı 152 maddenin de değişmesi gerektiğini dile getirdi. KESK Genel Sekreteri Sevil Erol, "Bulunduğumuz her yerde demokrasiyi, barışı savunacağız" derken, HADEP İl Sekreteri Mahmut Eşiyok, "AB tartışmaları sonrası yapılan demokratikleşme çalışmalarının makyaj çalışması olduğunu gördük" diye konuştu.
Çözüm ortak mücadele
ÖDP İl Sekreteri Seral Tutal ile TMMOB İkinci Başkanı Celal Beşiktepe, konuşmalarında ortak mücadele çağrısı yaparken, hakkında açılan dava sonucu cezaevine girmesi kesinleşen kapatılan Tuncelililer Derneği'nin Başkanı Selman Yeşilgöz, "İnsanlar örgütlenme hakkı elinden alınarak cezaevine konuluyor" dedi. Kürt Enstitüsü Temsilcisi Eşref Doğaner, Tomris Özden, Şair-Yazar Mıgırdiç Margosyan ile DMP ve DBP temsilcileri de birer konuşma yaparak, Birdal'ın cezaevine konmasını protesto etti.
Öte yandan, yazılı açıklama yapan HADEP Genel Başkan Yardımcısı Hamit Geylani, devletin ve siyasetin demokratikleşmesinin herkesçe istendiği ve çabaların başladığı bir dönemde Birdal'ın cezaevine konulmasının çelişki olduğunu iddia etti ve ayrımsız genel af istedi. İHD Elazığ Şube Başkanı Cafer Demir ise yazılı açıklamasında, herkesi Birdal şahsında insanlığa sahip çıkmaya çağırdı.
ABD: Üzgünüz
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü James Foley, ülkesinin, Birdal'ın yeniden cezaevine konulması kararından büyük üzüntü duyduğunu belirterek, hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi. AB Komisyonu sözcülerinden Jean-Christophe Flori de, Birdal'ın hapsedilmesinin, "iyi yönde atılmış bir adım olmadığını, ancak Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkilemeyeceğini" söyledi.
www.evrensel.net