Filistinli aydınlar adil barış istedi

Filistinli aydınlar adil barış istedi

Dünyanın pek çok ülkesinde yaşayan Filistinli aydınlar, İsrail halkına ithafen yazdıkları mektupta, adil bir barışın ilkelerini ortaya koydular.

Filistinli aydınlar adil barış istedi
İsrail ve Filistin arasındaki 'barış' görüşmelerinin yeniden hızlandığı şu günlerde, öngörülen bir barışın Filistin halkını değil, ABD ve İsrail'in çıkarlarına hizmet edeceğini ifade eden Filistinli aydınlar, İsrail halkına açık bir mektup yayınladılar. Altında Filistin'de ve dünyanın bir çok ülkesinde yaşayan 127 profesör, sanatçı, bilimci, gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusunun imzasının bulunduğu mektupta askerin değil, halkın barışının şart olduğu ifade edildi ve Yahudi halk, Filistin halkı ile barışa davet edildi. "İsrail ve Yahudi Halkına" başlıklı çağrıyı aynen yayınlıyoruz:
Biz, aşağıda imzası bulunan aydınlar, mevcut barış süreci üzerindeki düşüncelerimizi açıklamak üzere İsrail ve Yahudi halkına hitap ediyoruz. Ortaya konulanın barış süreci değil, gelecekteki savaşların tohumlarının ekilmesi olduğunu düşünüyoruz. Aşağıda imzası bulunanlar da dahil olmak üzere, Filistinlilerin çoğunluğu İsrail'in on yıllardır süren adaletsizlik, sefalet ve yurdundan tahliye etme uygulamalarına karşın, İsrail ile tarihsel bir anlaşma imzalayarak tek bir ülkede barış içinde, birlikte yaşamak için zamanın geldiğine inandık.
Barışın iki prensibi
Filistinlilerin çoğunluğu, barışın iki prensip üzerine kurulu olacağına inanıyor: Gelecek için gerekenler ve adalet. Şahit olduğumuz gerçekler bu ilkelerden oldukça uzaktır. Bir taraf mevcut güç dengesinin kendi lehine olduğunu ve karşı tarafa küçük düşürücü bir anlaşma dayatabileceğini, adeta dayattığı herşeyi kabul ettirebileceğini düşünmekte.
İsrail Filistinlileri boğuyor
Tarihsel yerleşim, İsraillilerin Filistinliler ile aralarındaki değil, kendi aralarındaki bir yerleşime dönüşüyor. Bu yerleşim Filistinlileri insani ve siyasi açıdan, sınırlar ve güvenlik açısından boğmakta: İnsani açıdan boğmakta, çünkü Filistinlilerin tarihsel ve tarihi haklarını tanımıyor; sınırlar açısından boğmakta, çünkü bir taraftan işgal ilerlerken Filistinliler kuşatılmış köy ve kentlerde izole edilmekte; güvenlik açısından boğmakta, çünkü İsrail güvenliği Filistinli haklarının, varlığın ve güvenliğinin üzerinde en temel prensip olarak konumlandırılmakta; siyasi açıdan boğmakta, çünkü Filistinlilerin kendi geleceklerini tayin ve sınırlarını denetleme hakkını engellemekte.
Seçim sizin!
Sizi bu gerçeklerle yüzleştirdiğimizde halkımızın en derin inancını ifade edeceğimizi düşünüyoruz. Daima sizin hükümetiniz ve ordunuz lehine işleyen bir güç dengesinin dayattığı bir yerleşim ile adil ve hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin lehine olan, aynı toprakta uzun vadede birlikte varolmanın temellerini oluşturan bir yerleşim arasında tercih yapmanız gerekiyor. Seçimi sizin ellerinize bırakıyoruz.
Açıklıkla ifade ederiz ki; Filistin'de adil bir yerleşim sorununa sadece iki çözüm bulunduğunu düşünüyoruz. Birinci çözüm, İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklarda ve başkent Kudüs'teki tüm egemenlik haklarıyla Filistin devletinin kurulması, Filistinli mültecilere geri dönüş hakkı tanıması ve Filistin halkına uygulanan tarihsel adaletsizliğin İsaril tarafından tanınmasına dayalıdır. Filistin devleti 1988 Filistin Bağımsız Bildirgesi'nde geçen insan hakları ve demokrasi ilkeleri üzerinde kurulacaktır. İkinci çözüm ise Filistin'in tarihsel toprakları üzerinde iki uluslu, demokratik bir devlet kurulmasıdır.
Elleri, sürekli kendi aleyhine işleylen güç dengesi ile bağlı olan Filistinli görüşmecinin bu iki çözüme de gitmeyecek küçük düşürücü ve onur kırıcı bir yerleşime zorlanabileceği açıktır. Tarih, desteklemedikleri yerleşimlere zorlanan uluslar ve bu yerleşimlerin iki taraf açısından da felakete dönüştüğünün örnekleriyle doludur.
Hangi barış?
Bu mesajı öncelikle adalet ve eşitlik ilkelerine inanan İsraillilere olmak üzere tüm dünyada barışı arzulayanlara ithaf ediyoruz. Onlara, İsrail yönetiminin Filistinli görüşmeciye dayatmak istediği yerleşimin Filistin halkının dahil edildiği bir yerleşim olmadığını söylemek istiyoruz. Bu, içinde kendi sonunun tohumlarını barındıran kırılgan bir yerleşim olacaktır. Böylesi bir yerleşimi desteklemeyiz ve kabul etmeyiz.
Zorlama bir askeri barış, generallerin barışı yerine gerçek ve adil bir barış için size elimizi uzatıyoruz.
www.evrensel.net