Direnen işçi asla kaybetmez

"Pahalılığa, işsizliğe, yoksulluğa, özelleştirmeye, sahte sendika yasasına hayır" demek için Gemlik'te bir araya gelen binlerce emekçi, taleplerini dile getirirken, ülkelerine ve geleceklerine sahip çıkmanın yolunu da gösterdiler.

Direnen işçi asla kaybetmez
Şahin Bayar - Şengül Karadağ
Bursa Sendikalar Birliği, pazar günü Gemlik'te "Pahalılığa, işsizliğe, yoksulluğa, özelleştirmeye, sahte sendika yasasına hayır" mitingi düzenledi. Mitingin, Bursa'nın bu deniz kenarındaki küçük ve güzel ilçesinde yapılmasının sebebi; özelleştirme kapsamındaki üç önemli fabrikanın bu ilçede bulunmasıydı. Gemlik (Azot) Gübre, Asil Çelik ve Sunğipek. Ayrıca Gemlik Belediyesi'nde çalışan işçiler, toplusözleşmeleri uzlaşmayla sonuçlandığı için grev aşamasında ve belediye başta ulaşım olmak üzere çeşitli birimlerde özelleştirmeye hazırlanıyor.
Ancak özelleştirme tüm işçilerin ortak sorunu ve dünkü mitinge başta Petrol-İş ve TÜMTİS üyesi işçiler olmak üzere pek çok ilden işçiler de katıldı. Gemlik, mitinge katılan 'eski'lerin söylemiyle 1976'dan beri böyle bir gün yaşamamıştı.
Yüzünüzü işçiye dönün
Başta özelleştirme olmak üzere emekçilere yönelik saldırılara karşı önümüzdeki haftalarda yapılacak mitinglerin ilki olma özelliği taşıyan Gemlik mitingi, dolayısıyla, saldırılara karşı topyekûn ve sokakta yanıt verilmesinin gerekliliği konusunda önemli mesajlar da içeriyordu. Mitinge katılan binlerce işçi, "Özelleştirmeye hayır", "IMF defol, bu memleket bizim" derken hem özelleştirme konusunda henüz "her şeyin bitmediği"ni ilan ediyor hem de çareyi, konfederasyon yöneticilerinin bürokrasiyle görüşmelerinde arayan ve işyerlerine, üyelerinin gücüne güvenmeyen sendikacılara, yüzünü nereye dönmeleri gerektiğini gösteriyordu.
Mitingin en temel sloganı "TÜPRAŞ (POAŞ, İGTAŞ, TÜGSAŞ) zaten bizim. Halkın malı satılamaz" idi. Çünkü hükümetin ve medyanın özelleştirmeyi 'sevimlileştirmek' amacıyla sık sık kullandığı "İşçiye satıyoruz", "Halka arz ediyoruz" söyleminin sahteliğine olduğu kadar, özelleştirmeye asıl karşı çıkış noktasına da işaret ediyordu.
Birleşelim ve direnelim
Miting sırasında görüşlerini aldığımız işçiler, saldırıların birleşerek ve gerekirse her gün eylem yaparak püskürtülebileceğini belirttiler. Sendikalar karar aldıklarında ve örgütlediklerinde işçinin her türlü eyleme hazır olduğunu vurgulayan işçiler, bunun yine de yeterli olmadığını, tüm halkın kazanılması gerektiğine dikkat çektiler.
Bandırma'da kurulu Etibor fabrikasında çalışan Şevket Yılmaz, hükümetin TÜPRAŞ'tan yani en büyük yerden başladığını belirterek, "Biz zaten azınlıkta kalıyoruz, küçük kalıyoruz" diyor. Etibor fabrikası da özelleştirme kapsamında. En büyük talipleri kamuoyunda kirli ilişkileri ve çete bağlantılarıyla tanınan Kamuran Çörtük ve Turgay Ciner. "Bor madenlerini vermeyeceğiz, ne Çörtük'e ne Ciner'e. Direneceğiz ölümüne" diyen Etibor işçileri direnmeye hazır. "Karşı durmak için buradayız, ama biraz zor görünüyor, halk lazım. Görüyorsunuz halk pencerelerden bakıyor. Ulaşamıyoruz" diyen Şevket Yılmaz, en büyük sorunun sendika ağalığı olduğunu belirtiyor. Gemlik mitingi için bile geç kalındığını, iş bittikten eylem yapıldığını söyleyen Yılmaz, "Ufak da olsa umudum var, olmasa burada olmazdım" diye konuşuyor.
Sendikalar ağır kalıyor
Gemlik (Azot) Gübre Fabrikası'ndan adını vermek istemeyen bir işçi, özelleştirmenin tekelleşme yaratacağını belirterek, "Gübre fabrikalarının satarlarsa, Gemlik'in, Türkiye'nin köylüsü ne olacak?" diye soruyor. 750'ye yakın işçinin çalıştığı Gemlik Gübre'de çalışan bir başka işçi de özelleştirmenin işsizlik getireceğini vurgulayarak, "Türkiye çalışanlar çalıştığı sürece kalkınır; üretmeden, satarak kalkınmaz. Devlet TÜPRAŞ'ı satsa, ne olacağı belli değil. Belki de sattığı kişi fabrikayı kökünden sökecek..." diyor. Bu şekilde mitinglerle özelleştirmeye hayır demeye çalıştıklarını belirten Petrol-İş üyesi işçi, "Sendikalar ağır kalıyor. Sendikalar işçiyi nasıl yönlendirirse işçi o şekil davranır" sözleriyle de sendikacıları eleştiriyor.
Her şeyi yaparız
18 yıldır Sunğipek'te çalışan Turgay Tümer, "Özelleştirme yağma ve talan için, zenginleri daha zengin yapmak için yapılıyor. Bütün illerde böyle alanlara çıkılırsa, her gün yürünürse bu saldırı aşılabilir" diyerek, sendikaların birleşmesi gerektiğini söyledi. "Sendika ağalığı denen şeyin sona ermesi zorunlu. Taban güçlü olursa, birleşmek zorunda kalacaklar. Ama işçinin de eğitime ihtiyacı var, sendikacılar bunu istemiyor" diyen Tümer, sorunun sadece işçilerin değil, esnafından, köylüsüne bütün halkın sorunu olduğunu dile getiriyor: "Bugün Sunğipek'i bilinçli olarak çalıştırmıyorlar, mal talebi olduğu halde... Bu, Gemlik'in bütün ekonomisini etkileyecek bir durum. İşçi de olmazsa esnaf ne yapacak?"
Sunğipek işçilerinin iki sene önce, sözleşmelerinin ihlal edilmesi ve ücretlerinin ödenmemesi üzerine 9 gün işyerini terk etmeme eylemi yaptıklarını, işyerinde yatıp kalktıklarını hatırlatan Turgay Tümer ve Mehmet Cansev, "Bugün de ekmeğimiz için, çoluk çocuğumuz için her şeyi yaparız" dediler. Türkiye'de büyük bir işçi yürüyüşü yapıldığını ama medyada bu konuda haber olmadığını belirten Sunğipek işçileri, tepkilerini, "Hasal Cemal gibi bizim sosyal demokrat bildiğimiz birisi bile Petrol-İş Genel Başkanı'na 'Bu ne biçim kafa, sen nereye gidiyorsun' diye yazıyor. Hasan Cemal bile parayla yazı yazıyorsa basın Türkiye'de bitmiştir" diyerek gösterdiler.
www.evrensel.net